
Ülkemizin gündeminde Cumhurbaşkanlığı seçimi var. Bu konuda farklı görüşler olduğu kesin.
Cumhurbaşkanını TBMM’nin seçiyor olması Anayasanın bir hükmü.
AKP’nin seçim sisteminin oluşturduğu bir sonuç olarak son seçimlerde aldığı oydan fazla bir temsil gücü oluşturduğunu biliyoruz.
Bu durum AKP’nin Cumhurbaşkanı olarak kimi aday gösterirse onun seçilmesini kesinleştiryor.
Diğer yandan AKP’nin aday göstereceği ismin başka hiç bir parti tarafından desteklenmemesi şeklinde bir ortam oluştu.
Bu konuları gündeme getirmek isteyen DSP, seçim kampanyasını 8 Nisan 2007 tarihinde Ankaradaki mitingi ile başlattı.
Kampanya ile ilgili ilanlar gazetelerde ve televizyonlarda yer aldı.
DSP internet’i de kullanarak MSN’de bu kampanyanın bannerlarını yayınladı.
DSP web sitesi de genel olarak başarılı bir görünüm sergiliyor.
Web sitesinde Bilişim Bildirgesine yer verilmesi ve bildirgenin nitelikli bir metinden oluşması dikkat çekiyor.
Kampanyasını internet reklamıyla duyurması, genel olarak başarılı bir web sitesine sahip olması ve Bilişim bildirgesi ile DSP başarılı bir internet stratejisi uyguluyor izlenimi bırakıyor.
Bakalım seçim sürecinde siyasi partiler internet’i nasıl kullanacak?



bu yaklaşımı paylaşmak istedim saygılarımla
Artk Çıkman Şart Olmuştur - Ahmet Hakan - hürriyet
Blog yazarının notu: Yorumcu yukarıda belirtilen bağlantıdaki yazıyı olduğu gibi yoruma taşıdığı için ben yorum kısmındaki metni kaldırım ilgili yazıya bağlantı vermeyi uygun gördüm. Zira sayfa çok uzuyordu.
İnternet’i iyi kullandığına katılıyorum fakat Selim Tuncer’in ilgili yazısında da belirttiği gibi altı boş olan bir ürüne ne kadar şahane bir kampanya hazırlarsanız hazırlayın sonuç beklenildiği gibi olmayacaktır.
DSP önce sunduğu kimliği kendi üzerinden tutarlı bir şekilde yansıtmalı. Başka bir ürünü (pazarlama açısından burada ürün partidir) kötüleyerek benim ürünüm daha iyidir gibi bir kimlik oluşturması sağlıklı değildir bence.
Öncelikle belirtmek isterim ki be DSP’nin internet’i kullanış şeklini başarılı bulduğumu anlatmak istedim. İşin fikir yönüne baktığımızda ise yorumlarım şudur;
Gül hanım,
Ahmet Hakan ile aynı görüşte olmanıza saygı duyuyorum. Ancak Ahmet Hakan’ın bir köşe yazarı olarak bu yaklaşımla bir yazı yazması ne kadar doğru tartışılır.
Selim,
“Başka partileri kötüleyerek benim ürünüm daha iyidir” yaklaşımının seçim kazandırdığı bir gerçek. ( Bknz:son seçimler )
Ancak sağlıklı olmadığı daha gerçek. ( Bknz: ülkemizin bugün içinde bulunduğu durum )
Ülkemizde hiç kimsenin itiraz etmediği beklentiler var;
- Siyasi partiler kanununun değişmesi
- Seçim kanunun değişmesi
- Dokunulmazlıkların kalkması
Ben bu beklentiler gerçekleştirecek bir iktidar hayal ediyorum…
Bunlar çözülürse gerisi çorap söküğü gibi gelir.
dsp olmadığı bir şey gbi davranıyor düşüncesine karşıyım çünkü o hiç bir zamn şeriati desteklemedi her zaan arkasında olduğu görüşleri şimdi de savunuyor ve biliyorsunuz ki (umarım biliyorsunuzdr) dsp hiç bir zaman tek basına iktidar olmadı. Kualisyon partileriyse her zaman mbuyurgan ın isteklerini asla gerçekleştirmeyecek bir af yasasından bile kendine pay çıkarmak için yasayı baska taraflara doğru genişletip ülkenin geleceğini düşünmeyecek radikallerdi. bu açıkdan bakıldığında dsp DOĞRU BİLGİLERİ DOĞRU YÖNTEMLE halka ulaştırmıştır. Eğer ideolojik görüşünüz farklı ve taşlaşmışsa bunu görmenizi zaten bekleyemeyiz sevgili selim yörük ve ceyhun aksan