Aralık, 2007 arşivi

2007 yılında internet’i doğru kullanan markalar

2007 yılıyla ilgili tespit ve değerlendirmelerime şirketler ve markalar ile devam etmek istiyorum.
ADSL abone sayısının artması, internet’in hem iş hem de özel hayatımıza iyiden iyiye girmesi, şirketlerin daha fazla beklemeleri için bir sebep kalmadığını gösterdi.
Bazı şirketler halâ bekleme dönemindeler. Onlara iyi beklemeler diliyoruz…

Beklemeyen şirketlerin 2007 yılı öncelikleri internet reklamcılığı oldu.
Bütçelerin büyük bir çoğunluğu reklam mecralarına ayrıldı.
Geri kalanlarla oyunlar, yarışmalar, sosyal ağlar, içerik siteleri, facebook uygulamaları hazırlandı.
Internet kullanıcılarının ilgilendiği hemen her konuda uygulamalar yapıldı.

Bütün bu çalışmalara tek tek değinmeyeceğim.
İlk aklıma gelenler şöyle;

“Cafe Crown Arası”, “Rodeo Mustafalar İçin” gibi ilgi çeken projeleriyle Ülker,
Ta-ze.com.tr web sitesiyle Tariş Zeytin,
Auris kampanyasıyla Toyota,
Turkcell-im web sitesiyle Turkcell,
Patlican web sitesiyle Avea,
PMag içeriğiyle Profilo,
Hobby.com.tr portalı ile Hobby Kozmetik

Yorumlarınızla katkıda bulunursanız memnun olurum.

AddThis Social Bookmark Button

2007 yılında ülkemizde dikkat çeken internet projeleri

Artık zamanı geldi de geçiyor diyenler, daha önce başka inter projeleri deneyip bir türlü istediğini bulamayanlar, internet ve pazarlamanın içinde olup bir projede biz yapalım diyenler…
Bireysel veya kurumsal olarak, öz sermaye ile veya yatırım sermayesi ile..

2007 yılında bir çok yeni internet projesi hayat geçti. Bir çoğu da kendini yenileyerek yoluna devam etti.
İşte benim dikkatimi çeken 2007 yılının internet projeleri;

Embrio Projeleri
İnternet ve mobil dünyada hizmet vermek üzere 2006 yılı Haziran ayında Teknoloji Holding bünyesinde kurulan şirket sırasıyla Superteklif.com, Kolaytedarik.com ve tio.com.tr projelerini hayata geçirdi.

Kurumsalhaberler.com
2005 yılında kuruluşlara ücretli olarak basın bülteni yayınlama, arşivleme ve dağıtma hizmeti sunmaya başladı. Superonline, Tnn, Bigpara, istanbul.com, ISI Emerging Markets gibi yayıncılarla yaptığı iş ortaklılarıyla dikkat çekti. Google ve arama motorlarında ön planda çıkan sonuçlarıyla markaların online bulunabilirliğini arttırıyor.

Blograzzi.com
Arda Kutsal ve Inveon ortak girişimiyle oluşturuldu. Blog dünyasında oluşan önemli bir ihtiyaca cevap verdi.

Botego
Yapay Zekayı markaların hizmetine sundu. Avea, Türk Telekom, Yemeksepeti gibi şirketlerin dikkatini çekti. Yüzbinlerce kişi merveyitavla.com’da botego’nun yapay zekasıyla sohbet etti.

Altivi
İhale sistemine yeni bir soluk getirdi. “Belki bana çıkar” diyen yüzbinlerce kişiye ulaştı.

Cember.net
Facebook’dan gelen ciddi baskıya rağmen kullanılırlığını yitirmedi. 2008′de yeni gelişmelerle karşımıza çıkacak gibi gözüküyor.

uzmantv.com
Herkesin herşeyi bildiği bir ülkede, işi uzmanına sordu. Video görüntüleriyle binlerce konu hakkında uzmanından bilgiler verdi.

sosyomat.com
Hayatı etiketlemek isteyenler bu siteye akın etti. Web 2.0′ın güzel örneklerinden biri olmayı başardı.

buzla.com
Internet’teki kaliteli içerikleri ve haberleri bulunabilmesini ve paylaşılabilmenizi sağladı.

bisorusor.com
Cevabını aradığınız bir soruyu sormanıza, daha önce sorulmuş soruları okumanıza olanak sağladı.

2007 yılına ait yeni siteler elbette bunlarla sınırlı değil. Bilgisayarımın başına geçip 30 dakikalık bir düşünme ve hatırlama amaçlı araştırma sonucu oluşturduğum bir liste sundum.
Sıralama aklıma gelme önceliğine göre yapıldı. Önem sırası veya kronolojik bir sıra oluşturulmadı.
Benim listemden çok sizlerin ekleyecekleri önemli.
Kendi projelerinizi veya dikkatinizi çeken projeleri yorumlarınızla paylaşmanızı bekliyorum.
 

AddThis Social Bookmark Button

2007 yılında ülkemizdeki olumlu internet gelişmeleri

2007 yılını geride bırakıyoruz. Bu yıl internet adına dünyada ve ülkemizde olumlu gelişmeler oldu. İnteraktif yaklaşım bloğu olarak bende internet ve pazarlama ile ilgili Türkiye’de 2007 yılına damgasını vuran gelişmeleri sizlerle paylaşmak istiyorum;

  1. Beşincisi gerçekleşen Altınörümcek web ödülleri 25 Ocak 2007 tarihinde sahiplerini buldu.
  2. Beril Teknoloji tarafından 2005 yılında kurulmuş olan blogcu.com Nokta İnternet teknolojileri tarafından satın alındı.
  3. eBay, GittiGidiyor‘a Ortak Oldu. eBay yaptığı yazılı açıklamada, Türkiye’nin en büyük elektronik ticaret platformlarından GittiGidiyor.com’a azınlık hissedarı olarak ortak olduğunu bildirildi.
  4. Türkçe içerikli blogları indeksliyen blograzzi.com web sitesi yayına başladı. Blograzzi kuruluşundan çok kısa bir süre sonra Technorati’nin stratejik iş ortağı olduğunu duyurdu.
  5. Ülkemizde internet ile ilgili gerçekleştirilen etkinliklerin sayısı artmaya başladı. En fazla ilgi gören etkinlikerin başında programcıları, girişimcileri, yatırıcımları, basın mensuplarını, tasarımcıları ve meraklıları bir araya getirmek amacıyla gerçekleşen Barcamp etkinliği,  Microsoft’un ana sponsorluğunda gerçekleşen Türkiye Blog Konferansı ve Webseminerleri‘i yer aldı.
  6. İnteraktif Pazarlama Zirvesinin ikincisi 28 Kasım tarihinden gerçekleşti. Zirveyle paralel bir şekilde düzenlenen İnteraktif Pazarlama Ödülleri GIA Grand Interactive Awards 2007′yi kazananlar açıklandı.
  7. İnternet reklamcılığı konusunda ülkemizde pazar lideri konumunda olan Zapmedya’nın % 70’ni İngiliz reklam ve pazarlama şirketi International Marketing and Sales Group, 13 milyon dolara satın aldı.
  8. Google Türkiye’deki etkinliğini Türkçeleştirdiği siteleri ve uygulamalarıyla arttırdı. istanbul.com ile yaptığı iş birliği ile Türkiyedeki postansiyele olan ilgisini gösterdi.
  9. Ekonomi ve iş dünyası ile ilgili yayın yapan haftalık ve aylık dergilerdeki internet’e ve interaktif pazarlamaya gösterilen ilgili artmaya başladı. Sosyal ağlar, bloglar, interaktif pazarlama ve internet reklamcılığı çok daha fazla gündeme gelmeye başladı. 
  10. Pazarlama konusunda Türkiye’nin en önemli organizasyonlarından Pazarlama Zirvesi‘nin 2007 yılı teması “Hız” oldu. Bu tema kapsamında yapılan konuşmaların ve sunumların büyük bölümünü internet ve dijital teknolojiler oluşturdu.

2007 yılındaki gelişmeler tabiki bunlarla sınırlı değil. Ancak internet’e ayrılan bütçelerin ve internet yatırımlarının artmasını olumlu yönde etkileyecek en önemli gelişmeler bence bu şekilde.

Sizce önemli olan, sizin tarafınızdan veya çalıştığınız şirket tarafından gerçekleştirilen projeleri ve gelişmeleri yorumlarınızla paylaşabilirsiniz.

Not: Sıralama gerçekleşme tarihlerine göre yapılmıştır.

AddThis Social Bookmark Button

Digital Age dergisi 1 Şubat’ta çıkıyor

071227_digitalage.png

İlk sayısı 1 Şubat 2008’de yayınlanacak olan Digital Age dergisinin tanıtımı Digitalage Konferansı’nda yapıldı.
Kapital Medya bünyesinde yayınlanacak olan Digital Age dergisi, dijital endüstrinin ve yeni teknolojilerin hayatımızı nasıl dönüştürdüğüne odaklanacak ve dijital çağın nabzını tutacak.

AddThis Social Bookmark Button

Bayramımız kutlu olsun

Kurban bayramını mutlu ve huzurlu geçirmemizi diliyorum.

AddThis Social Bookmark Button

Tek Borsa dergisi ve yönetici blogları

071209_tekborsa.jpg

Geçtiğimiz hafta Tek Borsa dergisi yazı işleri bölümünden Kezban Gebetaş yönetici blogları konusunda görüşlerimi talep etmişti.Tek Borsa dergisinin bu haftaki sayısında başarılı bir haber hazırlamış kendisi. Çağlayan Arkan, Temel Kotil, Alphan Manas, Murat Kahraman ve Fatmanur Erdoğan’ın blogları haberde yer almış. Kendilerinin blogları ve blog dünyası ile ilgili görüşlerini okumanızı tavsiye ederim:

Benim görüşlerime de yer vermiş Kezban hanım. Kendisine teşekkür ediyorum.

Kezban hanım’ın bana sorduğu sorular ve cevaplarım;

Türkiye’de kişisel blog’ları olan yönetici/firma sahiplerinin sayısı artıyor. Bu durumu neye bağlıyorsunuz? Yurt dışında bu iş sanırım bizdekine göre epey ileri düzeyde…
Bloglar, şirketler ve yöneticiler için mesajlarını hedef kitlelerine tam olarak iletebilmeleri için büyük bir fırsat. Ülkemizde CEO ve Genel Müdür düzeyinde çok fazla olmasa dahi orta düzeyde yönetici bazında blog yazan kişi sayısı her geçen gün artıyor. Yurt dışında, daha doğrusu Pazar rekabetinin çok daha fazla olduğu ülkelerde, şirket ve yönetici bloğu sayısı bize göre çok daha fazla. Bunun temel sebebi ise bloglarda verilen mesajların daha samimi olması ve bu durumun şirketlere rekabetçi bir avantaj sağlaması.

Yöneticiler niçin kişisel blog açıyorlar? Blog oluşturmanın ne gibi faydası oluyor? Bunun çalıştıkları firmaya nasıl bir katkısı oluyor? Bu tür blogları, kişilerin çalıştıkları firmadan bağımsız mı yoksa firmanın aslında bir tanıtım/pazarlama faaliyeti kapsamında da mı düşünmek gerekiyor?
Üzülerek belirtmek isterim ki, Türkiye’nin en itibarlı şirketlerinin bile kurumsal web sitelerini henüz başarılı bir şekilde oluşturamadığını görüyoruz. Durumu bu açıdan değerlendirecek olursak, şirket çalışanlarının topluca katılım yaptığı blogların oluşması oldukça zor. Üst düzey yöneticiler tarafından oluşturulacak blogların hazırlanması ise pratikte daha kolay. Blogları takip edenler karşılarında muhatap olabilecekleri bir yönetici bulduklarında, şirkete olan bakış açıları olumlu anlamda değişmeye başlıyor. Özellikle üst düzey yöneticiler, sadece hobileri ile ilgili kişisel yazılar yazsa dahi, blog ortamındaki samimi ve erişilebilir duruşları çalıştığı şirketlere karşı bakış açısını da olumlu yönde etkiliyor.

İyi bir blog’un nasıl olması gerekiyor? (İçeriğinden tasarımına kadar vs.) Blog’un daha çok okunması/ilgi görmesi için nasıl olması gerekiyor?
Teknik bir bilgi sahibi olmadan içeriği yönetilebilen, yorum yapılabilme özelliği olan, yazıların kategorik ve kronolojik olarak arşivlenebildiği, RSS ile takip edilebilen ve arama motorlarına uygun yapısı olan blogları teknik olarak başarılı olarak nitelendirmek mümkün. Blog servisi veren sitelerin ve wordpress gibi açık kaynak yazılımların tümü zaten bu özelliklere sahip.

Ancak bir bloğu takip edilebilir kılan en önemli özelliği içeriği. İçeriğin başarısını sadece yazarın yazıları değil yorumcuların da katılımı belirliyor. Yorumcuların katılım göstereceği bir blog oluşturabilmeniz için; periyodik olarak yazıyor olmanız, yazılarınızı bilgi sahibi olduğunuz konularda yazmanız ve yorumlarda yapılabilecek eleştirilere açık olmanız gerekiyor.

Siz tam olarak bu konuda yöneticilere nasıl bir hizmet veriyorsunuz? Genelde kişisel bir blog oluşturmak için firma yöneticileri profesyoneller mi çalışıyorlar?
Danışmanlık hizmetlerimiz bloğun tasarım olarak yayına hazır hale getirilmesiyle başlıyor. Yazılar bizzat bloğu yazan yönetici tarafından siteye ekleniyor. Talep edilirse bu işlemi biz de gerçekleştirebiliyoruz. Yazılara gelen yorumların kontrol edildikten sonra yayına alınması ve yorumculardan gelen eleştiri ve önerilerin, şirketin ürün ve hizmetlerinin gelişimi için bir fırsat olarak değerlendirilebileceği raporlar haline dönüştürülmesi, hizmetlerimiz arasında yer alıyor. Özetle; bloğun hazırlanması, okuyucularla şeffaf bir iletişim ortamının sağlanması ve iletişim sürecinde oluşan beklentileri analiz ederek şirketin gelişimi için bir fırsata dönüştürmek olarak tanımlayabiliriz.

Türkiye’deki yönetici bloglarını nasıl buluyorsunuz? Başarılar mı, eksiklikleri neler?
Büyük şirketlere baktığımızda Microsoft Genel Müdürü Çağlayan Arkan’ın bloğu dikkat çekiyor. Çağlayan bey bloğunda Microsoft’la ilgili eleştirileri olduğu gibi yayınlıyor. Olumlu ve olumsuz yorumların tümünü okuyor ve cevaplıyor. Bu kadar büyük bir şirketin yöneticisine ulaşabildiğiniz başka bir şirket Türkiye’de yok. Başarılı bir şirket bloğunun diğer bir tanımı da bu zaten. Ulaşılabilir ve eleştirilebilir olmak.

AddThis Social Bookmark Button

Bir yıl daha geçti. Bloğum 3 yaşına ben 35 yaşına bastım

Geçtiğimiz sene bu yazımla bloğumun birinci yılını ve 34. yaşımı kutlamıştım kendi kendime.
Bu sene blogculukda ikinci yılımı doldurdum.
Yaşımda 35 oluvermiş bir anda.

Benim yaşımı bir kenara bırakıp bloğumun yaşını kutlamak istiyorum.
İki senedir fırsat buldukça blog yazıyor, başka blogları takip ediyor ve onlara yorumlarımla katılıyorum.
Benim blogculuktan anladığım bu.

Bloğumu takip eden, yorumlarıyla sohbete katılan ve bloğuma bağlantı veren herkese çok teşekkür ediyorum.

AddThis Social Bookmark Button

Hürriyet’in e.yaşam ek’i 6 yaşında

Yurtsan Atakan bugünkü yazısında Hürriyet’te çıkarttıkları e.yaşam eklerinin altınca yaşı ile ilgili bir yazı yazmış.

Yurtsan Atakan şöyle diyor;

Aradan beş yıldan fazla bir zaman geçti. Altıncı yayın yılımıza girdiğimiz bu günlerde, Türkiye’de bir yılını doldurmayı başarmış hálá tek bir bilişim eki yok. Altıncı yılımıza girdik, ama kapanmamızı umanlar ve hatta fitne, fesat yayanlar hálá var. Onlara aldırmadan yolumuza devam ediyoruz. Teknolojinin hızla ilerlediği bu çağda bizim de aynı hızla değişmemiz, ilerlememiz, gelişmemiz gerektiğinin bilincindeyiz.

İçerik, yayın periyodu, ek’e olan ilgili gibi e.yaşam gazetesinin başarısını irdeleyebileceğiniz bir çok kriter var.

Ancak başarısını irdemeleden önce şu sorudan yola çıkalım;
Türkiye’de bilişim ve internet’e önem verip özel bir gazete çıkaran başka bir yayıncı var mı?

Cevap benim bildiğim kadarıyla hayır.

O zaman bize Yurtsan Atakan’ı ve Hürriyet’i kutlamak düşüyor.

Altıncı yaşınız kutlu olsun.

AddThis Social Bookmark Button

Küfürcü hocayı nette yayınlayınca atıldı

Akşam gazetesindeki bu haber dikkatimi çekti. Paylaşmak istedim.

Antalya Atatürk Endüstri Meslek Lisesi 9. sınıf öğrencisi O.G. (16) İngilizce öğretmeni Ö.C.’nin derste kendilerine hakaret etmesi ve dövmesi üzerine okula kameralı cep telefonu getirdi. 12 yıllık öğretmenin küfürlü sözleri ve bir öğrenciyi dövdüğü anı kaydeden O.G., görüntüleri kendi adına açtığı internet sitesinde yayınladı.

KÜFÜR SERBEST, DEŞİFRE SUÇ

1 çocuk annesi öğretmen Ö.C.’nin ‘İnsan görünümlü hayvan’, ‘Aç sen başka yerine gül’, ‘ Allah’ın salakları kapa k…nı dinle’, ‘Dangalaklar sürüsü’ sözleri internette yayınlanınca O.G. disiplin kurulu tarafından okulda görüntü çekmek ve yayınlamak suçlarını işlediği gerekçesiyle 20 gün önce okuldan atıldı. O.G’nin annesi Nurten G., karara tepki göstererek “Öğretmenin çocuklara küfür etmesi suç sayılmıyor fakat çocukların yapılanı deşifre etmesi suç olarak görülüyor” diye isyan etti. Milli Eğitim Müdürlüğü öğretmen hakkında inceleme başlattı.

AddThis Social Bookmark Button

Ali bey’in de dediği gibi, Algı gerçekten de gerçekmiş!

Ali Saydam Akşam gazetesindeki köşesinde bir yazı yazmış. Blogcu arkadaşlarda bu yazıyı yorumlamaya başlamışlar.
Ben dün gece farkettim. Ali bey’in yazısını ve yorum yazan blogcuların yazılarını okudum.
Ve şu sonuçları çıkardım:

1- Evet. Ali bey’in de dediği gibi algı gerçekten de gerçekmiş. Kendi web sitelerini bile güncellemeyen şirketlerin sosyal ağlarda birşeyler yapalım hevesi, facebook, Second Life, youtube’dan başka internette var olan başarılı diğer çalışmaları gündeme getirmeyen, blogları sadece yemek ve moda konulu yazarlardan ibaretmiş gibi gösteren medya’nın ortak çabasıyla Ali bey blogları da güvenirliği olmayan bir platform olarak algılamış.
2- Blogcular Ali bey’in birikimlerine saygılarını yitirmeden “Biz sizinle aynı fikirde değiliz Ali bey” demişler. Ve başlamışlar yazmaya.

Ali bey’in görüşlerine ve şirketlerinin yaptığı işlere saygı duyan ve beğeniyle takip eden birisi olduğumu baştan söyleyeyim. Kendisinin ciddi ve ayağı yere basan internet projelerini beğeniyle takip ettiğine ve önemsediğine www.kurumsalhaberler.com projemizle bizzat şahidim. Blogları da önemsediğini Selim Tuncer’le yazılarında girdiği diyalogdan hatırlıyoruz.

Şu konuda Ali bey’le kesinlikle hem fikirim;
İnternette trend olan sosyal ağlarda rastgele bir şeyler yaparak kurumsal iletişim sağlayamazsınız.

Reklamveren diye adlandırdığımız, pazarlama bütçeleri yüksek şirketler “Bir oyun yapalım insanlar oynasın, facebook’da bizde birşeyler yapalım, bizde Second Life’da ada açalım” gibi, aslında stratejisi ve hedefleri tam olarak belirlenmiş işler yaparak, sadece popüler oldukları için bu ortamlarda yer almak istiyorlar.
Ancak bu çalışmalar kurumsal iletişim anlamına gelmiyor.

Yeri geliyor sonuçları bile ölçülmeyen banner reklamlarına yüzbinlerce dolar harcanıyor…
Ama kurumsal iletişimin başı olan şirketlerin kendi web siteleri doğru dürüst hazırlanmıyor.
Bir çok büyük şirket basın bültenlerini bile web sitesinde yayınlamıyor.

Özetle Ali bey’in gördüğü ve analiz ettiği, aslında medyanın ve markaların sadece popüler olduğu için gündeme getirdiği ve para harcadığı çalışmalar.

Bu arada Ali bey kurunun yanında yaşı’da yakıyor ve blogları da yorumun içine katıyor.

İnternette kurumsal iletişim ve itibar yönetimi, çok kaygan, içi su dolu bir balonu ip üzerinde yürüyerek elinizde taşımak gibi bir şey. Zor. Ama çalışınca, önemsenince başarılabilen bir şey.

Bugün markalar internetten mümkün olduğunca kaçmaya çalışıyor.
Ancak gün gelecek daha fazla kaçamayacaklar.
Ve etrafa bir bakacaklar ki, kaçmayan markalar ipte yürüyüp balonu düşürmüyor.
Başlayacaklar düşünmeye.
Biz şimdi ne yapacağız?

Ali bey’in yazısında belirttiği bazı konular ile ilgili düşüncelerim ise şöyle;

Lafı fazla uzatmadan hemen söyleyelim. Herhangi bir iletişim aracı güvenini yitirdi mi etkisini de yitiriyor… O nedenle ‘trendy’ pek çok iletişim profesyonelinin tersine, Facebook gibi itibarı olmayan internet ortamlarının iletişim açısından bir etkisi olmayacağını; üzerine sayfa sayfa makaleler, kitaplar dahi yazılsa, bu durumun değişmeyeceğini düşünüyorum.

Ali bey ile hem fikirim. Facebook kurumsal iletişim için doğru bir ortam değil. Ancak facebook’da marka sayfası açan, grup açan, etkinliklerini duyuran ve uygulama geliştiren markalar facebook’da kısa sürede çok fazla kişiye ulaşabilmek adına oradalar. Bu ortamdan çok da büyük faydalar çıkartabiliryorlar.

Bugüne kadar çevremde web sitesi ile blog arasındaki ciddi farkları bana bir çırpıda anlatacak çıkmadı. Her ne kadar ‘ölçmüyorsan yapma ya da söyleme’ ilkesini şiar edinsem de ölçmeden bir tespit yapmaktan kendimi alamıyorum: İnternet ortamında pozitif mesajlar ilgi görmüyor ve kulaktan kulağa yayılmıyor. Durum negatif mesajlar için farklı. Benim, zekâmdan çok tombilliğimden söz ediliyor olması bundandır… Yani blogları kullanarak kurumsal ya da bireysel iletişimin yönetilebileceğini iddia eden ‘trendy’ arkadaşlara da inanmıyorum; ürünleri bu yolla pazarlayacağını ileri süren iletişim ‘sihirbazlarına’ da…

Bir web sitesinde yazıyı yazan kişi yazısına yorum yaptırıyor, gelen eleştirileri ve görüşleri sansürlemeden yayınlıyorsa orada blog var demektir. Diğer yandan bugüne kadar örneklerini gördüğümüz yayılma hikayeleri hep bireysel olaylar. Kurumsal anlamda olumlu mesajlarını yaymak için çaba sarfeden bir kuruluşa ben pek rastlamadım.

Kurumsal ve bireysel iletişimi blogları kullanarak kesinlikle yönetebilirsiniz. Bu pazarlama bütünün içinde güçlü bir faaliyet olur. İnternet hizmeti veren trendy arkadaşlar olduğu gibi işin stratejisine yönelen ve buradan yola çıkıp projeler üreten interaktif ajanslar ve danışmanlar olduğunu da unutmamakta fayda var.

Sonuç: Ben internet ortamının, yeri yurdu belli, etkileşimli web siteleri ve ciddi CRM programlarına dayalı yapılar hariç, rüştünü kazanıp haysiyetli ve itibarlı bir iletişim aracı haline gelene kadar etkisinin fazla ciddiye alınmaması gerektiğini düşünüyorum.

Etkide kasıt kurumsal iletişim ve itibar yönetimi ise Ali bey’le %100 aynı fikirdeyim. Facebook’da, Second Life’da kurumsal iletişim yapamazsınız. Ancak etkiyi reklam yapmak, insanları markanızın yer aldığı oyun, içerik sitesi, sosyal ağ gibi platformlara çekip tanıtım yapmak olarak tanımladığınızda facebook, youtube gibi sosyal ağların gücünü yatsımak yanlış olacaktır.

Konuyla ilgili diğer yazılar;

http://flynxs.blogspot.com/2007/12/yoksa-siz-de-bloglarn-iletiimdeki.html
http://osman.borutecene.com/ali-saydamdan-surpriz-bir-internet-yaklasimi

AddThis Social Bookmark Button



interaktif gündem

interaktif pazarlama
Facebook'daki interaktif pazarlama gurubumuza katılmak için tıklayınız!