Aylık Arşiv November, 2007

Atatürk ve düşünceleri anılarda mı kaldı?

Dün 10 Kasım idi. Her sene olduğu gibi saat 9:05′de saygı duruşlarıyla, anıtkabir ziyaretleriyle ve çeşitli etkinliklerle Atamızı andık.

Atatürk’ün Cumhuriyet’i kurarken siyasi desteğinin çok da fazla olmadığı bir gerçek.
Zira Cumhuriyet halk’ın talebi ve meclisin tam mutabakatıyla kurulmadı.

Kurtuluş savaşında Ankara meclisinin ve halk’ın ortak düşüncesi düşman işgalinden kurtulmak, yabancı toplumların egemenliği altına girmemek idi. Ancak yeni kurulacak ülkenin sisteminin Cumhuriyet olması konusunda ortada bir mutabakat yoktu.

Halk’ın Atatürk’e sevgisi ve inancı Cumhuriyet’in kurulduktan sonra ayakta kalmasını sağladı.

Atatürkçü olmak ne demektir?

Atatürkçülüğü özetlediğinizde karşınıza başka ülkelerin egemenliği altına girmeden, çalışan, sadece kendi çıkarlarını değil toplum çıkarlarını düşünen, ilmin gerçekleri doğrultusunda hareket eden ahlâklı bir düşünce sistemini görüyorsunuz.
Bu düşünce bugün için çok da özel bir düşünce gibi gelmeyebeilir. Bunlar zaten herkesin kabul ettiği fikirler denilebilir.

Ancak bugün gerek siyasal anlamda gerek toplumsal anlamda ülkemize baktığımızda bu düşüncelerin laf’ta kaldığını görüyoruz.

Kişiler ve gruplar çıkarları uğruna ilimin gerçeklerinden, ahlâklı davranmaktan, çalışmaktan, bağımsız olmaktan vazgeçebiliyorlar.

Cumhuriyet tarihi bıyunca 80 milyar dolar borç oluşturup, son yedi senede bu borcu 400 milyar dolara çıkartan bir ülkenin bağımsızlığından bahsetmek mümkün müdür?

Ülkesi için bir şeyler yapmak isteyen herkes’e çağrım işimizi doğru yapmamız. Ülkemizin dışındaki değerlere hayranlıkla bakarken ülkemizden çıkan değerleri de önemsememiz, ülke gençlerine, ülke girişimcilerine her anlamda fırsat tanımamız.

10 Kasım ile ilgili İdris Cin’in ve Flynx’in güzel yazılarını okumanızı tavsiye ediyorum.

Toplumsal duyarlılığımız olan dönemlerde kendi bloğunun içeriği dışında bu tip yazılar yazan blogcu arkadaşlarımıza teşekkür ediyorum.
 

Google Sosyalleşme Uygulamalarını Tüm Web’e Yaymak için OpenSocial’ın Lansmanını yapıyor

Google web’deki tüm sosyalleşme uygulamalarını kapsayacak biçimde tek bir oluşum sağlayacak olan OpenSocial’ı, sosyalleşme uygulamaları geliştiren uzmanlar ve daha fazla sosyalleşme özelliğine sahip olmak isteyen web siteleri için piyasaya sürdü. OpenSocial, geliştiriciler tarafından, kullanıcıların web siteleri, web uygulamaları veya sosyal ağlarından bağımsız olarak faydalanacakları geniş kapsamlı uygulamalar oluşturulmasını sağlayarak web için daha güçlü ve yayılmacı sosyal imkanlar geliştirecek. OpenSocial ilk kez, birçok sosyalleşme ağına tek bir API’da ulaşılmasını sağlayarak, uzmanlar için gelişim ve dağıtımı daha kolay kılacak.

Bağımsız API’ların çoğalması sonucunda geliştirme uzmanları onlarca sosyalleşme web sitesi için, ayrı zaman harcamak ve yazılım hazırlamak durumda kalıyor. OpenSocial, sosyalleşme uygulama geliştirme uzmanlarına OpenSocial uyumlu tüm web sitelerinde çalışabilmeleri için tek bir API seti sağlıyor. Bu basit ve standart teknolojik özellikleriyle, OpenSocial yenilikleri hızlandırıp web’deki birçok yere daha fazla sosyalleşme özelliği kazandırıyor. Kullanıcılar ise daha ilgi çekici, cazip ve kullanışlı özelliklere daha hızlı erişebiliyorlar.

Haberin tamamını ve diğer Google basın bültenlerini www.kurumsalhaberler.com ‘da  Google basın bültenlerinin yer aldığı sayfalardan takip edebilirsiniz.

Milyon Euroluk projesini 1 Franga kim devretti?

Capital dergisinin Kasım sayısında Nilüfer Gözütok tarafından hazırlanan “Kişisel Deneyim” köşesinde başarılı yöneticilere “Her şeye yeniden başlamak için bir fırsat daha verilseydi… Aynı mesleği seçer, aynı kararları alır, aynı çabayı gösteririmisiniz?” sorusu sorulmuş.

Benim çok dikkatimi çeken bir keşkeyi sizinle paylaşmak istedim;

Fransa’da 2000′li yıllardan önce internet yavaş yavaş günlük yaşamımıza girmeye başlamıştı. Çok yakın bir Fransız arkadaşımşa yeni bir fikir ve iş modeliyle ISP denilen bedava internet erişim şirketi kurmaya karar vermiştik. İkimizin eşit oranda önemli bir hissesi olacak, diğer hisseler ise Holding’e bırakılacaktı. İş modelimiz o zaman holdingde bağlı bulunduğum başkan tarafından kabul edildi. Şirketi kurup, faliyete geçtik. İşin ilerlemesiyle yaklaşık 10 milyon dolara yakın bir finansman gerekiyordu. Başkan ise devam etmek istemedi ve başka sebeplerden Holding’ten istifa etti.

 Yerine birkaç ay sonra ben atandım. Kurulan şirkete ortak olduğu için projenin finansmanın benim yerime holdingteki üstlerimin onayıyla yürümesinin daha etik olduğuna inandım. Maalesef projeyi ne holding ne bu işle ilgili Holding’e bağlı iki şirketin genel müdürü onaylamadı. Ben de şirketi devretmeyi doğru buldum. Arkadaşım benim işin içerisinde kalmamı istedi. Ama ben payımı 1 Fransız Frangı’na devrettim.

Şirket  2 yıl sonra 4,5 milyar Euro değerle halk’a açıldı. Bizim hisse paylarımız bir kaç yüz milyon Euro değerle satılmış oldu. Galiba burada “keşke” hisselerimi devretmeseydim diyebilirim.

Sizi meraklandırmadan bahsi geçen holding’i ve yöneticisini söyliyeyim.

Koç Holding ve Koç Holding’te 31 yıl çalışan, Arçelik Genel Müdürüyken emekli olan Nedim Esgin.

Bu örnek büyük şirketlerin konu yenilikçilik olunca küçük şirketler kadar dinamik ve risk alıcı olamıdığının bir göstergesi niteliğinde…

Türkiye Blog Konferansı 2007

071102_blogkonferansi.jpg

Önümüzdeki hafta İstanbul Yıldız Teknik Üniversitesinde Microsoft’un ana sponsorluğunda “Türkiye Blog Konferansı” gerçekleştirilecek.

Benimde konuşmacı olarak yer alacağım konferans ile ilgili habere kurumsalhaberler.com ‘dan, organizasyon ile ilgili detaylı bilgiye www.blogkonferansi.com ‘dan ulaşabilirsiniz.

Konferans’a katılım tamamen ücretsiz.
Bloğunda destek vermek isteyen arkadaşlar için konferans’ın web sitesinde logo ve banner yer alıyor.

Yer: Yıldız Teknik Üniversitesi
Tarih: 6 Kasım 2007
Saat: 13:30
Katılım: Ücretsiz

Lc Waikiki e-posta krizini internette yönetiyor!

071101_lcwaikiki.png

Bugün Referans gazetesinde okuduğum bu haberle Lc Waikiki ile ilgili internette dolaşan asılsız iddialarından haberdar oldum.

Asılsız iddianın detayına girmeyeceğim. Konu kısaca şu. e-posta yoluyla Lc Waikiki markası ile ilgili bir iddia yayılıyor.

Kriz internet ortamında olduğu için Lc Waikiki hiç gecikmeden cevabını MSN’de reklam ile veriyor.
Başka mecra kullanıldımı bilemiyorum. Ancak bana Dataprofil’in Superteklif sisteminden de benzer mesaj geldi.
Reklama tıkladığınızda şirketin web sitesindeki bu duyuruyu okuyabiliyorsunuz.
Ayrıca ilgili duyuruya şirketin web sitesindeki basın odasından da ulaşabiliyorsunuz.

Lc Waikiki internet ve pazarlamayı doğru ve etkili bir şekilde kullanabiliyor mu? sorusunun cevabı tamamen başka bir konu. Ve bu soruya doğru cevap verebilecek bir inceleme yapmış değilim.

Ancak Lc Waikiki’yi bu krize anında müdahele ettiği ve cevabını internette verdiği için tebrik ediyorum.

Microsoft Türkiye blogcuları

071101_microsoft.png

Uzun zamandır girmediğim Microsoft Türkiye web sitesine bir işim düştü, ziyarette bulundum.
Sitenin ana sayfasında Microsoft blogcuları ön plana çıkartılmış.
Microsoft’un yöneticilerinin ve çalışanlarının bloglarını ön plana çıkartması, Türkiye’de Microsoft gibi global firmalara hayranlıkla bakan “Biz de global bir oyuncu olmak istiyoruz” diyen şirketlere bir ışık tutar diye ümit ediyorum.

Bu arada şunu da hatırlatmakta fayda var. Global bir firma olabilmek, internet vizyonu geniş olmak anlamına kesinlikle gelmiyor.

Microsoft Türkiye’yi, blogcularına verdiği destek için kutluyorum.