Dün 10 Kasım idi. Her sene olduğu gibi saat 9:05′de saygı duruşlarıyla, anıtkabir ziyaretleriyle ve çeşitli etkinliklerle Atamızı andık.
Atatürk’ün Cumhuriyet’i kurarken siyasi desteğinin çok da fazla olmadığı bir gerçek.
Zira Cumhuriyet halk’ın talebi ve meclisin tam mutabakatıyla kurulmadı.
Kurtuluş savaşında Ankara meclisinin ve halk’ın ortak düşüncesi düşman işgalinden kurtulmak, yabancı toplumların egemenliği altına girmemek idi. Ancak yeni kurulacak ülkenin sisteminin Cumhuriyet olması konusunda ortada bir mutabakat yoktu.
Halk’ın Atatürk’e sevgisi ve inancı Cumhuriyet’in kurulduktan sonra ayakta kalmasını sağladı.
Atatürkçü olmak ne demektir?
Atatürkçülüğü özetlediğinizde karşınıza başka ülkelerin egemenliği altına girmeden, çalışan, sadece kendi çıkarlarını değil toplum çıkarlarını düşünen, ilmin gerçekleri doğrultusunda hareket eden ahlâklı bir düşünce sistemini görüyorsunuz.
Bu düşünce bugün için çok da özel bir düşünce gibi gelmeyebeilir. Bunlar zaten herkesin kabul ettiği fikirler denilebilir.
Ancak bugün gerek siyasal anlamda gerek toplumsal anlamda ülkemize baktığımızda bu düşüncelerin laf’ta kaldığını görüyoruz.
Kişiler ve gruplar çıkarları uğruna ilimin gerçeklerinden, ahlâklı davranmaktan, çalışmaktan, bağımsız olmaktan vazgeçebiliyorlar.
Cumhuriyet tarihi bıyunca 80 milyar dolar borç oluşturup, son yedi senede bu borcu 400 milyar dolara çıkartan bir ülkenin bağımsızlığından bahsetmek mümkün müdür?
Ülkesi için bir şeyler yapmak isteyen herkes’e çağrım işimizi doğru yapmamız. Ülkemizin dışındaki değerlere hayranlıkla bakarken ülkemizden çıkan değerleri de önemsememiz, ülke gençlerine, ülke girişimcilerine her anlamda fırsat tanımamız.
10 Kasım ile ilgili İdris Cin’in ve Flynx’in güzel yazılarını okumanızı tavsiye ediyorum.
Toplumsal duyarlılığımız olan dönemlerde kendi bloğunun içeriği dışında bu tip yazılar yazan blogcu arkadaşlarımıza teşekkür ediyorum.



teşekkür ederim..
diğer ülke liderlerinin bile düşüncelerine gıptayla yaklaştığı; yazdıkları mektuplarla, görüşme talepleriyle fikirlerinden istifade etmek en azından tanışıp bulunduğu atmosferi deneyimlemek için gayret sarfettiği bir lideri, Atatürk‘ü, doğru anlayabilmek için çaba ve merak içinde olmalıyız, ki gelecek nesillere de doğru aktarabilelim.
ne zor şartlarda kurulan bir Cumhuriyet’te yaşıyoruz ki, şimdi zaaf göstermeye kimsenin hakkı yok, diye düşünüyorum.
Dün, Yılmaz Özdil farklı bir bakış açısıyla, Atatürk’ün doğum tarihini gün/ay olarak neden bilmediğimizi irdeledi. Evet, 1881 ama peki hangi ay?
Güzel yazının tamamını http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/haber.aspx?id=7663133&yazarid=249
buradan okuyabilirsiniz.
Merhabalar,
Sürekli defans yapan ve rakip takımın ataklarını savuşturmaya çalışan bir futbol takımından farkımız kalmamış ülke olarak malasef ve bu belki de 50 yıldır böyle gidiyor…
Dolayısıyla asıl sorunlarımızı konuşmaya fırsat bulamıyoruz, neden cumhuriyeti ve Atatürk’ü anlayamadığımızı konuşmaya, tartışmaya…
Tam bişeyleri düşünmeye tartışamaya başlayacağız, bir sorun hortluyor ve asıl konulardan uzaklaş(tırıl)ıyoruz. Nasıl yaparız bilemiyorum ama, bu defansif anlayıştan kurtulup artık artık oyunu karşı takıma kabul ettirmemiz gerekiyor.
Ancak bu sayede daha bilinçli düşünebilir, tartışabilir, atamızı ve cumhuriyeti anlayabiliriz. Siz şimdi zamanında o kadar siyasi ve fiziki saldırıların arasında Atatürk bunları nasıl düşünmüş ve uygulamış diyeceksiniz… Eee, bir Atatürk her millette yetişmiyor, Atatürk gibi her koşul altında asıl amaçlarından taviz vermeyecek liderlere ihtiyacımız var…
Paylaşımınız için teşekkürler Murat Bey,
Sevgi ve Saygılarımla.