e-posta adresi kurumun namusu mudur?

Yurtsan Atakan 26 Temmuz 2006 Çarşamba günü Hürriyet gazetesinin Kelebek ekindeki köşesinde “e-posta adresi kurumun namusudur” başlıklı bir yazı yazmış.

Yurtsan Atakan’ın yazısını aynen aktarıyorum.

e.posta adresi kurumun namusudur
Milliyet yazarı Ece Temelkuran köşesinde kullandığı
ecetem@hotmail e.posta adresinin, bilgisayar korsanlarınca haklanmasından şikayetçi olmuş.Korsanlara serzenişte bulunup e.posta adresini değiştirmek zorunda kaldığını, bundan böyle etemelkuran@milliyet.com.tr adresini kullanacağını söylüyor. İyi de serzenişte bulunmakta haksız. Zaten baştan beri kendi kurumunun adresini kullanması, güvenliğini kendi kurumunun sorumluluğuna bırakması gerekirdi. Ama üzülmesin. Bir gazetenin kurumsal kimliğine saldırı anlamına gelen bu hatayı yapan tek gazeteci kendisi değil.En uç örneği Akşam gazetesinde. Serdar Turgut, gazetenin Genel Yayın Yönetmeni olmasına, yani gazetenin kurumsal olarak en önde gelen temsilcisi olmasına rağmen “@superonline”lı e.posta adresini kullanıyor, “aksam.com.tr”nin güvenilmez olduğunu haykırıyor.
Internet ile ilgili birçok kavram henüz yerine oturmuş değil. “Bu işin doğrusu budur” demek çok zor. Bu tespit sadece ülkemiz adına değil, tüm dünya adına bir tespit. ABD ve Avrupa ülkelerinde Internet ile ilgili taşların yerli yerine oturduğunu, internetin kurallarının Avrupalı ülkelerde oluşmuş olduğunu zannedenler çok yanılıyor. Kanada da hayatını sürdüren sevgili Mehmet Doğan “Teknoloji kimin umurunda?” kitabında da bu konuyu açıkça belirtiyor.

e-posta adresinin önemimin temelde iki farklı boyutu var. Pazarlama boyutu ( Marka imajı ve kurumsal kimlik ) ve Teknolojik boyutu ( Güvenlik, arşivlenebilme, sınır ).

Gazete yazarlarının e-posta adreslerini gazetelerinden farklı olarak yayınlamasını ben de çok eleştirmişimdir. Bir gazete yazarı köşesinde e-posta adresi yayınlıyorsa bu mutlaka gazetesine ait bir e-posta adresi olmalı.

Gazetecinin köşesinde e-posta adresini yayınlaması gerekir mi? sorusuna cevabım evet mi olmalı hayır mı kararsızım. Bu kararsızlığımın nedeni ise Radikal gazetesi yazarı sevgili Serdar Kuzuloğlu ile tanıştığımda bana söyledikleri. Bir hafta içerisinde aldığı on binlerce e-posta mesajının başta yazılımlar ile sonra asistanları ile filtrelendiğinden bahsetmişti.
Gazetelerin Bilişim Teknolojileri birimleri önemsiz e-postalara ne kadar önlem alırlarsa alsınlar, çok okunan yazarların e-posta kutularına gelen mesajların filtrelenmesi için mutlaka insan gücü gerekiyor. Bunu her yazarın başarması mümkün değil.
İşe bu açıdan baktığımda bir yazarın kendisine gelen binlerce mesajı nasıl okuyacağını düşünemiyorum.

Diğer yandan bir yazarın toplumdan kopuk olmasının, okurlarının görüş ve önerileri ile kendini beslememesinin ne kadar büyük bir hata olacağını düşünüyorum. Hele e-posta gibi bir iletişim nimeti varken.

Bu iki farklı düşünceden sonra şu kararı veriyorum. Özellikle köşe yazarları kendi köşelerinde gazetelerinin isimleriyle tanımlanmış e-posta adreslerini yayınlamalıdır. Bu e-posta adresine mesaj gönderen okurlar ise, mesajları dikkate alınmaz veya cevaplanmazsa kızmamalıdır. Zira mesaj gönderdiğiniz yazar bir gün içerisinde 10.000 adet e-posta mesajı alıyorsa hepsini okuması, cevaplaması veya değerlendirmesini beklemek insafsızlık olacaktır. ( Usta gazeteci Emin Çölaşan son yazılarından birinde bu tip konuda kısa bir açıklama yaparak her mesajı okuduğunu ama hepsine cevap yazma imkânı olmadığını, okuyucularının bu durumu mazur germeleri istemişti. )

Teknolojik yani güvenlik boyutuna baktığınızda e-posta adresinize gelen e-posta mesajlarının ilk önce e-posta adresinizin bulunduğu alan adının ( domain name ) kayıtlı bulunduğu sunucuya ( server ) geldiğini görüyorsunuz. Bu şu demek; @hotmail.com’a gelen e-posta mesajları ve bu e-posta adresinden gönderilen mesajlar Hotmail.com alan adının sahibi tarafından istenirse okunabilir. Bu gerçek Yani yazarismi@gazeteismi.com şeklinde bir e-posta adresine sahip yazara gönderilecek e-posta mesajlarının ve yazarın göndereceği e-posta mesajlarının da gazete içerisindeki Bilişim ve Teknoloji birimleri veya bu birimlere verilecek talimatlar doğrultusunda daha da üst düzey yöneticiler tarafından kontrol edilebileceğini gösteriyor.

Yurtsan Atakan yazısında e-postaların başkaları tarafından okunabileceği veya denetlenebileceğini düşünmüş olacak ki durumu “kurum namusu” boyutuna bağlamış. Yazısında hem Milliyet yazarını hem de Akşam Genel Yayın yönetmenini eleştirmiş.

Yurtsan Atakan’ın yazısı akla şu soruları getiriyor;

1- Serdar Turgut acaba kendisine ait “aksam.com.tr” uzantılı e-posta adresine gelecek e-posta mesajlarının gazete yönetimi tarafından denetleneceğinden mi çekiniyor? Eğer böyle bir çekince varsa Akşam gazetesi ve Superonline aynı guruba yani Çukurova gurubuna ait şirketler. Amaç Serdar Turgut’un denetlenmesiyle @Superonline’lı e-posta adresi de denetlenemez mi?
2- Genel yayın yönetmeni bir gazetenin kurumsal olarak en önde gelen temsilcisi ise Hürriyet gazetesi genel yayın yönetmeni Ertuğrul Özkök neden e-posta adresini köşesin de yayınlamıyor? Hurriyet.com.tr’ye mi güvenmiyor? Okurlarının görüşleri umurunda mı değil? e-posta kullanmayı mı bilmiyor? Her gün gelen binlerce e-posta ile uğraşmaktan mı bıkmış?
3- Milliyet gazetesinin bir kurumsal kimliği var mı? Varsa neden yazarların Hotmail.com uzantılı e-posta adresi kullanmalarına müsaade ediliyor? Bir yazar “ben bu e-posta adresini kullanmıyorum” diye bilir mi?

Bu sorular herkes kendince bir cevap verebilir.
Hatta cevaplarınızı yorumlar bölümüne yazarsanız çok ta memnun olurum.
Tabi önemli olan bu soruların cevaplarını muhataplarının vermesi.
Belki bir gün verirler.
Ne dersiniz?

AddThis Social Bookmark Button

0 Yorum: “e-posta adresi kurumun namusu mudur?”


  1. No Comments

Yorum yazın






www.flickr.com



interaktif gündem

interaktif pazarlama
Facebook'daki interaktif pazarlama gurubumuza katılmak için tıklayınız!