Kasım, 2006 arşivi

muratbuyurgan.com Blog Time Daily’de haber oldu!

 

291106_arkadaslar.jpg

 

Biraz önce daha önceki yazılarımdan birinde tanıtımını da yaptığım dmry.net web sitesine bakınıyordum.
Bir yazı dikkatimi çekti. Bu yazıda tanıtılan web sitelerine girince ilginç ve espirili şeyler çıktı.

291106_arkadaslar2.jpg

Sizde hiç bir program kullanmadan ilginç resimler oluşturmak istiyorsanız aşağıdaki sitelere göz atabilirsiniz.

http://www.addletters.com/image-list.php
http://www.lintukoto.net/banner/index.php
 

 

AddThis Social Bookmark Button

İşin aslı öyle değilmiş.

Geçtiğimiz günlerde Ali Atıf hoca offline başlığı altında bir yazı yayınlanmıştım.
Yazımda Ali Atıf Bir’in Bugün gazetesinde yazısının yayınlandığı ilk gün web sitesinde yazısının yer almadığını belirtmiştim.

Ben bu tespiti Ali Atıf Bir’in ilk yazısını yazdığı günde değil, bir sonraki günde yaptım. Bugun.com.tr web sitesine girdiğimde yazarlar arasında Atıf hoca’yı görmeyince kendisinin yazılarının henüz web sitesine yansıtılmadığını düşünmüştüm.

Selim Tuncer bir yorum yazarak bana işin aslını anlattı. Ama yorumdan ben durumu anlamadım.

Geçtiğimiz hafta etkileşimli pazarlama zirvesinde Selim abiyle sohbet ederken kendisi durumu bana anlattı.
Olay şöyle. Bugun.com.tr’de her gün yazan yazarlar sabit gözüküyor. Ancak her gün yazmayan yazarlar ancak yazısı yayınlandığı gün görülebiliyor.

Yani bugun.com.tr’de Ali Atıf Bir ve diğer her gün yazmayan yazarların yazılarına ancak yazı yazdıkları gün ulaşabiliyorsunuz. Yani Ali Atıf Bir’in eski yazılarını okumanız için o gün yazı yazmış olması ve ana sayfada kendisine ait sayfanın bağlantısının ( linkinin ) çıkması gerekiyor.

Benim ilk yazımdaki tespitimin yanlış olduğunu anladım. Yani Ali Atıf Bir’in ilk yazısı aynı gün bugun.com.tr web sitesinde yayınlanmış. Ancak benim eleştirdiğim durumdan çok daha vahim bir durum olduğunu öğrenmiş oldum.

O yazımda da belirttiğim gibi hurriyet.com.tr’ye girdiğinizde Ali Atıf Bir’in geçmiş yazılarına dilediğiniz zaman ulaşabiliyorsunuz. Ancak şu an yazı yazdığı gazetede dilediğiniz zaman yazı arşivine ulaşamıyorsunuz.

Sözün özü. Siteler sadece tasarım ve programlama ile oluşmuyor.

AddThis Social Bookmark Button

Interaktivite’nin vazgeçilmezi! Anketler.

281106_sabahanket.jpg

 

Web sitelerinde interaktivite sağlayacan en önemli araçlardan bir tanesi de anketler. Internet kullanıcıları ilgilendikleri konular hakkında kendilerine sorular sorulmasından ve bu sorulara cevap vermekten hoşlanırlar.

Ziyaretçi kitlesi fazla olan web sitelerinde bu sorulara verilen cevaplar tüm toplumun olmasa dahi, internet kullanıcılarının ( bugün Türkiye’de 16 milyon internet kullanıcısı var ) görüşlerini yansıtır.

Sabah gazetesindeki bu günlerde yer alan anket dikkat çekici. Ziyaretçilerin %62’si AB üyeliğine karşı.

Diğer bir dikkat çekici unsur hurriyet.com.tr ve milliyet.com.tr ana sayfalarında anket yer almaması…

Ziyaretçilerinin özellikle yorumlarıyla oldukça katılımcı olduğu hurriyet.com.tr’nin ana sayfasında gündemi belirleyen anketler ne zaman yer alacak merakla bekliyorum.

AddThis Social Bookmark Button

Bilimsel düşüncenin gücü

271106_erke.jpg

Erke geçtiğimiz haftalarda tam sayfa gazete ve Televizyon reklâmları dikkat çekmeyi başarmıştı. Web sitesine baktığımda şirket logosu dışında bir şey olmadığı için bu konuda biz yazı yazmamıştım.

Geçen hafta bir basın toplantısı ile ilk tanıtımı yapıldı. Bilimsel bir buluş ile ilgili söylenilen özetle şu idi;

“Buluş ile erişilen sistem çevreye zarar vermeyen, istenilen güç ve sürati sağlayabilen, doğrudan hareketin elde edilebildiği, yakıt gerektirmeyen bir kuvvet makinesidir. Bu sistemin çalışmasında maddenin atalet özelliğinden faydanılmaktadır. Bu sistem ile çalışan makinelerde istenilen yerde istenilen miktarda elektrik elde edilebilir. Tüm kara, hava ve deniz taşıtlarında kullanılabilir. “

Bu kadar fazla reklâm’a gerek var mıydı? Reklâmları takiben basın toplantısında ürün tam anlamıyla tanıtıldı mı? Elinizde insanlık tarihinde çığır açacak bir ürün varsa teaser mantığıyla merak uyandıran bir reklâma ihtiyacınız var mı? Var sa bilimsel bir buluşu internet’te merak uyandıracak bir kampanya ile tanıtmak çok daha kolay ve düşük bütçeli olmaz mıydı? Erke’nin web sitesinde “Gelişmelerden öncelikli haberdar olmak için formu doldurun” başlığı altında basit bir form olsa kaç kişi e-posta adresini bırakırdı? Ne büyüklükte bir veri tabanı oluşurdu?

Bu sorulan cevabını sizlere bırakıyorum.

Umarım Türkler olarak bu kadar büyük bir buluşa imza atmışızdır.

Bazıları aksini düşünmemiz için ellerinden geleni yapsada, ülkemizin içinde bulunduğu durum tam olarak bu görüşü yansıtmasa da benim yürekten inandığım bir söz var. Bu söz büyük önder Atatürk’ün sözü.

Türk milleti zekidir! Türk milleti çalışkandır.

Konuyla ilgili bir habere buradan, Emin Çölaşan’ın olayı biraz daha iyi anlamamıza sağlayacak yazısına buradan, Erke’nin web sitesine buradan ulaşabilirsiniz.

AddThis Social Bookmark Button

Cappy’den web sitesi olmayan internet reklâmı

241106_cappy.jpg

 

hurriyet.com.tr’nin ana sayfasında şu aralar bir banner var. Sağ tarafta yer alan animasyonlu banner’da Cappy’nin yeni ürünleri tanıtılıyor. Banner dikkat çekebilecek kalitede hazırlanmış.

Banner’a tıklanınca doğal olarak bir sayfa açılıyor. Açılan sayfa Cappy’nin bir web sitesi değil.
Muhtemelen bir broşürün görüntüsü olan tek bir sayfa tasarım çıkıyor.

Internet’e Televizyon mantığıyla yaklaşılmış. Sadece reklâm göstermek.

Sonuç alır mı? Bence almaz!

AddThis Social Bookmark Button

Etkileşimli pazarlama zirvesinden…

Geçtiğimiz haftalarda Etkiletişimli Pazarlama Zirvesi ile ilgili size bir duyuru yapmıştım. Bu zirve kapsamında etkileşimli pazarlama konusunda bir de yarışma düzenlendi. Benim de jüri olarak yer aldığım yarışmaya 160′ın üzerinde katılım gerçekleşti. Oldukça uzun geçen bir jüri toplantısından sonra ödüllerin sahiplerini belirledik. Bu gün zirvede ödüller sahiplerini buldu. 

İşte kazananlar;

En İyi Banner Kampanyası
Snickers Futbol Habercisi - OMD Digital

En İyi Mobil Kampanya
Turkcell gnctrkcll Guiness - Mobilera

En İyi E-postaya Dayalı Pazarlama Çalışması
Akbank Kültür Sanat - Project House

En İyi Advergame Uygulaması
Efes Pilsen Escape from Artemis - MagiClick

En İyi etkileşimli Pazarlama Kampanyası
Kariyer.net 4 Milyon İnsan - DDB&Co

Medyanet Jüri Özel Ödülü
Fortisbank Lansmanı - Magiclick

Şimdi biraz da zirveden notlar aktarmak istiyorum.

MMI tarafından düzenlenen zirveye, çok kısa süre içerisinde duyurulmuş olmasına rağmen oldukça yoğun ilgi vardı.
Pazarlama konusunda çalışan profesyonellerin interaktif pazarlama hakkında bilgi eksikliği olduğunu hep söylüyorum.
Bu zirve bu eksiği gidermek isteyenlerin akın ettiği bir zirve oldu diyebilirim.

Diğer yandan sektörden bir çok tanıdık yüzü bir arada görmek çok keyifli idi.

Konuşmacaıların performansları genelde iyi idi. Project House’dan sevgili Cüneyt markalar ve interaktif ajanslar hakkında çok güzel bir sunum yaptı. Alemşah salondaki bir çok kişiyi hayrete düşüren dünyadan farklı örnekler sundu. Fatoş Karahasan ise internet’in bugünkü durumunu anlattı.

Sevgili Tunç bloğunda bir duyuru yapmıştı. Moderatörlüğünü yapacağı konuşmalarda, konuşmacılara sorular sormak isteyenlerin fikiratolyesi.com’a yorum bırakmalarını istemişti. Benim bıraktığım bir soruyu ( ki hepimizin çoğu zaman bir birimize sorduğu bir soru ) konuşmacılara sorduğunda maalesef bir cevap alamadı. Takip ettiğiniz blogger var mı? Hangisi?

Konferansın başında yapılan sunum ise herşeyi özetliyordu. Sokaktaki insanlara ve iş dünyasından bazı kişilere “Etkileşim nedir? Interaktif nedir? Pazarlama nedir? Interaktif pazarlama nedir?” diye sorulmuştu. Verilen cevapların çoğu yanlış idi. İş dünyasından kişilerin interaktif pazarlamayı henüz bilmiyor olması beni çok ta şaşırtmadı. 
Bu konuyla ilerleyen günlerde değineceğim. Umarım bu video kayıtları youtube’da yayınlanır bende sizlerle paylaşırım.

Bu arada Ali Saydam bu konuda ne diyor dinlemek isterseniz videosunu buradan izleyebilirsiniz…

 

 

  

AddThis Social Bookmark Button

Bizde balon hiç şişmedi ki! Çünkü biz bilgisayar bilmeyiz. Biz telefon biliriz.

 

191106_1.jpg

Bilgisayarımda RSS okuyucu programımı açtığım anda yeni bir yazısı var mı diye merakla beklediğim kişilerin başında gelen Sevgili Arda Kutsal, geçtiğimiz hafta blogunda ( webrazzi.com adlı web sitesinde yeni nesi web girişimlerini inceliyor ) yine çok güzel bir yazı yazdı.

Web balonu patlasa bile bize bişey olmaz” başlıklı yazısında Amerikada internet konusunda yaşanan gelişmeler sırasında birçok internet şirketinin başarısız olduğunu, ancak bizim ülkemizde internetin gelişiminin başarısızlıkları yaşamadan, yani basamakları atlayarak çıkarak yaşadığımızdan bahsediyordu. Bu güzel yazıyı okuyunca bende onun görüşlerine pararlel yorumlarımı sizlerle paylaşmak istedim.Internet’i bir iş olarak görüp Netpoint Interactive’i kurduğumuz 2000′li yılların başlarında bana da “Internet balonu patladı” diyen çok olmuştur. Bu sözleri söyleyenler internetin o günkü durumu ile ilgili hiç bir şeyden haberdar olmayıp, Amerikan internet şirketleri ile ilgili gazetelerde okudukları kısa haberlere itibar ediyorlardı.

Evet, Amerikada bir balon patladı. Ama ülkemizde bu sözü ağızlarına ciklet yapanlar şunu hiç sorgulamadı. Amerikadaki Internet şirketleri milyon dolarların telafuz edildiği risk sermayeleri ile kuruluyordu. Patlayan, kurumların interneti kullanmaları, internet kültürünü öğrenmeleri gerçeği değil, patlayan yüksek sermayelerle kurulan ve hızlı kâr etmesi beklenen internet şirketleri idi. Risk sermayesinin özünde zaten risk var. Risk sermayeleri internet işine erken girmek ve çok kâr etmek adına buldukları her internet şirketine yatırım yaptılar.Birçok şirket tutunamadı. Zira internet’te başarılı olmanın bilinen kesin kuralları bugün olmadığı gibi o günde yok tu! Internet de neyin doğru neyin yanlış olduğu henüz belli değildi bile. O zamanlar doğru olarak görülen birçok yaklaşım bugün yanlış oldular bile. Bugünün doğrularının bir kaç sene sonra yanlış olma ihtimalide çok yüksek.

Kurulduktan sonra internetin gelişimine ayak uyduramayan ve internet kullanıcılarının beklentilerine önem vermeyen şirketler kısa sürede ortadan kayboldular. Ancak sevgili Arda Kutsal’ın belirttiği gibi Türkiye’de internet Amerika’da olduğu gibi hızlı bir gelişim yaşamadı. Bir anlamda bir fırsattı bu ülkemizdeki internet şirketleri için.

Türkiyede’ki internet şirketlerinin çok fazla rakipleri yok. Daha doğrusu bir konu hakkında rekabet edilecek yüzlerce şirket yok. Dolayısıyla ülkemizdeki şirketlerin Amerikada yapılan doğruları ve yanlışları görüp, yanlış yapmama gibi fırsatları oldu. Diğer yandan ülkemizdeki internet şirketleri çok büyük sermayelerle kurulmadılar. Birçoğu küçük çaplı şirketler olarak başladılar. Başarıyla büyüdüler.

Superonline, Doğanonline gibi büyük oyuncular ise büyük holdinglere bağlı başladıkları ticari hayatlarına hâlâ o şekilde devam ediyorlar.

Dolayısıyla balon gibi şişip patlayan internet şirketi neredeyse hiç olmadı.

 

191106_2.jpg
 

Ixir nerede?

Neredeyse dememin sebebi ise ülkemizdeki Ixir ve Vestelnet örnekleri. Vestelnet’i Superonline’ın satın alması bence bir patlama olarak nitelendirilemez. Zira Vestelnet internet bağlantısına odaklanmış bir teknoloji şirketi idi. Ama ixir için aynı şeyi söylemeyiz. Ixir tam bir balon patlaması örneğidir.

Ixir’i de Superonline satın aldı. Ancak Ixir’in yoğun reklâmla çıkışı ve kısa sürede devre dışı kalması benim aklımda kalan tek patlama hikâyesidir. Kısa sürede kurulan şirket çok büyük bütçeli, Banu Alkanlı reklâmlarıyla dikkat çekmişti. Çekmişti de. Dikkat çekmek internette başarıyı yakalamak anlamına gelmiyordu.

Türkiye’de risk sermayesi ne yapıyor?

Bilindiği gibi risk sermayesi şirketleri ellerindeki fonlar ile para kazanmak amacıyla yeni şirketlere yatırım yapar. Zira ekonomisi gelişmiş ülkelerde faiz, fon, hazine bonusu gibi yatırımlarla yükse kârlar elde edilmez. İyi para kazanmanın en doğru yolu iş’in özüne inmek, yani kâr eden bir iş yapmaktır. Türkiye ise 1980’den 2000 yılına kadar tam bir “paradan para kazanma” cenneti olmuştur. Dolayısıyla parası olanın yaptığı kendisi için en akıllı şey iş’e yatırım yapmak yerine faize ve dövize yatırım yapmak olmuştur.

Dolayısıyla geçtiğimiz 20 sene içerisinde bizim ülkemizde risk sermayesi olgusu maalesef fazla gelişememiştir. 2000 yılından itibaren enflasyon ve faizin düşmesi, bankacılık sitemindeki değişim paradan para kazanma dönemini bitirmiştir. Umarım ki bu durum devam eder. Bu olumlu gelişmenin ekonomiye tam yansımaması ise sermaye sahiplerinin bir işe yatırım yapma konusunda çekingen durmalarına sebebiyet vermektedir. Yatrım yapacağınız iş bir Internet şirketi ise, ortak olacağınız kişiler yani işin başında olması gerekenlerde gençler olacaktır. Bu durumda bizim ülkemizin pek kabullenebileceği bir durum değil. Nede olsa su küçüğün söz büyüğündür ülkemizde. Şu an tercih edilen yöntem beklemek şeklinde adlandırılabilir.

Söz’ün öz’ü

Türkler olarak girişimciliği seven bir milletiz. Ancak teknoloji ve ona bağlı gelişmeleri bir türlü anlayamadık. Markalaşmayı anlayamadığımız gibi. Daha önceki bir yazımda belirttiğim gibi İstanbul’da bir internet şirketi kurduğunuzda İTO’nun ( İstanbul Ticaret Odası ) “Bilgisayar, Büro Makineleri ve kırtasiye” meslek koluna üye oluyorsunuz. Bilişim, Internet ve Teknoloji gibi biri meslek kolu maalesef hâla yok. Şirketlerin bir çoğunda bilgi işlem bölümlerinde çalışanlar hâlâ hem yazılımcı, hem donanımcı, hem ağ yöneticisi, hem web tasarımcı. Yani bilgisayar’ın bir şekilde bulaştığı her konudan anlamaları bekleniyor. Teknolojiyi bir türlü kabullenemedik. Biri hariç. Cep telefonları.

Avrupa yakasının Tanrıverdisi’nin İşte Turkcell reklâmında dediği gibi;

Biz bilgisayar bilmeyiz. Biz telefon biliriz.

AddThis Social Bookmark Button

Fikir atölyesinde ne üretilir?

Ülkemizde fikrin değeri ne yazık ki bilinmez. Bilir bilmez her kes fikir üretir zaten. Herkes fikir ürettiği için mi değeri bilinmez, yok sa fikrin değeri bilinmediği için mi herkes fikir üretmeye cüret eder o da tartışılır bir konu.

Bu gün fikirlerinin değeri mutlaka bilinmesi gereken birisiyle tanıştıracağım sizi. O fikirlerini bir fabrikada değil atölyede üretmeyi tercih etmiş, 16 senelik profesyonel hayattan sonra kendi işini yapmaya başlamış bir kişi.

Fikir atöylesi’nin yazarı Tunç Kılınç’tan bahsediyorum. Sevgili Tunç’un hayatını anlatmak değil tabi amacım. Fikirlerinin değerinin neden bilinmesi gerektiğini düşündüğümü anlatacağım size.

Daha önce size bahsettiğim gibi Etkileşimli Pazarlama konulu bir konferans düzenlenecek 22 Kasım’da. Etkileşimli Pazarlama Zirvesi 2006: Pazarlama 2.0 konferansında “Sonuç Alan Kampanyaların Perde Arkası : Türkiye Vaka Analizleri” bölümünün yönetimini ( moderatörlüğünü ) Tunç Kılınç üstlenecek.

Bahsi geçen vaka analizlerinin konukları;

- Garanti Bankası: Garanti Bankası’nda Etkileşimli Kanalların Yönetimi / Barbaros Uygun (Şubesiz Bankacılık Müdürlüğü Birim Müdürü)
- Volvo: İnternet’ten Showrom’a Başarılı Trafik Yaratmak / Cana Reutergardh (Pazarlama Direktörü)
- Groupe SEB (Tefal): 360 Derecede İnteraktif Pazarlama / Aytuğ Elerman (Ticari Pazarlama Müdürü)
- Soyak: İnternetten Konut Satılır mı? Satılır! / Aybars Kızılsencer (Satış ve Pazarlama’dan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı)
- Atlasjet: İnternette Yüksek İrtifa / Altar Kartal (Alternatif Satış Kanalları Müdürü)
- BSH (Bosch - Siemens Ev Aletleri): Hodri Meydan İnternet! / Onur Özçelik (Kurumsal Satış E-Business Müdürü)

Tunç, fikiratolyesi.com ziyaretçilerinin konuklara iletmek üzere soru sorabileceklerini kendi blogunda bakın nasıl anlatıyor:

Her konuşmacıya, kendilerine ayrılan sürede sunumlarını bitirdikten sonra, bazı sorular sorma şansım olacak. Ben de bu moderatörlükte yeni bir şey denemek istiyor ve soruları sorma şansını size bırakıyorum! Şimdi söz hakkı sizde. Bu markalara yöneltmek istediğiniz soruları bu yazıya yorum olarak girebilirsiniz. Zirvenin konusu interaktif pazarlama. Ancak bu vaka analizleri bölümünde ağırlık daha çok internet uygulamaları ve bu markaların internetten nasıl fayda sağladıklarında… Dolayısıyla sorularınız bu kapsamda olursa daha bir anlamlı olur. Sizlerden gelecek her soruyu o sırada sahnede sorma şansım olmayabilir doğal olarak. Gelenler içinde (orada oluşacak ortama uygun) seçeceğim soruları ise mutlaka soracağım. Verdikleri cevapları daha sonra burada yayınlayacağım. Ayrıca gelen tüm soruları ise ilgili firma yöneticisine basılı bir kağıtta vereceğim, bundan emin olun.

Tunç’u, web sitesini ziyaret eden kişilere bu fırsatı vermesinden dolayı tebrik etmek istiyorum.

Siz de fikiraotelyesi.com’a girip sorularınızı iletebilirsiniz.

Benim sorularımı merak edenlerler varsa yorumları okuyabilir.

AddThis Social Bookmark Button

Ali Atıf hoca offline!

Ali Atıf Bir’in yazılarını Bugün gazetesinde devam edeceğini duymuş idik. Nitekim geçtiğimiz Pazar günü Ali Atıf Bir Bugün gazetesindeki yazılarına başladı. Daha doğrusu başlamış.

Bugün gazetesini hiç takip etmem. Zaten birçok gazeteyi internetten takip ediyorum. Bu sebeple Bugün gazetesinin web sitesi olan www.bugun.com.tr adresinden Ali Atıf Bir’in ilk yazısına bakmak için, web sitesini açtım. Yazarlar başlığına tıkladım. Karşıma tüm yazarlar ve son yazıları çıktı. Ama Ali Atıf Bir bu sayfada yer almıyordu.

Acaba bir sorun mu oldu diye düşünürken imdadıma Aykut Işıklar’ın “Aramıza hoş geldin Atıf Hoca” başlıklı yazısı yetişti. Aykut Işıklar kendi yazısında Ali Atıf Bir’e hoş geldin diyordu.

Görünen o ki Bugün gazetesi Ali Atıf Bir’in yazılarını web sitelerine taşıyacak gerekli çalışmayı henüz yapmamış. Bu bana yeni işe başlayan birinin masasının hazır olmaması gibi bir durumu hatırlattı.

Gazetelerden ve yazarlardan konu açılmışken hurriyet.com.tr’nin yazarlar bölümünün ne kadar başarılı olduğunu bahsetmemek olmaz. Daha önceki birkaç yazımda hurriyet.com.tr’yi eleştirmiştim. Bu eleştiriler hurriyet.com.tr’nin olumlu yönleri olmadığı anlamına gelmiyordu. Eleştiriye açık birçok yönüne rağmen Doğan Holding ve Hürriyet gazetesi internetin önemini erken farketmiş önemli şirketler. Klasik medya anlayışını internette taşımayacaklarını farketmeye başladıkça daha doğru adımlar atıyorlar.

Birçok gazetenin web sitesinde yazarlar bölümü var. Ama hiç biri size buraya tıkladığınızda bir örneğini göreceğiniz gibi ilgili yazarın geçmiş yazılarına kolayca ulaşabilme olanağı sunmuyor.

Hurriyet.com.tr Ali atıf Bir’in yazılarını web sitesinden kaldırmayı unuttu mu?

Hayır unutmadı. Öyle olsa Sabah gazetesine geçeli çok uzun bir süre olan Fatih Altaylı’nın yazılarını çoktan kaldırmıştı web sitesinden.

Hurriyet.com.tr kendi içinde oluşturduğu prensipler doğrultusunda yazarlarının geçmiş yazılarını web sitesinde tutmaya devam ediyor. Web sitesinden yazı arşivlerini kaldırmıyor.

Ali Atıf Bir’in Bugün gazetesinde ilk yazısına internetten henüz ulaşmanız mümkün değil. Ama Hürriyet gazetesinde yazdığı ilk yazısından son yazısına kadar tüm yazılarına hurriyet.com.tr’den ulaşabilirsiniz.

Teşekkürler hurriyet.com.tr. Yapılması gerekeni yaptığın için…

AddThis Social Bookmark Button

4milyoninsan burada neyapiyor .com

 

006.jpg

Sabah gazetesinde bu Pazar yukarıdaki ilanı görünce başarılı bir internet projesinin yayına geçtiğini düşünerek çok sevindim. İlan’da şirket ismi, marka ismi, web sitesi adresi gibi bilgiler yer almaması, ilanı görenlerin ancak web sitesine girdiği anda ilanın neden bahsettiğini alayabilmesi bu reklâmın internetin gücüne inanan bir şirkete ait olduğunu açıkça gösteriyordu. 

Bilgisayarımın başına geçip www.4milyoninsanburadaneyapiyor.com web sitesine baktığımda ilanın yeni bir web sitesine değil, yenilenen bir web sitesine ait olduğunu gördüm. Bu site Kariyer.net.

Kariyer.net web sitesi 1999 yılında ilk kurulduğunda iş ve elaman ilanları ağırlıklı olarak gazetelerde kullanılıyordu. Özellikle Hürriyet ve Sabah gibi büyük gazeteler, insan kaynaklarını internete taşıyacak gerekli iş bağlantılarına ve itibara sahipken internete geçmeyi tercih etmemiş, muhtemelen interneti gazetelerine rakip görmüşlerdi.

Kariyer.net’in kısa sürede kazandığı başarı, interenetten uzak duramayacağını anlayan Hürriyet’in yenibiris.com projesini hayata geçirmesine sebep oldu. Sabah ise internetten uzak durmaya devam ediyor.

Bugün internette insan kaynakları denince kariyer.net hâlâ lider pozisyonda bulunuyor.

006_2.gif

 

Peki, arkasında hiçbir medya desteği olmayan kariyer.net’in rakiplerine oranla daha başarılı olmasının sebebi ne?
Internet ile ilgili iş kitaplarında başarılı bir web sitesi olabilmek için en önemli unsurlardan birinin “ilk olmak” olduğu anlatılır. Ben bu kıstasa kesinlikle katılmayanlardanım. İlk olmak 50 km gibi uzun bir maraton koşusuna birkaç yüz metre önce başlamak gibi bir şey. İlk olmanın tabiki birçok avantajı var. Ama kariyer.net’in daha başarılı olmasının sebebi ilk olması değil. Zira benim hatırladığım kadarıyla internet ve kariyer’in ilki insankaynaklari.com idi. Kariyer.net’in en önemli avantajı bir internet şirketi olarak kurulmuş olması. Kurucular’ın internet kültürünü esas almış olmaları.

Hep söylediğim bir şey var. Internetin insanlığa kazandırdığı en önemli değer gerçek rekabeti artırması. Internet kullanımı yaygınlaştıkça dünyadaki rekabet olgusuda gelişiyor. Internet kullanıcılarının internette beğenmedikleri, memnun olmadıkları hizmet ve servisler konusunda ısrarcı olmak gibi bir mecburiyeti yok.

Bugün video paylaşımın lideri olan web sitesi youtube.com. Geçmişi ise bir yıl. Yani bugün kurulup bir sene bekleyecek başka bir web sitesi youtube.com’dan daha başarılı olabilir. Youtube.com’daki trafiğin önemli bir kısmını kendine çekebilir. Internette ziyaretçilerin hiçbir siteye bağımlılığı yok. Daha başarılı bir siteyi bulduklarında mevcut sitelerini terketmeleri an meselesi. Bu durum internet kullanıcılarının hayatlarınada bu rekabet kültürünün yansımatsını sağlıyor. Zaman içerisinde bunu daha çok hissedeceğiz.

Biraz önce belirttiğim gibi kariyer.net kurulurken internet kültürü ile kuruldu. Bu kültür hiç değişmedi. İlab Holdingin şirketin %100’ünü satın almış olmasıda durumu değiştirmedi.

Internet kültürü nedir?

Internet iş dünyasına birçok fırsat sunuyor. İş ve internet dediğimiz zaman temelde iki ayrım var.

1- İşini internette yapan şirketler
2- Mevcut işini internete taşıyan şirketler

Kariyer.net, sahibinden.com, kurumsalhaberler.com gibi şirketler işini internette yapan şirketlere birer örnek. Gelir modelleri internet üzerine kurulu.

İşini internette yapan şirketler başarılı olmaları için öncelikle ziyaretçilerini memnun etmeleri gerektiğini biliyorlar. Zira internette bir iş yapıyorsanız başarının temeli ziyaretçiniz. Ziyaretçisi olmayan, tavsiye edilmeyen ve kullanılmayan bir site sırf güzel göründüğü için veya büyük bir holding sahip olduğu için başarılı olamaz.

Ancak genel olarak internette ziyaretçinizden para kazanmanız çok zor. Çünkü internet kullanıcısının tercihi ücretsiz hizmetten yana. Yani parayı sitenize ücret ödeyenlerden kazanacaksınız.

Internet kültürüne sahip olmayan şirketler ziyaretçilerini değilde gelir elde ettikleri şirketleri memnun etmeyi, onlar üzerine odaklanmayı düşündükleri için başarılı olmaları zorlaşıyor. Internetin ölçümlenen bir ortam olması, marka gücünün etkisini kaybetmesine sebep oluyor. Daha fazla ziyaret edilen siteler kurumlar tarafından daha fazla tercih edilme sebebi oluyor.

İşini internete taşıyan şirketler, özellikle medya şirketleri gerçek ölçümler üzerine kurulu bir satışa alışkın olmadıkları, başarılarının gücünü geçmişte oluşturdukları marka güçlerinden aldıkları için internet kültürüne sahip şirketlere oranla başarılı olmaları zorlaşıyor. İşini internete taşıyan medya şirketlerinin diğer bir yanlışları ise tüm stratejilerini öncelikle çevrimiçi (online) markalarına değilde çevrimdışı(offline) markaları üzerine kurmaları. Yani internetteki web sitelerini gazetelerine veya televizyonlarına hizmet eden bir yapı olarak görüyor olmaları.

Bu yazımı yazarken yer vediğim kariyer.net’le ilgili bazı bilgilere, kariyer.net’in kurulduğu günden bu güne kadar ki tüm basın bültenlerini bulabildiğim sayfalarına bağlantı verdim. Diğe IK sitelerine de basın bültenlerini bulabileceğim bir web sayfasına rastlayamadım. Internet kültürü derken ne demek istediğimi anlamışsınızdır herhalde.

4 milyon insan burada ne yapıyor?

Kariyer.net’in eleştirilecek yönleri ve eksikleri yok mu? Tabiki var. Ancak bence bu sorunun cevabını verirken en önemli kıstas internetin kurallarını anlamış olmak veya olmamak. Görünen o ki Kariyer.net bu kuralları anlamış bir şirket.

Kariyer.net’ten yola çıkarak yazdığım bu yazımda yenilenen kariyer.net web sitesine çok fazla yer ayıramadım. Bir başka yazıda yeni kariyer.net’i analiz ederiz. İlk dikkatimi çeken ise logo değiştirenler kervanına kariyer.net’in de katılmış olması. Logo mor renk olmuş. Yapı Kredi logosu kadar olmasa dahi pazarlama iletişimi yazarları ve bloggerlar arasında yeni logo tartışılır mı?

Onu’da zaman gösterecek.

AddThis Social Bookmark Button



interaktif gündem

interaktif pazarlama
Facebook'daki interaktif pazarlama gurubumuza katılmak için tıklayınız!