Ülkemizin gelişme sorunu yaşamasının belkide en önemli sebebi sadece günü yaşamamızdan geçiyor.
Bugün otuzlu yaşlarında olan hemen herkes, 1960-1990 yılları arasında Türkiyede siyasal, ekonomik ve ticari anlamda neler olduğunu, nasıl bir süreç yaşandığını çok da iyi bilmiyor.
90′lı yıllarda hiç kimse, 2008 yılında üretimin değil pazarlamanın önemli olacağını ön görmedi.
Önce üretmeye odaklandık, daha sonra Kaliteli üretime.
Kaliteli ürünlerimizi Dünya pazarlarına nasıl satabileceğimizi hiç düşünmedik.
Yeni ürünler geliştirmek, bilişime ve teknolojiye yatırım yapmak aklımıza bile gelmedi.
Dünyanın üretim üssü olacağımız zannettik herhalde.
Çin’i, Hindistan’ı aklımızın ucundan bile geçirmedik.
Dünyada çıkan her yeni ürünün ülkemize anında gelmesini gelişme zannetik.
2001 yılındaki ekonomik krizden sonra, Dünyadaki sıcak para ülkemize geldi.
Onlar için ödedikleri bedeli 4-5 sene içerisinde çıkatabilecekleri kârlı şirketleri satın alabilmeleri, borsa, faz gibi piyasalardan yüksek kâr elde etmeleri yeterliydi. Şimdi gitme zamanı…
Bugün ABD’de yaşanan ekonomik kriz Dünya ekonomisini’de etkiliyor.
Yılmaz Özdil’in Hürriyet’teki yazısında belirttiği gibi 196 yıldır görülmemiş bir şey oldu;
Citigroup, 18 milyar dolar zarar etti.
Merrill Lynch, 14 milyar dolar,
Morgan Stanley, 9 milyar dolar,
Özetle Dünyanın kár rekortmenleri, dünya tarihinde görülmemiş derecede zararlar açıkladılar.
Ülkemizde kendini iyice hissettirmeye başalayan ekonomik daralma 2008′de hiç istemediğimiz yeni bir kriz çıkartır mı?
Bunu bekleyip görmekten başka yapabileceğimiz bir şey yok.
Pazar daralmasın, işler durmasın diye iyi gitmeyen işleri iyi göstermeye çalışmanın, topluma hiç bir zaman yansımayan sözde istikrarı konuşmanın zamanı değil artık..
Artık ülkemizdeki siyasi, ekonomik ve ticari gelişmeleri daha iyi takip etmenin, karar verirken daha akıllı davranmanın, adımları düşünerek atmanın zamanı…



ODTÜ’de hocamız olan Osman ATAÇ, “Anadolu Kaplanları” sözü geçtikçe, buna inanmamamız gerektiğini söylerdi. Pamuk Mısır ve Pakistan’da çok daha ucuz. İşçilik ise Vietnem’da ayda 10 - 12 dolar civarında. Makineler Alman veya İtalyan malı. Bu durumda Türkiye’nin hangi rekabet üstünlüğü olabilir. Bunu iyi incelemek gerek. Aksi takdirde, “geçici” bir dönem kaplan olunabilir ama kalıcı olunmaz diyordu.
Dış borçların katlanarak arttığı ortamda, ülkemizde satın alınan bankalara ve şirketlere bakarak “kriz olursa, onların (yabancı yatırımcıların) yatırımları da zarar görür” diye beklemekten başka çareler olmalı.
komiktir dün gece karşılaştığım acı bir tablodan sonra şöyle demiştim, “…kötü bir tesbitte de bulunabiliriz. Eğer internet insana gerçekten çok şey katıyorsa, dünya milletleri arasında tarihin hiç bir döneminde olmadığı kadar büyük uçurumlar açılıyor demektir. Bilgi teknolojilerine ulaşabilen milletler ve ulaşamayanlar…”
bundan sonra yaşadığımız her 7 gün 196 sene önce ki 1 yıl denk nerdeyse. yaşamı biz hızlandırdık, şimdi de sonuçlarına katlanmak zorundayız.
acı ama bizim…
Uğur ve Erhan bey, yorumlarınıza teşekkürler.
Bilişim ve internet konusunda gelişmeleri tamamen kişisel çabalara bırakmış olmamız ne kadar acı.
Pırlantada KDV oranı %0 iken internet hizmetlerinde %18 KDV oranı uygulanıyor olmasına diyecek bir söz bulmakta zorlanıyor insan.
bu ülkede bir şeyi önceden kestirebilmek? siz buna inanıyor musunuz? daha doğrusu soruyu şöyle yönelteyim; Bu ülkede bir şeyleri öngörebilmek için bilgi, beceri, deneyim mi lazım yoksa şans mı?
Şimdi bakalım.. bu gün bilginin tek başına yeterli olmadığını, deneyimlerin bilgiyi desteklemesi gerektiğini hepimiz biliyoruz. Beceri de bunların üzerine tuz biber.. Peki bu ülkede deneyimleriyle, biliyorum ve beceririm diye yola çıkan gerçekten bu meziyetlere sahip kaç kişi, kurum, firma, parti, dernek vs yok oldu? ben sayamadım…
ya şans? şanstan kastımı anladığınızı umuyorum…
ya hepsi birden varsa? O zaman bu ülkede durulmaz zaten değil mi ya?
yazık ki kaynaklarını tek tek teslim etmiş bi konuma gelmişiz. Yönetmediğin, yöentildiğin bir konumdayken, dengeleri ve onların getireceklerini kestirmeyi bir şans olarak görüyorum…
Destek mi dediniz? O da ne? Bilişim mi? Tanıyor muyuz?
Şu sıralar canım biraz sıkkın niye sosyal arama kavramını wikipedia’dan önce düşünmüş, uygulamış fakat tutturamamış olarak
Şimdi wiki search eğer söylendiği gibi büyük bir şey olursa güler miyim ağlar mıyım bilmiyorum.