Markalar Twitter’ı nasıl kullanmalı?

twitter2Sosyal Medya’yanın vagzeçilmez unsurlarından biri de Twitter. Dünyada oldukça fazla kullanıcısı olan bu mikro blogging platformu, Türkiye’de özellikle medyanın gündemine girmesi ile popülerleşmeye başladı.

Twitter, bireyler için farklı kullanım sebepleri sunuyor. Markalar/şirketler açısından bakıldığında da oldukça önemli bir platform. Markalar tarafından farklı amaçlara yönelik kullanılabilecek olan Twitter’ın ülkemizdeki kullanım örneklerinin sayısı da her geçen gün artıyor.

Twitter, pazarlama süreçlerinize yeni fırsatlar sunacak bir platform olmakla birlikte geleneksel pazarlama yöntemlerini de etkin bir şekilde kullanabilmenize olanak sağlıyor.

İşte size geleneksel pazarlama ve PR faaliyetlerini Twitter’a taşıyabilmeniz için beş yöntem;

Müşteri hizmetleri
Müşteri hizmetleri ve çağrı merkezi hizmetlerinizi twitter’a da taşıyın. Twitter kullanıcılarının size ulaşmasını kolaylaştırın. Sorunlarını ve taleplerini dinleyin. Çözümlerinizi Twitter üzerinden sunun.

Kriz yönetimi
Twitter kriz anlarında mesajınızı en hızlı şekilde iletmenizi sağlayacak, markanın doğrudan iletişim kurabildiği bir platformdur. Kriz anlarında kullanıcıları takip edin. Onlara samimi ve doğru cevaplar verin.

Medya Takibi ( Sosyal Medya Takibi )
Twitter’da markanızı takip edin. Markanız hakkında olumlu ve olumsuz görüşler yazan kişilerle irtibata geçin. Onların sorunlarını çözmeye çalışın. Markanıza uygun tavsiyeleri hayata geçirin.

Promosyon ve kampanyalar
Twitter kullanıcılarına özel promosyonlar yapın. Tüm promosyonlarınızı ve kampanyalarınızı twitter’dan duyurun. Sadece takipçiler özel promosyonlar ve öncelikli haberdar olma fırsatı takipçilerinizin sayısını arttırmanıza yardımcı olacak.

Haber duyurumu ve basın bülteni yayını
Şirketiniz ile ilgili gelişmelerin yayınlandığı basın bültenlerine linkler verin. Haberlerinizi Twitter üzerinden duyurun.

Sosyal medya, arama motorları ve online PR ilişkisi

Dün benim adıma çok keyifli geçen bir sunum gerçekleştirdim. Netpoint – Kurumsalhaberler.com tarafından gerçekleştirilen sunumda Türkiye’nin önde gelen markalarından 20 davetli katıldı. Sunum sonrası yaptığımız anket, katılımcılar tarafından sunumun başarılı geçtiğini bize gösterdi.

Anketten aldığımız veriler pazarlama ve iletişim sektörü çalışanlarının Sosyal Medya konusunda daha kapsamlı bilgiler talep ettiğine işaret ediyor.

Yaklaşık 4 saat gerçekleştirilen sunumda arama motorlarından ulaşılan içerik, arama motoru optimizasyonu, anahtar kelime tespiti, basın bülteni optimizasyonu konularına ağırlık verdik. Sosyal Medya konusunda ise başlangıç seviyesinde paylaşımlarımız oldu.

27 Ocak 2010 tarihinde Centrum Toplantı Merkezinde gerçekleştirdiğimiz workshop’a ait sunuma slideshare’den ulaşabilirsiniz.

The Conversation Prism v2.0

The Conversation Prism

Brian Solis ve Jesse Thomas tarafından hazırlanan “The Conversation Prism” Sosyal Medya ile ilgili çok güzel bir grafik çalışması. Farklı boyutta görsellere http://theconversationprism.com/ web sitesinden ulaşabilirsiniz.

Arama Motoru Optimizasyonu

seo-blocksBirçok Pazarlama ve Halkla ilişkiler sektörü profesyoneli “arama motoru optimizasyonu” işleminin teknik bir çalışma olduğunu düşünmekte.
Bu doğru gibi gözükmekle birlikte eksik bir yaklaşım. Bir örnekle izah edeyim;
Televizyon yayıncılığı denince aklımıza uydu bağlantıları, frekanslar, kanallar, stüdyolar, kameralar gelebilir. Ancak bunlar işin tamamen teknik kısımlarıdır. Bunlar olmadan olmaz, ancak işin can alıcı kısmı izleyicinin beğeneceği programlar yapabilmektir. Yaptığınız filmler, programlar, diziler başarılı olmadığı sürece teknik olarak en üstün yapıyı kurmanızın hiç bir değeri yoktur.

Arama motoru optimizasyonu da buna benzer. Teknik bir çalışma şarttır. Ancak başarı için doğru içeriği sunmanız gerekir.

Başarılı bir arama motoru stratejisi için SEO’nun basitçe tanımını yapalım;

Arama Motoru Optimizasyonu ( SEO – Search Engine Optimization )
Bir web sitesinde yer alan içeriklerin Google gibi arama motorlarında daha üst sıralarda çıkabilmesi için yapılan çalışmaların bütününe denir. İçerik oluşturma, içeriklerin siteye doğru bir şekilde yerleştirilmesi için teknik çalışma yapma ve sitenin dışarından aldığı link sayısını arttırma şeklinde üç temel prensibe dayanır.

Başarılı bir SEO için
1. Anahtar kelime araştırması ve stratejisi
2. Anahtar kelimeler kullanılarak siteye güncel içerikler ekleme
3. Tasarım, programlama, etiketleme
4. Makale, basın bülteni gibi güncel içerikler oluşturma
5. İçerikleri RSS ile sunma, bu sayede geri linkler alma

İnternette milyonlarca site ve içerik var. Ancak bunların çoğu dikkat çekmiyor, okunmuyor. İnsanlar aradıkları içeriğe arama motorlarından ulaşıyor. İnternette görünürlüğünüzü arttırmak istiyorsanız, şirketiniz için arama motoru stratejisi belirlemeniz gerekiyor.

Sosyal Medya Siteleri ve Basın Odaları

facebook-pressroomÖzellikle web 2.0 süreciyle birlikte internet çok daha fazla hayatımıza girdi. Hemen her internet kullanıcısı artık sosyal medyayı kullanıyor. Bu durum Dijital pazarlama, sosyal medya danışmanlığı, online pr gibi farklı konularda uzmanların, danışmanları ve ajansların ortaya çıkmasına yol açtı.

Halka ilişkiler sektörünün ve çalışanlarının bu süreçte yeteri kadar aktif olmaması, geleneksel halkla ilişkiler yöntemlerinin internet ortamında hiç bir işe yaramadığı gibi görüşlerin ortaya çıkmasına sebep oldu.

Halkla ilişkiler’in geleneksel ve önemli çalışmalarından biri de basın bültenleri. Sosyal Medya çağında basın bülteni hazırlamanın gereksiz olduğunu düşünenler olduğu gibi hazırladıkları basın bültenlerinin internette yer almasını önemsemeyen şirketlerde bulunuyor.

Bu konuda örnek olması açısından Sosyal Medya’nın yaratıcıları kabul edilebilecek markalar/şirketler  basın bülteni hazırlıyorlar mı, hazırladıkları basın bültenlerini online bir basın odasında internet kullanıcılarına sunuyorlar mı? sorularına cevap aramanın doğru olacağını düşündüm ve kısa bir araştırma yaptım.

İşte sonuçlar;

Facebook Basın Odası
http://www.facebook.com/press.php

Youtube Basın Odası
http://www.youtube.com/press_room

Google Basın Odası
http://www.google.com/intl/en/press/

Yahoo Basın Odası
http://yhoo.client.shareholder.com/press/

Flickr Basın Odası
http://www.flickr.com/press.gne

Slideshare Basın Odası
http://www.slideshare.net/about/press

Bu sonuçlar basın bültenlerinin eskisinden de önemli olduğunun bir göstergesi. Basın bültenlerinin hedefine ulaşabilmesi için geleneksel medyanın yanına arama motorları ve sosyal medya’da eklenmiş durumda. Şirketlerin basın bültenlerini internette doğru bir şekilde yayınlamaları çok daha fazla kişiye ulaşmalarını sağlayacaktır.

Twitter bizim hayatımızı da değiştirebilecek mi?

twitter-logoHiçbir ücret ödemeden sahip olunan www.twitter.com/isminiz şeklinde bir web adresi, günün herhangi bir anında nerede olduklarını ve ne yaptıklarını cep telefonlarından attıkları SMS ile veya internete bağlı bir bilgisayardan gönderdikleri mesajlar ile dünyaya yayan Twitter kullanıcıları…Bu insanlar sizce ne yapıyor?

Daha önceki yazılarımda web 2.0, mikro blog, kullanıcı tarafından üretilen içerik ve sosyal medya kavramalarına değinmiş, internet kullanıcılarının web 2.0 süreciyle birlikte ne gibi fırsatlar elde ettiğini sizlere anlatmıştım.

Bireylerin kendilerini ifade etme ve kendileri gibi düşünen insanlar ile internet ortamında vakit geçirme fırsatını elde etmesi, sadece internet için değil hayatımız içinde oldukça büyük bir değişimin habercisi. Twitter da bu değişimin günümüzdeki temsilcilerinden olan en popüler mikro blog sitesi.

Twitter’ı, internet kullanıcılarında nasıl bir etki yarattığını ve Twitter’ı nasıl kullanabileceğinizi anlatmadan önce yukarıda belirttiğim kavramları tekrar anımsayalım;

İnternet içeriklerinin sadece “İçerik üreten kuruluşlar” tarafından oluşturulduğu dönemden “Bireylerin içerik ürettiği ve paylaştığı” döneme geçişi web 2.0 olarak tanımlamak mümkün. Milliyet örneğinden yola çıktığımızda Web 1.0 sürecinde Milliyet’in web sitesinde haber okuyabiliyorduk. Şimdi ise hem haber okuyor hem de yorum yazıyoruz. Okuduğumuz haberi Facebook gibi farklı sosyal medya sitelerinde paylaşabiliyoruz. Haberlere etiket ekleyebiliyoruz. Kendimiz bir şeyler yazmak istiyorsak Milliyet’te bir blog açıyoruz. Sadece okuma sürecinden, paylaşma ve içerik üretme sürecine geçiş, Web 2.0’ın temellerini oluşturuyor. Bireylerin Facebook, Twitter, Friendfeed gibi sitelerde ve kendi bloglarında paylaştıkları içerikler ve bu içeriklere gelen yorumlar Sosyal Medya’yı oluşturuyor.

Web 2.0 sürecinde ortaya çıkan ve Web 2.0 sitelerinin bir çoğu gibi kısa sürede hızlı yol kat eden sitelerden biri de Twitter. Twitter’ın size temel vaadi SMS veya internet üzerinden 140 karakterle sınırlı içerikleri www.twitter.com/isminiz şeklinde kendinize ait sayfada yayınlamanız ve isteyen herkesin sayfanıza üye olarak içeriklerinizi takip etmesi. Yani mikro bir bloğa sahip olmanız.

Twitter web sitesine girdiğinizde sitenin amacının “What are you doing?” yani “Ne yapıyorsun?” sorusuna cevap vermeniz olduğunu görüyorsunuz. Bu sayede arkadaşlarınız, çalışanlarınız, iş ortaklarınız ve sizi takip etmek isteyen herkesin sizin ne yaptığınızdan haberdar olmasını sağlıyorsunuz.

Kendi sayfanızda yayınlayacağınız içeriklerin yanı sıra “@isim” şeklinde başka bir kişiye cevaben veya onun girdiği bir içeriğe istinaden yazılar girmeniz mümkün. Bu sayede tek taraflı içerik sunumu yerine birden fazla kişinin katıldığı görüşme ve tartışmalar yapmak mümkün.

2009 yılının başlarında ABD’nin en popüler showları arasında yer alan “The Oprah Show” da Twitter’dan bahsedilmesi daha sonradan “The Oprah Effect – Oprah etkisi” diye tanımlanan ve Twitter web sitesindeki ziyaretçi trafiğini bir ay içerisinde neredeyse üç katına çıkaran bir gelişme yaşandı. Bu gelişmeyle birlikte Twitter sadece belirli bir internet kullanıcı kitlesine değil, özellikle ABD toplumunun önemli bir kısmının gündemine girmiş durumda.

2009 yılının Haziran ayında yaşadığımız gelişme ise Twitter’ın Time dergisine kapak konusu olarak yansıması oldu.  (http://bit.ly/timetwitterkapak ) Steven Johnson (http://twitter.com/stevenbjohnson ) imzasıyla yazılan yazı haber, fikir, arama, reklamcılık, son tüketici ve inovasyon gibi kavramların nasıl değişime uğradığını anlatıyor.

Twitter birçok internet kullanıcısının yaşam şeklini değiştirmeye başladı bile. Bazılarımızın hayatına çoktan yansımış bu değişimin yakın zaman içerisinde daha büyük kitlelere yansıması kaçınılmaz . Bu değişim size de yansıyacak mı? Twitter’da bireysel ve kurumsal fırsatlar neler? Bu soruların cevabını öğrenmenin en doğru yolu ise hemen www.twitter.com’da bir hesap oluşturmak ve aktif bir kullanıcı haline gelmekten geçiyor.

Sosyal Medya ve Online İçerikler

social-mediaSosyal Medya’nın Web 2.0 süreciyle birlikte oluştuğu gerçeğinden yola çıktığımızda Sosyal Medya’dan bahsetmeye başlamadan önce Web 2.0 sürecini doğru bir şekilde tanımlamakta fayda var. Web 2.0, internet kullanıcılarının kolayca kullanabilecekleri online paylaşım araçları ve web sitelerinin ortaya çıktığı süreç için kullanılan bir tabir. Web 2.0 siteleri sayesinde internette pasif durumda bulunan milyonlarca insan aktif duruma gelmeye, Bloglar ve mikro bloglar sayesinde interneti güncel içerikle beslemeye başlamıştı. Web 2.0’ın en pasif insanları bile en azından beğenmek, paylaşmak ve yorumlamak suretiyle içeriklerin çok daha fazla kişiye ulaşmasına yardımcı oluyordu. Web 2.0 sürecinde ortaya çıkan siteler internet kullanıcılarının kolayca kullanabilecekleri web siteleri ve araçları sağlıyor, internet kullanıcılarının paylaşarak yaydıkları içerikler ile sosyal medyayı oluşturuyordu.

İnternet kullanıcılarının Sosyal Medya’ya çok hızlı bir şekilde dahil olması dolayısıyla medya sektörünün devlerine ait web sitelerindeki ziyaretçi sayılarının düşmesinin sebebi ne olabilirdi? Bu sorunun birden çok cevabı olduğunu söyleyebiliriz. İçeriğin birkaç kanaldan değil yüz binlerce farklı yerden gelmesi, insanların içeriğe dilediği zaman ulaşabilmeleri, görüşlerini verdikleri oylar, yazdıkları yorumlarla belirtebilmeleri, katılımcı olabilmeleri, ücret ödememeleri, kendileri gibi düşünen insanlarla tanışa bilme olanağına sahip olmaları… Bu listeyi uzatmamız mümkün. Sosyal Medya’yı oluşturan web 2.0 sitelerindeki yükseliş, medyanın devlerine ait sitelerdeki düşüş anlamına geliyordu. Medya şirketleri ve reklam verenlerin Sosyal Medya’yı geç fark etmesi Youtube ve Facebook gibi internetten doğan Dünya şirketlerinin çok daha kısa sürede hayatımıza girmesine olanak sağladı.

Tehlike mi? Fırsat mı?

Web 2.0 sitelerinin ortaya çıkması ve Sosyal Medya’nın oluşması, internet kullanan herkesin içerik ürettiği, on binlerce kişi tarafından takip edildiği anlamına gelmiyor. Internet, içerik üretebilen, ürettikleri içerikleri doğru bir şekilde paylaşabilenler için kişisel fırsatlar sunmakla beraber, sosyal medya’da yer alan geniş bir kitlenin içerikleri üretmediğini, üretilen içeriklere sadece takip ederek, paylaşarak ve yorumlayarak katıldığını görüyoruz. Internet öncesi hatta Web 2.0 süreci öncesi şirketleri bireylerden ayıran en büyük avantaj, içerik oluşturmak ve bu içerikleri yaymak için bütçelerinin olması idi. Web 2.0, şirketler için yeni rakipler yarattı. Sosyal Medya, içeriklerinden gelir elde eden şirketler için büyük bir tehlike olarak gözükse bile, içerikleri pazarlama stratejileri için kullanan şirketler için yeni fırsatlar anlamına geliyor. Bir örnekle açıklamak gerekirse; Flickr gibi fotoğraf paylaşım siteleri, stok fotoğrafçılığından gelir elde eden büyük şirketler için bir tehlike iken, pazarlama aktiviteleri içerisinde fotoğraf yarışmaları düzenlemek olan şirketler için çok daha fazla kişiye ulaşmak adına büyük fırsatlar sunabiliyor.

Şirketler ve markalar Sosyal Medya’da nasıl var olacak

Kuruluşların soysal medya sürecine geç dahil olmalarının, hatta bir çoğunun henüz sadece izlemekle yetinmesinin farklı sebepleri var. Web 2.0 ile sosyal medya’nın farkının henüz anlaşılmamış olması ve şirketlerin neler yapmaları gerektiğini bilmemeleri bu sebeplerin başında geliyor. Video ve resim ekleme, yazı yazma, paylaşma, mesajlaşma, mobil kullanım fırsatları gibi yüzlerce önemli teknik özellik sosyal medyayı oluşturan web sitelerinin vazgeçilmez gerçekleri olmakla birlikte, Sosyal Medya gerçek gücünü içerikten alıyor. Herkesin kendi ilgi alanına göre içerik bulması, Sosyal Medya zincirinin en güçlü halkası.

Dolayısıyla Sosyal Medya’da insanların nasıl hareket ettiği, nelere ilgi duyduğu şirketler tarafından doğru analiz edildiğinde, pazarlama süreçlerinde ürettikleri içerikler sosyal medya platformlarında daha fazla ilgi çekecektir.

Sosyal Medya’da Klasik içerikler

Aslına bakılırsa  “içerik”, özellikle marka olarak tanımlayabileceğimiz şirketlerin hiç de yabancı olmadığı, hatta çok da iyi bildikleri bir konu. Pazarlama ve iletişim stratejileri açısından baktığımızda içerik her sektör için farklı derecelerde önem taşıyabilir. Sağlık, hukuk, finans, eğitim gibi uzmanlık gerektiren konularda bilgi ve verilerin paylaşıldığı basın bültenleri, insanların ilgisini çeken eğlenceli bir reklam filmi, bir şirket tarafından düzenlenmiş fotoğraf yarışmasında dereceye giren fotoğraflar, yemek tarifleri gibi her sektörün kendi hedef kitlesinin ilgilendiği birçok içerik, sosyal medya platformlarında doğru şekilde paylaşıldığında amacına ulaşabilir.

Doğru zamanda doğru içerik

Google internetin vazgeçilmezleri arasında yer alıyor. Sosyal medya’daki gelişmeleri Google da yakın takibe alıyor. Google’ın yakın zaman içerisinde Facebook, Twitter gibi birçok sosyal medya platformunu gerçek zamanlı arama özelliği ekliyor olması,  sosyal medya sitelerindeki içeriklere Google’dan daha fazla ziyaretçi gideceği anlamına geliyor. Google kullanıcılarının en çok yaptıkları aramaların başında “gündemi aramak” geliyor. Google Arama trendlerine baktığımızda önceleri neredeyse sıfır olan “Domuz Gribi” aramaların 2009 Eylül ayında tavan yaptığını görüyoruz. Gündemi takip etmek ve kuruluşunuz ile ilgili içerikleri internette paylaşmak bu açıdan büyük önem taşıyor. Domuz gribi ile ilgili bilgileri internet ortamında paylaşan hastanelerin ve doktorların sunduğu içeriklerinin sosyal medya’da paylaşılması söz konusu iken, basın bülteni, makale gibi içeriklerini kendi web sitelerinde dahi duyurmayan hastanelerin internette kendilerine yer bulmaları neredeyse imkansız hale geldi.

Sosyal Medya’ya özel içerik oluşturma

Şirketlerin pazarlama ve iletişim süreçlerinde oluşturdukları klasik içerikleri internet ortamında erişebilir hale getirmek suretiyle sosyal medya’da var olmak için doğru bir başlangıç yapabilmeleri mümkün olmakla birlikte, daha fazla kişiye ulaşmak için sosyal medya platformlarına uygun özel stratejiler ve projeler üretmek başarı şansını daha fazla arttıracaktır. Sosyal medyada ilgi gören markaların ortak özelliklerinden biri de içeriklerin kullanıcılar tarafından oluşturulmasına olanak sağlamaları. İnsanlar kendi videolarını, kendi resimlerini ve kendi yazılarını ekleyebildikleri, kısacası kendinden bir şeyler sunabildikleri marka esaslı sosyal medya platformlarına daha fazla ilgi duyuyorlar. Başlangıçta da bahsettiğim gibi Web 2.0 özellikle bireyler yönelik bir fırsat oluşturduğu için Sosyal Medya olgusu oluşmuş durumda. Markalar tarafından özel olarak geliştirilecek sosyal medya projelerinde içeriklerin kullanıcılar tarafından oluşturulmasını sağlamak ve katılımı olabildiğince arttırmak başarılı sonuçları beraberinde getirecektir.

İçerik şart, ama yeterli değil

Internet’in, Web 2.0’ın ve Sosyal Medya’nın gelişimine baktığımızda insanların edindiği temel faydanın içerik olduğunu görüyoruz. Teknoloji ve yazılımın sunduğu sonuçların her geçen gün daha iyiye gitmesi, web tabanlı içeriğin artmasına yol açacak. İçeriğin artması ile birlikte bilgi çöplüğü oluşma riski her geçen gün artıyor. Her ne kadar arama motorları bizlere en doğru içeriği sunmak için algoritmalarında ciddi çalışmalar yapsa da, insanların başkaları tarafında verilen tavsiyelere çok daha fazla itibar ettikleri bir gerçek. Sosyal medya’da içeriklerin paylaşımı bir anlamda tavsiye edilmesi anlamına geliyor. Şirketler açısından baktığımızda internette ve sosyal medya’da hedef kitlelerine ulaşabildikleri doğru içerikleri paylaşmaları kaçınılmaz hale geldi. Bundan on sene önce internette doğru bir içeriği yayınlıyor olmak başarı için yeterli bir strateji olabilirdi. Ancak günümüzde “internette içerik” dediğimizde hiçbir bütçesi olmayan, internete erişebilen herhangi bir internet kullanıcısı, devasa bütçeleri olan köklü şirketlere ve markalara meydan okuyabiliyor.

Şirketlerin internet stratejilerini tanımlarken “mecburiyet” yerine “fırsat” kelimesini kullanmaları gerekiyor.  Sosyal medya açısından baktığımızda; Nasıl ve kimin tarafından oluşturulan bir içerik? sorusuna doğru cevap verecek markaları 2010 yılında büyük fırsatlar bekliyor.

Sosyal medya ve PR 2.0 tavsiyeleri

PR 2.0 ve sosyal medya konusunda zaman zaman fikrimi almak isteyen e-posta mesajları alıyorum. Biraz önce aldığım bir mesaja e-posta ile cevap vermek yerine, önerilerimi bloğumda paylaşarak daha fazla kişiye ulaştırmak istedim.

Web 2.0 süreciyle hayatımıza giren “Sosyal Medya” kavramının  daha iyi anlanabilmesi ve iş hayatından doğru kullanabilmesi için bir kaç tavsiye;

Geleneksel PR’ın hedef kitleye mesajını ulaştırmak için geleneksel medyaya ihtiyaç duyduğunu ancak PR 2.0′ın hedef kitlelere doğrudan ulaştığını unutmayın.

  1. “Çıplak sohbetler” ve “Pazarlama ve İletişimin Yeni Kuralları” kitaplarını mutlaka okuyun.
  2. Slideshare‘de yayınlanan sunumları takip edin.
  3. RSS’in ne olduğunu öğrenin. RSS okuyucusu bir program kullanın ve web tabanlı bir okuyucunuz olsun.
  4. Sosyal medya ve PR 2.0 konulu yazılar yazan bloglar keşfedin. Onları takip edin.
  5. Techcrunch gibi bloglardan internet şirketlerinde olup bitenden haberdar olun.
  6. Facebook, Twitter ve Friendfeed hesaplarınızı oluşturun. Önce takip edin. Sonra kendi içeriklerinizi paylaşmaya başlayın.
  7. Linkedin ve Xing gibi profesyonel sosyal ağlarda aktif olun.
  8. Geleneksel PR’ın hedef kitleye mesajını ulaştırmak için geleneksel medyaya ihtiyaç duyduğunu ancak PR 2.0′ın hedef kitlelere doğrudan ulaştığını unutmayın. Bu sebeple sosyal platformlara ve Google’dan ulaşılabilen içeriğin önemine odaklanın.

Bloglar markanıza ne söylüyor?

Global ekonomik krizin tüm şirketlere verdiği mesaj artık değişim zamanı olduğu. Blogları takip eden, onların fikir ve görüşlerini dikkate alan şirketler ürün ve hizmet kalitelerini geliştirebilmek için önemli rekabet avantajı oluşturacak.

Geçtiğimiz hafta sonu Blog Ödülleri 2009 yarışmasının sonuçları çok başarılı bir organizasyondan sonra açıklandı. Bu sene ikincisi düzenlenen yarışmaya önemli markaların sponsor olarak destek vermesi, organizasyonun başarısı kadar blogların Türkiye’de markalar tarafından önemsenmeye başlandığının da bir göstergesi niteliğindeydi. Blog Ödülleri 2009 ile ilgili sayısal veriler Türkiye’de blog yazarlığına olan ilginin her geçen gün arttığını gösteriyor. Türkiye’nin 61 ilinden toplam 1436 blog 14 farklı kategori altında yarışmaya katıldı.

Aile, Hobi, gündem, haber, iş dünyası, sanat, otomobil, pazarlama, spor, teknoloji, yemek gibi birçok farklı kategoride Türkçe bloglar bulunuyor. Doğal olarak bloglarda birçok şirket ve marka ile ilgili yorumlar da yer alabiliyor.

Blog Ödülleri 2009 kapsamında gerçekleşen panellerde şirketler ve bloglar arası ilişkiler de gündeme geldi. Zira blog yazarları ile şirketler arası ilişkilerin nasıl ve ne boyutta olacağı son dönemde oldukça tartışılmaya başlanan bir konu.

Bloglar ve şirketler arası ilişkilere yorum getirmeden önce Blog ve blog yazarı kavramlarına bir defa daha açıklık getirmekte fayda var.

Web 2.0 diye adlandırdığımız süreç, internet kullanıcılarının kendi içeriklerini internette başkalarıyla paylaşabilmesine fırsat veren sitelerin ortaya çıkması ile başladı. Hiçbir ücret ödemeden üye olunabilinen ve kolayca kullanmaya başlanabilen binlerce farklı site sayesinde internet kullanıcıları kendileri ile ilgili içerikleri internette paylaşmaya başladı.

Paylaşım sürecinin hızlanmasında ve internet kullanıcılarının bu sürece dâhil olmasında en büyük pay sahipleri ise blog yazarları. Birçok internet kullanıcısına düşünce liderliği eden blog yazarlarını her geçen gün daha önemli hale getiren ise güncel ve kaliteli içeriği okuyucuları ile paylaşıyor olmaları.

Bloglara ve sundukları içeriklere şirketler açısından bakıldığında takip edilmesi ve dikkate alınması gereken blog yazarlarının doğru tespit edilmesi büyük önem taşıyor. Takip edilmesi gereken blog yazarlarının tespitinde önceliğin içerik kalitesi olarak belirlenmesi gerekiyor.

Şirketler işe kendi sektörleri ile ilgili yazılar yazan blogları yakın takibe alarak başlamalı. Daha sonra belli başlı blog yazarlarını basın toplantısı veya sohbet toplantısı gibi birebir ilişki kurabilecekleri kurumsal etkinliklerine davet etmeleri gerekiyor. Yakın takibe alınan blogların yanı sıra blog dünyasında yer alan yazıları takip edebilecek ‘blog takip’ sistemlerini oluşturmalarında fayda var. Bu konuda Google, Technorati, Twitter gibi sitelerin arama teknolojilerinden faydalanmak önemli bir başlangıç noktası olacaktır.

Global ekonomik krizin tüm şirketlere verdiği mesaj artık değişim zamanı olduğu. Blogları takip eden, onların fikir ve görüşlerini dikkate alan şirketler ürün ve hizmet kalitelerini geliştirebilmek için önemli rekabet avantajı oluşturacak.

Faaliyet gösterdiğiniz sektör ve şirket büyüklüğünüz ne olursa olsun blogları takip etmeniz, bloglarda yer alan yazı ve yorumları değerlendirmeniz ürün ve hizmetlerinizi geliştirmenizde şirketinize önemli fırsatlar sunacak.

* Bu yazı 05.05.2009 tarihinde Milliyet Kobi’de yayınlanmıştır.

Kurumsalhaberler.com beşinci yılını kutluyor

Hani hep deriz ya; “Zaman çok çabuk akıp gidiyor!”.
Bu ay Kurumsalhaberler.com ile ilgili bir haberi oluştururken bu sözü Aslı ve ben kendimize söyledik.
Evet, Kurumsalhaberler.com web sitesini açalı tam dört sene geçmiş, beşinci yıla giriyoruz.
Geri dönüp baktığımızda iş hayatında on yılı geride bırakmışız.
Yapılan her hata, bir sonraki adım için tecrübe olmuş.
Öyle ya, özellikle iş hayatında bilgi tek başına bir değer taşımıyor. Bilgi, tecrübeyle birleştiği zaman başarılı sonuçlar almak mümkün.

İş hayatında başarının çok farklı göstergeleri var. Kimine göre itibar, kimine göre kazanılan para, kimine göre üye sayısı, kimine göre marka bilinirliği..
Seçenekleri arttırmak mümkün.

Bizim bu haberde üzerinde durduğumuz konu “Beşinci yılına giren bir internet” girişimi olabilmek.
Bizden önce ve bizden sonra yola çıkan tüm internet girişimcilerine başarılı bir iş hayatı diliyorum.
Yeri gelmişken internet girişimciliği konusunda ülkemizde çok önemli adımlar atan Burak Büyükdemir ve etohum platformuna da teşekkür etmekte fayda var.

Bizim için önemli olan bu gelişmeyi Friendfeed’de paylaştım. Tanıdığımız tanımadığımız bir çok kişiden tebrik mesajı aldık.

Beşinci yıla gelene kadar bize destek olan herkese teşekkür ediyoruz.

Konuyla ilgili basın bültenimize Kurumsalhaberler.com’dan ulaşabilirsiniz.