Haziran, 2007 arşivi

Ne zaman uyanacaksınız?

img_3286.JPG


İzmir’de tatilde olduğum ve Fotoğraf ilgimin arttığı bir döneme rastgeldiği için Efes harabelerini bir defa daha ziyaret etmeye karar verdim. Eşim Aslı ve halası ile birlikte Efes Harabelerini iki gün önce ziyaret ettik.Bize göre yurt dışını çok daha fazla gezmiş olan Semra halamız, Yunanistan iki taş’ı yanyana görmek için bile ödenen parayı söyleyince, Efes’in ülkemiz için ne büyük bir fırsat olduğunu bir defa anladık.

Biz anladık ama Turizm ve Kültür bakanlığı herhalde hâlâ anlamamış.

Girişte almış olduğumuz biletin üzerinde Efes Harabeleri ile ilgili bir web sitesinin veya Bakanlığın web sitesinin adresine rastlamadım. Yani yabancı Turist ülkesine döndüğünde hatıra olarak sakladığı biletin üstünde, internetten Efes’le ilgili erişebileceği bir internet adresi görme şansına sahip değil.

Internette yaptığım kısa bir araştırmadan sonra Efes Harabeleri için yapılmış özel bir web sitesi olmadığını gördüm. 

Kültür ve Turizm Bakanlığının web sitesine girince Efes Harabeleri hakkında kolayca ulaşabileceğim bir bağlantı göremedim. Site haritasında da böyle bir başlık yok.

Site içerisinde bir yerlerde Efes Harabeleri ile ilgili bir içerik olduğuna hiç şüphem yok. Ancak aradığımız define değilki saatlerimizi sitede geçirip aradığımız bilgiye ulaşalım.

Bu anlamda bakanlık sitesini de yeterli bulmadım. Site Google dostu yapıda olmadığı ve bir çok geniş içerikli web sitesi gibi Google’da bulunmayı kolaylaştıracak önlemlerin alınmadığı içerik yönetim sistemleri ile hazırlandığı için, yurt dışından yapılan aramalarda bulunmak gibi çok önemli fırsatların kaçtığı muhtemel.

Daha önce yazdığım bir yazımda bakanlığın Google’da bedava bulunmak adına hiç bir önlem almazken, para ödeyerek reklam yapma hevesinde olduğunu, bu hevesinde çok doğru temellere dayanmadığını belirtmiştim.

İnternet ile ilgili eleştirilermizi bir kenara bırakıp, Efes Harabelerinin fiziksel koşullarına bir bakalım.

Ziyaretçisi hiç eksik olmayan böyle tarihi bir mekânın yerlerinde sigara izmaritleri, bira kutuları gibi çöplerin olması, ot alanlarının son derece bakımsız bir durumda olması, içerideki muhtelif bilgilendirme tabelalarının pas tutmuş olması, kısacası böyle büyük bir mirasın ilk bakışta tespit edilebilecek bir çok eksiğinin olması üzücü olmaktan ziyade sinir bozucu.

Otopark için 3 YTL, giriş için 10 YTL alınan bir mekânın içerisinin temiz ve bakım tutulması için devlet tarafından özel bir bütçe tahsis edilmesine ihtiyacının olmadığı düşündüğünüzde üretilebilecek bahane de kalmıyor.

Peki sorun nere de?

AddThis Social Bookmark Button

Bizimkisi bir patlıcan hikayesi!

Bloğumla çok fazla ilgilenemediğim döneme Turkcell’in ve Avea’nın gençlere yönelik web sitelerinin açılışı denk geldi.

Biraz önce Webrazzi.com’da Avea’nın sitesi olan patlican.com.tr ile ilgili bu yazıyı okuduktan sonra bende konuyla ilgili bir kaç yorum yazmak istedim…

Sevgili Arda’nın webrazzi.com’daki yazısını okuduğumda patlican.com alan adının Nokta Internet Teknolojileri şirketine ait olduğunu öğrendim.

Arda’nın tespiti şu. patlican.com.tr reklam kampanyası başladıktan sonra reklamları gören bir çok kişi patlican.com.tr yerine patlican.com web sitesine girmeye çalışmış. Avea patlican.com.tr ismini seçmek suretiyle veya patlican.com ismini de satın almamak suretiyle stratejik bir hata yapmış.

Arda’nın tespitine katılıyorum.

Ancak bu noktada şu soru gündeme geliyor?

Acaba Avea ile Nokta Internet Teknolojileri arasında alan adının satılması konusunda bir pazarlık söz konusu oldu mu?
Olduysa Nokta ne fiyat talep etti? Avea ne kadar vermeye razı oldu? Yani Avea patlican.com alan adını satın almayı düşündü de bir anlaşma mı sağlanamadı yoksa “Bizim reklam gücümüz var. Projenin arkasında ekolay.net’te var. patlican.com ismine ihtiyacımız yok!” şeklinde mi düşün dü?

Madolyonun Madalyon’un diğer yüzüne baktığınızda patlican.com’a girmeye çalışan insanların nokta.com’a yönlendirilmediğini, bir anlamda bedava elde edilecek trafiğin önemsenmediği tespitini yapmamız da mümkün.

Nokta Internet teknolojilerinin patlican.com’a girildiğinde nokta.com’a yönlendiriliyor olmanın, patlican.com.tr projesinin NOKTA’ya ait olduğu gibi bir yanlış anlaşmaya mahal verebileceği endişesinde olduğu için bu yönlendirmeyi yapmamış olması da söz konusu olabilir.

Özellikle blogcu.com satın almasından sonra NOKTA’nın trafik gibi bir sıkıntısının olmadığı aşikâr.

Bir madolyonun madalyonun iki yüzü olmakla birlikte, bu durumu izah etmek için bir kaç yüz daha kullanmamız gerekecek.

Zira patlican.com.tr web sitesi ilgili alan adı altında değil http://patlican.ekolay.net/ alan adı altında yayınlanıyor.
Bunun sebebi ise projenin Avea adına ekolay.net tarafından yapılıyor olması.
Avea ile ekolay.net arasında bu proje için nasıl bir anlaşma var bilemiyorum.

Ancak patlican.com.tr projesine sağlanan trafiğin ekolay.net’in alexa tarzı sıralamalarda yukarıya çıkması için ciddi bir potansiyel sağladığı bir gerçek.

Bu analizlerden ortaya çıkan durum şu; 

patlican.com.tr sitesinin internet dışındaki reklamlarının ( Tv, Outdoor vs.. ) patlican.com alan adına sağladığı trafik ne Avea’nın umurunda ne’de Nokta Internet teknoloji şirketinin.

AddThis Social Bookmark Button

Bu yazıyı yazmak uzun zamandır aklımda. Şimdi fırsat oldu!

Bloğumu ziyaret eden kişilerin nereden geldiğini takip ettiğimde, Google’ın önemli bir trafik sağladığını kolayca görebiliyorum. Google kullanıcıları bir arama yaptıklarında, benim bloğumda karşılarına çıkabiliyor.

Google’daki ilgili bağlantıya tıklandığında, aramayla ilgili sonucun yer aldığı sayfa açılıyor.

Bu şu anlama geliyor.

Bir internet kullanıcısı geldiği web sayfasının tam olarak hangi web sitesine ait olduğunu bilmeden içeriğe ulaşıyor.

Bunları neden mi anlatıyorum?

Bir çok ziyaretçi yazımı okuduktan sonra, bu yazıyı yazan kişinin bir blogcu olduğunu anlamıyor.

Örneğin Genel Kurmay’ın web sitesi ile ilgili yazdığım yazıya yorum yapmayıp, iletişim sayfasına gelerek “Sn.Paşam sizlere güveniyoruz. Ülkemizin garantisi sizlersiniz” şeklinde mesajlar gönderen bir çok kişi oldu.

Veya bir şirketle ilgili yazdığım yazıyı okuduktan sonra, okuduğu sayfanın o şirkete ait olduğunu düşünüp iletişim bölümünden ilgili şirkete teşekkür veya eleştiri mesajları atanda oluyor.

Sizin anlayacağınız bloğunuzu sürekli takip etmeyen veya blog kavramından haberdar olmayan bir çok internet kullanıcısı sizin bloğunuzu ziyaret ediyor. Ama sizin bir blog yazarı olduğunuzu anlamadan bloğunuzu terk ediyor.

İlginç ama gerçek.

AddThis Social Bookmark Button

Bari sen yapma bu hatayı Türk Hava Yolları!

2007_06_25.gif


THY internette güzel işler yapıyor. Yanılmıyorsam iki sene önce bize de ( Netpoint Interactive ) gelen ihaleye katılım çağrısını ve şartnameyi incelediğimizde THY’nin internet adına olumlu hazırlıklarda olduğunu anlamıştık.

THY web sitesi geçtiğimiz sene yenilendi. İçerikler genişletildi. Uluslararası bir şirket olmanın bir çok gereği yapıldı.
Gerek site içeriği gerekse rezarvasyon sistemi olarak çok iyi işler yapıldı.

Geçtiğimiz aylarda açılan blog ise vizyon olarak çok başarılı bir işti.
Blogdaki müşteri yorumları arasında olumsuz hiç bir yazı olmaması biraz dikkat çekiyor olsa da şu an için bence kabullenilebilir bir durum.

Başlıkta bahsettiğim hata ise yukarıda gördüğünüz görüntüde yer alan, THY Türkçe sayfalarına girdiğinizde yukarıda yazan Turkey ifadesi. Yabancı dilde bile Türkiye denmesi gerekirken, Türkçe bilenlerin ve biz Türklerin girdiği Türkçe sayfalarda Turkey yazması bence yanlış uygulama.

THY’nin bu hatayı bir an önce düzeltmesini ümit ediyorum.

AddThis Social Bookmark Button

hurriyet.com.tr’de ahlaki yükseliş!

Hurriyet.com.tr bir karar almış. Çıplak kadın fotoğrafları yayınlamayacakmış.
Bu ifade çok komik oldu ama uygulamanın özeti bu. 

“Bu belki de bizim günlük trajımızı ya da sayfa görüntülenmemizi düşürebilir ancak biz trajın değil düzeyin ve doğru haberciliğin yüksekliğini önemsiyoruz…” diyerek de kararı alma sebeplerini açıklamışlar.

Flynxs | Lynist weblog daki bu güzel yazıyı okuduğumuzda kaz’ın ayağının hiç de öyle olmadığını, bu kararı almaktaki ana sebebin yeni çıkan internet kanunun oluşturabileceği muhtemel sıkıntılara önlem almak olduğunu anlıyoruz.

hurriyet.com.tr deki bu ahlaki yükselişin Hürriyet’in bazılı gazetesine de yansıyacağı günleri merakla bekliyoruz…

AddThis Social Bookmark Button

blograzzi.com’u hâlâ duymadıysanız…

Bir önceki yazımda dediğim gibi bu ara pek yazı yazamadım. Dolayısıyla sevgili Arda Kutsal’ın bir girişimi olan blograzzi.com’u tam olarak tanıma ve yorumlama şansım olmadı.

Şu anda blograzzi.com’u inceliyorum. Benimle ilgili yorum yazan, beni favorilerine ekleyen arkadaşlarıma iadeyi ziyaret yapıyorum anlayacağınız.

blograzzi.com’u iyice tanıdıktan sonra görüşlerimi sizlerle paylaşacağım.

Eğer bir blog sahibi iseniz ve hâlâ blograzzi.com’a kayıt olmadıysanız buyrun buraya..

AddThis Social Bookmark Button

Özür ve umut!

Özür diliyorum. Çünkü görüşlerime değer veren arkadaşların e-posta ile gönderdikleri “web sitemi”, “web projemi”, “bloğumu” değerlendirimisiniz şeklindeki taleplerini tam anlamıyla yerine getiremedim. Bu ara sık yazı yazamadım..

2 hafta boyunca İzmir’de tatildeyim. Bol blog yazılı ve kendi adıma bol fotoğraflı bir tatil geçmesini umut ediyorum.

Bu arada hâlâ bitiremediğim ÇIPLAK SOHBETLER kitabını mutlaka bitireceğim. Bu kitabı hâlâ almadıysanız mutlaka almanızı tavsiye ediyorum. Benim gibi 5 ayda değil hemen okursanız çok daha iyi olur tabi…

AddThis Social Bookmark Button

tnn.net yenilendi!

Türkiyedeki ilk internet servis sağlayacılar kimler di? diye sorarsanız benim aklıma turk.net ve Superonline gelir.
Büyük bir gruba bağlı olmadan çalışmalarına başlayan Turk.net’in hisselerinin çoğu daha sonra Sabancı grubu tarafından satın alınmıştı.

Ses hizmetlerinin Telekom’un tekelinden çıkmasından sonra bir çok internet şirketi gibi Sabancı grubuda bu şirketinin ismini Telekom olarak değiştirdi.

İşte o noktada Sabancı Telekom’un portal’ı tnn.net olarak adlandırıldı. turk.net ise internet servisleri için kullanılan bir marka oldu.

Turk.net’in bugüene kadar olan süreci özetle bu şekilde.

tnn.net’in yenileneceğini geçtiğimiz haftalarda duymuştum. Bugün yenilendiğini fark ettim.

tnn.net günümüzün ihtiyaçlarını göz önünde bulundurarak site tasarımını genişletmiş. Görünümü daha sade bir hale getirmiş. Ajax uygulamalarıyla özellikle ana sayfadan alt sayfalara ulaşırken daha kısa bir yol oluşmasını sağlamış.

Yola çıktığı ilk günden beri görsel tasarımlarını çok beğendiğim tnn.net ( eski turk.net ) yine başarılı bir tasarımla karşımıza çıkıyor.

AddThis Social Bookmark Button

fatihaltayli.com.tr

Fatih Altaylı Sabah’tan ayrıldıktan sonra ne yapacak? sorusunun cevabı belli oldu.
Superonline ana sayfasında gördüğüm küçük banner’a ( banner’dan ziyade Superonline’a bağlı gibi gözüken bir görsel ) tıkladığımda Fatih Altaylı’nın bloğunu öğrenmiş oldum.

Fatih Altaylı’nın yazılarına yorum yapılabiliyor olması ve site tasarımında yer alan sağ tarafta yazıların kronolojik olarak sıralanması bence blog olarak nitelendirilebilir.

Her yazıyı tek tek okumasamda bu yazıyı ve yapılan ilk yorumu okumak bana yetti.

Gözüken o ki Fatih Altaylı yazılarına gelen yorumları sansürlemiyor. Beğenmediklerini elemiyor.
Yorumları bizzat kendimi kontrol edip yayına alıyor, yoksa siteyi yöneten kişi/ekip mi bilemiyorum.

Fatih Altyalı seviyesinde bir gazeteci’nin yazılarını yoruma açmaktan çekinmemiş olmaması bence internet’in ve blogların şeffaflık/samimiyet ruhuna tam anlamıyla uymuş.

Gazete sitelerinde haberlere yorum yazılması alışığız. Ancak köşe yazarlarına yorum yapılması pek te mümkün olmuyor.
Bu açıdan Fatih Altaylı’nın web sitesi de bir ilk’i gerçekleştiriyor.

Sitenin teknik yapısına baktığımda bir çok eksik olduğunu söylememde fayda var.

Google dostu yapıda olmaması ve RSS olanağı sunmaması gözüme çarpan önemli eksikler arasında yer alıyor.

Fatih Altaylının sadece web sitesi ile ses getiren işler yapması internet’in gelişimi için faydalı olacaktır.

Kendisine web sitesinde başarılar diliyorum.

Bu arada Superonline’da Fatih Altaylı’nın web sitesine link verilmiş olması “Fatih Altaylı Akşam grubuyla mı anlaştı?” sorusunu da akla getiriyor.

AddThis Social Bookmark Button

Alogaranti’nin ana menüsü işe yarıyor mu?

Garanti Bankası’nın 444 0 333 no’lu telefon bankacılığı şubesinden yapmak istediğim işlem;
Değişen kredi kartımda soyadım yanlış yazıldığı için kurye tarafından getirilen ancak benim teslim almadığım yeni kredi kartının üstündeki Soyadımı düzeltmek.

Telefondaki menüleri okuyan otomatik sistem “Kredi Kartı İşlemleri için 3′e basınız” diyor. Burada alternatif alt menuler var. Her biri kart numaramı istediği için hangisine numarasız ulaşırım diye telefonu 5 defa kapatıp tekrar aramak suretiyle şansımı deniyorum.

Sonuca ulaşamayınca sinirlenip 444 0 338′den Garanti Bankası haklı müşteri hattını arıyorum.
Alo Garantide uygun menü bulamadığımı, biliyorsa telefondaki kişinin söylemesini sitiyorum.

Oda bana aynen şunu diyor “5 numaralı Internet şubesi destek hattı ve diğer işlemler seçeneğinden sonra 4′e basın”

Bende telefonu kapatıp tekrar Alogarantiyi arıyorum.
5 numaralı menüde diğer ifadesi geçmiyor. “Internet şubesi destek hattı ve parakart işlemleri için 5′e basın” diyor.
5′e basınca diğer işlemler için 4′e basıyorum. Ve müşteri temsilcisiyle karşılaşıyorum.
Yani kart numaram veya telefon şifrem yoksa yapmam gereken 5′e daha sonra 4′ü tuşlamam.
Ancak 5numaralı menüden bunu anlamam imkânsız.

Bu kadar zahmetten sonra soyadı hatasını ancak şubeyi aramak suretiyle değiştirebileceğimi anlıyorum.

Sonuç.

Alo Garanti Şubesinin 5 numaralı menüsünde “diğer işlemler” ifadesi olmalı.

İnsan şunu düşünüyor. Alogaranti gibi işlek bir sistemin ana menüsü nasıl olurda bu kadar hatalı hazırlanır.
Şuda bir ihitmal tabi. Kart numarası, telefon şubesi olmadan işlem yapmayı ne kadar zor yaparsak insanlar okadar çok bu numaraları öğrenir.

Eee peki benim durumumda olan  ne yapacak?

30 dk uğraş canım sende. Ne olacak ki???

AddThis Social Bookmark Button



interaktif gündem

interaktif pazarlama
Facebook'daki interaktif pazarlama gurubumuza katılmak için tıklayınız!