“Reklam bir abartı yoludur herkes bilir. Ürünleri abartılarla çevreleyip yeni bir gereksinim yaratma işi. Kadınlar çok güzeldir, erkekler çok yakışıklı, çocuklar çok tatlı. Ancak bu abartı gerçekle bir ölçüde bağlantılıdır. Çünkü reklam “amma abartmışlar ha” dedirtmeden abartma sanatıdır.”
Bu ifade Sayın Nuran Yıldız’ın Sabah gazetesindeki köşesinde yer aldı bugün.
Bu tanım reklam verenin internet’e bir türlü ısınamamasının ifadesi bence.
Yanlış anlaşılmasın tanım’a eleştirmiyorum.
Reklam’ın tanımından yola çıkıyorum.
Pazarlama sadece reklamdan ibaret değil tabi. Ancak ülkemizin pazarlama faaliyetleri gerçeği, Televizyonda ve gazetede yer almaktan ibaret.
Gençler’i hedef alan ürünlerin internet’te reklamının olmazken gazetelerde olması bunun bir ispatı değil mi?
Bir markanın internet’te yapması gerekenler, reklam ile yapması gerekenlerle tam olarak tezat teşkil ediyor.
Evet yukarıdaki tanımı internette yayınlanacak banner reklamlara uygulamak mümkün.
Ancak banner’ın devamında birşeyler gelmesi gerekiyor.
Zaten fark burada başlıyor.
İnternette reklam ( banner ) ile internette kampanya çok çok farklı.
İnternette yaptığınız kampanyada, marka web sitenizde ziyaretçileri abartılı ifadelerle, görüntülerle tatmin etmeniz mümkün değil. Çok başarılı bir tasarım, etkileyici bir web sitesi yetmez.
Bir oyun yapmalısınız, bir yarışma yapmalısınız, bir içerik sunmalısınız..
Ne yaparsanız yapın. Üzerinde durmaya, o sayfada vakit gerçirmeye, hatta hatta başkalarına tavsiye etmeye yönelik olmalı.
Reklamveren şunu hiç bir zaman unutmamalı.
İnternet kullanıcılarının vakti sınırlı. İnternette takip edecekleri içerik çok fazla.
İnternet kullanıcıları kendi seçimini kendi yapıyor.
Bu seçimlerin arasına sizin kampanyanızı, sizin web sitenizi koyması için onlar gibi düşünmeli, onlar gibi hissetmelisiniz.



0 Yorum: “Reklamveren neden internet’e ısınamadı?”
Bu sayfayı takip etmek için kullanabileceğiniz RSS adresi
Bu sayfanın adresi