Nisan, 2007 arşivi

Genel Kurmay Başkanlığı’nın web sitesi!

2007_04_29.gif

28 Nisan günü Türk medyası ve basınında en çok konuşulan web sitesi Genel Kurmay Başkanlığı’nın web sitesi oldu.

Genel Kurmay başkanlığı 27 Nisan gecesi kamu oyuna duyurusunu web sitesi kanalıyla yaptı.

Sonuçlar anında web sitesine yansıdı.

İnternet’in iletişime ne sağladığının önemli bir göstergesi…

AddThis Social Bookmark Button

23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kutlu olsun!

003k.jpg

Babası öldü.
Yetim büyüdü.
Üvey evlat oldu.
Tutuklandı.
Hapse atıldı.
Sürüldü.
İşsiz kaldı.
(Şöyle yazıyordu o sıkıntılı günlerde kaleme aldığı günlüğüne: Harcamalarım fazla değil, zira gelirim hep az.)
Hastalandı…
Böbreklerinden.
Vuruldu…
Göğsünden.
Mesleğinden atıldı.
İdama çarptırıldı.
Kardeşleri öldü.
Çocuğu olmadı.
Boşandı.
Karaciğeri iflas etti.

Bu büyük lider kim?

Tabiki Mustafa Kemal Atatürk!

AddThis Social Bookmark Button

Google bize logo yaptı!

2007_04_23_2.jpg

Yaklaşık 1 ay önce, googlebizelogoyapsana.com adlı siteyi bu yazımla duyurmuştum.

Amacı Google’ın özel günlerde ana sayfada logosunda yaptığı güne özel değişikliği Türkiyede de yapmasını sağlamak olan bu amatör girişimi benim gibi onlarca blog ve web sitesi duyurdu.Konuya basında ilgi gösterdi. Site ve sahipleri gazetelerde haber oldu.

Bu noktada girişimi amatör olarak adlandırmamın sebebi para kazanma amacı gütmeyen bir proje olması.
Çalışma gayet profesyonelce.

Bugün 23 Nisan. Google bu fırsatı çok iyi değerlendirdi. Ve ana sayfasında yukarıdaki logoyu yayınladı.
Daha güzel bir logo olabilirdi şeklindeki küçük eleştirimizi bir yana bırakalım, bu durumdan çıkarılacak dersleri bir bir inceleyelim.

1- Amaca ulaşacak bir kampanya hazırlamak için bilmem kaç yıllık bir reklam ajansı olmanıza gerek yok.
2- Viral bir kampanya yapmak için güzel bir fikir, 8$’lık bir alan adı ve ücretsiz bir blog yeterli. Yeter ki doğru bir kurgunuz olsun.
3- Marka büyüklüğü son günlerin moda tabiriyle sözde değil özde olmalı. Google ayağına gelen bu fırsatı çok iyi değerlendirdi. Ve 23 Nisan gibi önemli bir günde logoyu yayınladı.
4-Bloglar ciddi ziyaretçilere ulaşıyor. Başarılı bir bloğu her ay en az 10.000 farklı kişi ziyaret ediyor. 50 tane blogda haber olduğunuzda 500.000 kişiye ulaşabiliyorsunuz. Bu ulaşmada sözde değil özde. Ziyaretçiler bakıp geçmiyor. Okuyor. Arkadaşlarına duyuruyor.

Değeri yüzmilyar dolarlala ifade edilen bir şirketi harekete geçirdiğiniz, internet’in gücünü herkese gösterdiğiniz için teşekkürler arkadaşlar

Haa.. Bu arada.
Bu kampanyanın arkasından Google çıkar mı?
Acaba bu Google’ın viral bir kampanyasımıydı?
Öyle ise hiç şaşırmam.

AddThis Social Bookmark Button

Reklamveren neden internet’e ısınamadı?

“Reklam bir abartı yoludur herkes bilir. Ürünleri abartılarla çevreleyip yeni bir gereksinim yaratma işi. Kadınlar çok güzeldir, erkekler çok yakışıklı, çocuklar çok tatlı. Ancak bu abartı gerçekle bir ölçüde bağlantılıdır. Çünkü reklam “amma abartmışlar ha” dedirtmeden abartma sanatıdır.”

Bu ifade Sayın Nuran Yıldız’ın Sabah gazetesindeki köşesinde yer aldı bugün.

Bu tanım reklam verenin internet’e bir türlü ısınamamasının ifadesi bence.
Yanlış anlaşılmasın tanım’a eleştirmiyorum.
Reklam’ın tanımından yola çıkıyorum.

Pazarlama sadece reklamdan ibaret değil tabi. Ancak ülkemizin pazarlama faaliyetleri  gerçeği, Televizyonda ve gazetede yer almaktan ibaret.
Gençler’i hedef alan ürünlerin internet’te reklamının olmazken gazetelerde olması bunun bir ispatı değil mi?

Bir markanın internet’te yapması gerekenler, reklam ile yapması gerekenlerle tam olarak tezat teşkil ediyor.

Evet yukarıdaki tanımı internette yayınlanacak banner reklamlara uygulamak mümkün.
Ancak banner’ın devamında birşeyler gelmesi gerekiyor.
Zaten fark burada başlıyor.

İnternette reklam ( banner ) ile internette kampanya çok çok farklı.

İnternette yaptığınız kampanyada, marka web sitenizde ziyaretçileri abartılı ifadelerle, görüntülerle tatmin etmeniz mümkün değil. Çok başarılı bir tasarım, etkileyici bir web sitesi yetmez.

Bir oyun yapmalısınız, bir yarışma yapmalısınız, bir içerik sunmalısınız..
Ne yaparsanız yapın. Üzerinde durmaya, o sayfada vakit gerçirmeye, hatta hatta başkalarına tavsiye etmeye yönelik olmalı.

Reklamveren şunu hiç bir zaman unutmamalı.
İnternet kullanıcılarının vakti sınırlı. İnternette takip edecekleri içerik çok fazla.
İnternet kullanıcıları kendi seçimini kendi yapıyor.

Bu seçimlerin arasına sizin kampanyanızı, sizin web sitenizi koyması için onlar gibi düşünmeli, onlar gibi hissetmelisiniz.

AddThis Social Bookmark Button

Hürriyet’in köşe yazarı yarışması kimin için büyük bir fırsat?

Geçen gün Hurriyet’in web sitesinde bir haber gördüm.
Haberin başlığı “Gençlere büyük fırsat“.
Habere göre gençler diledikleri konuda tek bir köşe yazısı yazacak.
Juri değerlendirecek.
İlk üç’e giren gazeteciliğin kapısından girecek.

Bu habere sadece gülüp geçmiştim.

Ancak biraz önce Sevgili Türker’in Okyanus Ötesi adlı bloğundaki güzel analizi okuyunca aklıma bir kaç soru geldi.
Paylaşmadan edemedim.

Bir tek yazıyla gazeteciliğe adım atılabilir mi? Gazeteciliğin akademik bir eğitim’i yok mu?

Türker’in de dediği gibi bir gencin kendini ifade edebilmesi için Hürriyet’e ihtiyacı var mı?

Gazeteci olsun veya olmasın, bir insanın özgür ve bağımsız yorumlarını en iyi şekilde yazabileceği yer Hürriyet gazetesimidir, yoksa kendine ait bloğu mu?

Acaba bu yarışma gençler için mi büyük bir fırsat yoksa Hürriyet gazetesi için mi?

AddThis Social Bookmark Button

Cumhuriyet Mitinginde kaç kişi vardı?

Kaç kişi olduğu çok da önemli değil aslında.
Ama madem birileri bu mitinge katılanların sayısını düşük gösterme çabasına girdi, alın size teknolojik bir yaklaşım.

Bildirgec.org’da okuduğum son derece başarılı analiz ve yorum’a göre katılan kişi sayısı 975.000 - 1.500.000 arasında.

Googlearth ve crowd dynamics sitesi esas alınarak yapılan analizin detaylarını bu güzel yazıdan öğrenebilirsiniz.

AddThis Social Bookmark Button

Danone web sitesine duyuruyu ekledi!

Bir hafta önce Donone’nin yaşadığı e-posta krizini basın ilanları ile düzeltmeye çalışmasını, ancak web sitesine bu duyuruyu eklemediğini belirten bir eleştiri yazısı yazmıştım.

Ali Saydam da Marketing Türkiye’nin son sayısındaki yazısında “Online ortamda oluşan krizi onlineda çözmek lazım. Offline’a taşımak doğru mu?” şeklinde bir yazı yazmış.

Bugün Danone’nin web sitesine bu duyuruyu ve konuyla ilgili basın toplantısının videosunu eklediği farkettim.
Biraz geç olmadı mı? Benim gibi gazetedeki ilanı okuyanlar web sitenize girdiğinde hiç bir şey göremediler.
Danone demişken 17 Ekim 2006 tarihinde yazmış olduğum bir yazı aklıma geldi.

Fransada sözde Ermeni soykırımı yasasının kabulünden sonra, muhtemel Fransız markalı ürünlerin boykotundan kendini korumak isteyen Danone, bir imza kampanyası başlattığını duyurmuştu.

Kampanyaya göre Danone 100 bin imza toplayacak ve Türk halkının tepkisini Fransa senatosuna iletecekti.

100 bin imza toplandı mı? Toplandıysa, vaad edilen Fransız makamlarına gönderildi mi?

Danone web sitesinde bu konuyla ilgilide bilgi verici bir bölüm hazırlarmı?  

Bekleyip görelim.

AddThis Social Bookmark Button

e-posta mesajlarının çehresi değişti!

Eskiden genelde eğlence amaçlı e-posta mesajları alırdım arkadaşlarımdan.
Komik fotoğraflar, videolar…

Son bir kaç aydır e-posta mesajlarının kapsamı değişti.
Herkes ülkemiz ile ilgili tehlikelerden, medyanın insanlara gerçekleri anlatmadığından bahseder oldu.

Biraz önce büyük bir medya kuruluşunun özellikle 14 Nisan Cumhuriyet mitingine televizyon kanalları ve gazete manşetlerinde geçiştirmelik yer vermesi sebebiyle bardağı taşıran son damlayı da koyduğunu anlatan ifadeyle, ilgili medya kuruluşunu boykota davet eden e-posta mesajı aldım.

“Köşe yazarlarını internet’ten okuyalım, ancak gazete almayalım. Tirajları düşürelim.
Bazı medya kuruluşlarına mesaj verelim”
diyor bu e-posta mesajı..

Amaç bağcı dövmek değil. Üzüm yemek.

Bu sebeple kuruluş veya kişi ismi vermeyeceğim.

Ancak şunu net olarak söyleyememde fayda var.

Gazete web sitelerinin ana sayfalarındaki manşet haberlerin hassasiyeti ile o gazetelerin köşe yazarlarının çoğunun hassasiyeti arasında ciddi farklar oluşmaya başladı. Hele hele yorum yazan internet kullanıcıları hepten tepkili..

İnternet’te gazete okuyan kitleler ile basılı gazeteleri okuyan kitleler arasında önemli bir fark olduğunu unutmamakta fayda var.

Yanlış anlaşılmasın…Bu fark kültür farkı, bilgi farkı, bilinç varkı falan değil…

Bu fark interaktivite farkı.

İnternet kullanıcısı yorum yazabiliyor. Kendi bloğunda yorumlarını yazıyor. e-posta ile görüşlerini yayabiliyor. 

Çevrimiçi yayıncılık yapan gazetelerin, web sitelerinden edindikleri geri dönüşleri incelemerinde ve bir defa daha düşünüp yayın politikalarını gözden geçirmelerinde fayda var.

Zira artık tepkiler daha kolay yayılıyor…

AddThis Social Bookmark Button

Tunç’un isyanı!

Sevgili arkadaşım Tunç Kılınç’ın ( fikiratolyesi.com ) Türkçe’yi katledenlerle ilgili yeni yazısını mutlaka okumanızda fayda var.

Benim tavsiyem özellikle yemek yediğimiz yerlerde menüde garip garip yabancı ifadeleri gördüğünüzde “Bunun Türkçesi yok mu?” diyerek tepkinizi dile getirin.

Her zaman söylüyorum. Marka isimler yabancı olabilir. Bu kabul edilebilir bir durum bence.

Ancak kelimeler, yemek isimleri..

Bunları yabancı dilde kullanmak özentiliğin, kendini küçük görmenin bir göstergesidir..

Ben kimseye özenmiyorum. Türkçemi, ülkemi, tarihimi ve halkımızı hiç bir zaman küçük görmüyorum.

Daha iyi, daha kaliteli, daha başarılı olmam için yabancı kelimeler kullanmaya ihtiyacım yok..

Sizin var mı?

AddThis Social Bookmark Button

Pazarlamaya atom bombası düştü!

2007_04_16.jpg

Marketing Türkiye’nin 15 Nisan 2007 tarihli 122′nci sayısının kapak konusu Nano Teknolojik ürünler!

Marketing Türkiye haber ve web editörü Burçin Tarhan Tanlasa, bundan önce bir kaç konuda olduğu gibi bu konuda da görüşlerimi istemişti.Konuyla ilgili görüşlerim Marketin Türkiye dergisinde yayınlandı. Kendilerine teşekkür ediyorum.

Görüşlerimi sizlerle de paylaşacağım.

Ancak Marketing Türkiye’de bu konuyla ilgili oldukça kapsamlı bir içerik olduğunu hatırlatmamda fayda var.


Şirketler pazarlama süreçlerini tüketicilerin beklentilerini öğrenebilecek şekilde geliştirmeli.

Her gün binlerce farklı mesajla karşılaşan tüketicilerin yeni bir ürün ile ilgili bir mesajı alması git gide zorlaşmakta. Bu zorluk pazarlamacıları klasik yöntemlerin dışına çıkmaya itiyor. Günümüzde bir ürünle ilgili verilen tanıtım mesajlarının kitlelerden çıkıp bireylere kadar iniyor olması bir zorunluluk haline geldi. Bireylere verilebilen doğru mesajların Internet’in gücü ile birlikte çok daha samimi bir şekilde yayılma şansı var. Bu noktada internet’in iletişime kattığı güç, beğenilen ürünlerin ağızdan ağıza, çok daha büyük kitlelere ulaşmasını sağlıyor.

Ancak ağızdan ağıza pazarlamanın, yani tavsiye mekanizmasının çalışması için akıllıca kurgulanmış pazarlama kampanyalarından da ziyade üzerinde konuşulmaya değer ürünlerin var olması gerekiyor. Ağızdan ağıza pazarlamanın önemli unsurlarından olan blog yazarları ve okuyucuları yeniliğin adeta peşinden koşuyorlar.

Günümüzde nano teknoloji uygulanılarak geliştirilen ürünlerin rakiplerine göre daha fazla ilgi çektiği bir gerçek. Nano teknoloji ile özellikleri geliştirilmiş her ürün konuşulmaya ve incelenmeye değer bulunuyor.

Pazarlamanın temellerini oluşturan 4P’nin en önemlisi olan ürün ( product ), artık çok daha önemli hale geldi. Önümüzdeki dönemde markaların Nano teknolojinin ürünlerine katabileceği değerleri iyi analiz edip, daha yenilikçi ürünler geliştirmeye odaklanmaları, pazarlama süreçlerini tüketicilerin beklentilerini öğrenebilecek şekilde geliştirmeleri gerekiyor.

AddThis Social Bookmark Button



interaktif gündem

interaktif pazarlama
Facebook'daki interaktif pazarlama gurubumuza katılmak için tıklayınız!