
Bugün dikkatimi çeken bir web sitesinde yukarıdaki afiş yer alıyordu.
Siteyi gezmeyen biri olarak acaba sadece yukarıdaki görüntüye bakarak siz bu afişten ne anlıyorsunuz onu merak ettim.
a- Konuşma dili İngilizce olan bir ülkede espirili olsun diye ayların Türkçe olarak yazılmış olduğu bir afiş.
b- December, January, February yazılacağına yanlışlıkla Aralık, Ocak, Şubat yazılmış bir afiş.
c- Konuşma dili Türkçe olan, ancak hedef kitlenin Türkçe’yi unuttuğu, İngilizce’yi daha iyi bildiği varsayımına dayalı olarak hazırlanmış bir afiş.
d- Konuşma dili Türkçe olan bir ülkede, muhtemelen daha havalı olsun diye İngilizce olarak hazırlanmış bir afiş.



Buraya yorum olarak yazılacak çok şey var ancak hakkımda hakaret davası açılır diye korkumdan hiç birini yazamıyorum.
Başıma bir iş açılmadan söyleyebileceğim tek şey; bu gerizekalı yabancı dil tutkusunun lise ve üniversitelerin ingilizce eğitim vermesi ile alakası olduğudur. Bu noktada ingilizce nin evrensel ve bilim dili olduğunu ayrıca kullanmaya mecbur olduğumuzu söyleyecek yarım akıllılara da, Rusya ve Japonya’ nın kendi dil ve kültürlerinden vaz geçmeden Dünyanın süper güçleri olduklarını ve en başarılı bilim adamlarını yetiştirdiklerini hatırlatmak isterim.
Son olarak dil içerisinde çeşitli kelimelerin yabancı kaynaklı yada yerleşmiş olabilecekleri gerçeğine karşı değilim (örnek: kalem, televizyon) fakat verdiğiniz örnekteki gibi türkçe’ de mükemmel karşılığı olan kelimelerin ingilizce kullanılmasının da (örnek:bilgisayar-computer, zamanlama-timing) salaklık olduğuna inanıyorum. Dilin getiri ve götürülerinin ucuz olmadığının herkese belletilmesi (anlatılması yetmez) gerekmektedir.
Çok uzun bir yorum oldu ama suçu her zaman attığım yere atarak bitirmek istiyorum : Eğitim kurumları.
Saygılarımla.
Ercan EREN
Sevgili Ercan yorumuna teşekkür ederim.
Ercan Bey’in yorumuna katılmakla birlikte, burada reklamveren ve ajansının hedef kitlelerine ulaşma çabasıyla böyle bir dil kullandığını düşünüyorum. Oysa bu konuda eğitim kurumları kadar iletişimcilerinde hassas davranması gerekiyor. Türkçe, okullardan mı, yoksa medya tarafından mı daha çok zarar görüyor tartışılır.
Bunun önüne geçmenin bence tek yolu, gençlere konuşurken araya İngilizce kelimeler atmanın “havalı” değil “özentice” olduğu gerçeğini doğru şekilde anlatabilmek. Bunu da birçok şeyi olduğu gibi okulda anlatmak biraz zor.
Merhaba..Öncelikle Ercan Bey yüreğinize sağlık…Sanırım kompleksliyiz.Kendimizce birşeyler yapmayı beceremiyoruz.Hep taklid ya da alıntı..İlla birşeyleri abartıcaz yada batıracağız..Daha biz kendi aramızda TÜRKÇE konuşamıyoruz ,anlaşamıyoruz da kaldı ekstrası…Gerçek değerler temellendirilmeden ikinci yada üçüncülere düşmek…Sonuç ortada..Ama helel olsun ki gündemde kalmayı bu şekilde beceriyorlar..Eğitim şart..Ama EĞ-İT değil gerçekten EĞİT….Saygılar
Sorun şurada başlıyor; bu afişi kim tasarlıyor? Tasarım bir sanattır ve üretim/uygulama sürecinde kullanılabilir derecede eğitim veya kültür gereklidir. Biz her konuda olduğu gibi, bu konuda da işini kurallara uygun yapabilen insanlar yetiştiremediğimizden dolayı, bu şekilde işlerle daha çok karşılaşırız gibi geliyor. Umarım ben yanılırım.
Marx’ın Das Capital’ini okuyun,üzerine Business Dergisini bir iki kere alın,sonra da yok o bunu yazmasın şunu türkçe yazsın demeyin.Beğenmiyorsan almazsın
Can Bey’e sonuna kadar katılıyorum,mevcut ürünün pazarlama departmanı ve marka sahipleri karar alır,bizler ürüne talep gösteririz,ya da göstermeyiz.Burdan kimsenin Türkçe elden gidiyor diye ucuz reklam yapmasına gerek yok.