Aylık Arşiv February, 2008

Troya Türkiye

Troya Türkiye Anadolu Ateşi Mustafa Erdoğan

Bir önceki yazımda önemli bir projeye danışmanlık hizmeti vermeye başladığımı belirtmiştim.
Proje hakkında ve internette neler yapacağız biraz bilgi vermek isterim.Anadolu Ateşi gösterisiyle Dünya çapında başarılar elde edilen Mustafa Erdoğan’ın yeni projesinin adı “Troya Türkiye”
İlk gösteriler Mart ayı sonunda İstanbul’da başlayacak.

Intenet’in de etkin bir şekilde kullanılması hedefleniyor.
Ben bu noktada danışmanlık vereceğim. Bazı konularda uygulamaları da gerçekleştireceğiz.

Kendileri Sosyal Ağlarda bulunmak konusunda önerime oldukça sıcak baktılar.
Facebook, Youtube ve Flickr’ı öncelikli olarak kullanmaya başlayacağız.

Gelişmeleri sizlerle paylaşmaya devam edeceğim.

Facebook
http://www.facebook.com/group.php?gid=8092879089
http://www.facebook.com/pages/Troya-Turkiye/8866349214

Flickr
http://www.flickr.com/photos/troyaturkiye/

Kurumsalhaberler
http://www.kurumsalhaberler.com/troyaturkiye/bultenler/

Boğaziçi Üniversitesinde “İnternetin İletişimde Açtığı Mecralar” konulu panel’e katılacağım

Geçtiğimiz haftalarda Boğaziçi Üniversitesi İşletme ve Ekonomi kulübünden arkadaşların “Pr Professional” adlı seminer kapsamında gerçekleşecek panel’e katılmam konusunda taleplerini aldım.

Kulüpten iki arkadaşımız beni ofisimde ziyaret etti. Kulüplerini ve taleplerini anlattılar.
Bende panel’de yer almam konusunda talebi memnuniyetle kabul ettim.

Panel’de benimle birlikte yer alacak kişiler şu şekilde;

-Fügen Toksü (Tühid Yönetim Kurulu Başkan, Toksü& Chase İletişim)
-Can Saraçoğlu (Litespell Genel Müdürü)
-Murat Buyurgan (Netpoint Interactive Yönetici Ortağı ve İnteraktif Pazarlama Danışmanı)
-Özgür Poyrazoğlu (Sodamedya İnteractive Kurucu Ortak)

Seminer hakkında detaylı bilgiye şu adresten ulaşabilirsiniz.

Bu aralar neler yapıyorum?

Blog yazılarım son zamanlarda azalmaya başladı. Bunun bir çok sebebi var.
İş yoğunluğu, bilgisayar ekranına baktığım zamanı azaltmam gerektiğine inanmam, yazılabilecek konuların benim açımdan azalması gibi bir çok sebep bu sonucu oluşturuyor.

Şu aralar neler yapıyorum, neler yaptım, neler yapacağım. Biraz onlardan bahsetmek istiyorum.

Kurumsalhaberler.com’da yenilikler
Kurumsalhaberler.com’da bir çok yenilik yaptık. Basın bültenlerinde etiket kullanımı, bültenler içerisinde ilgili kelimelere bağlantı ( link ) verilmesi, IFRAME ile web sitesi gösterimi ve yakında devreye girecek olan sesli basın bülteni uygulaması.

Yaptığımız her yeniliğin ne gibi faydalar sağladığını Google Analytics ile ölçümlüyoruz. Yazılarımı takip eden herkesin bildiği bir gerçeği biz kurumsalhaberler.com’da canlı olarak yaşıyoruz. O gerçek şu;
“Güncel içerik yayınlıyorsanız ve siteniz Google’a uygun optimize edildiyse, Google’dan her gün binlerce kişi sitenize geliyor”

Bu bakış açısı reklamveren diye özetlediğimiz şirketlere ve bir çok yayıncıya çok yabancı geliyor.
Bir sitenin ancak web adresi yazıldıktan sonra girilip ziyaret edildiğini, bir internet kullanıcısı ziyaret edeceği siteyi bilerek ziyaret ettiğini zannediyorlar. Hurriyet.com.tr gibi büyük, önemli ve çok bilinen haber siteleri için bu geçerli bir durum olabilir. Ancak internettin ruhunda “aradığınız bulmak” olduğu gerçeğini unutmamak lazım.

Önemli bir projeye danışmanlık
İş konusunda bence önemli bir gelişme daha var. Uluslarası başarılıları olan, internet’in özellikle sosyal ağların etkili bir şekilde kullanılabileceği bir projeye danışmanlık hizmeti vermeye başladım. İlk toplantılarımız gayet başarılı geçiyor.
Danışmanlık verdiğim proje ve yapacaklarımız konusunda önümüzdeki haftalarda detaylı bilgiler vereceğim.

Altınörümcek
Geçtiğimiz hafta Altınörümcek final değerlendirmesini yaptık. Sonuçlar belirlendi. Tabi sadece juri ve organizasyon bu sonuçları biliyor. Sanırım Nisan ayında bir törenle açıklanacak. Katılan sitelerin her sene daha nitelikli hale geldiğini gözlemliyorum. Juride iki görme engelli arkadaşımız da yer alıyordu. Kendileri bir çok sitenin görme engellilere uygun olmadığını bize bildirdiler. Bu konu maalesef bir çok sitenin genel sorunu. Umarım görme engellilere uygun site sayımız artar.

Bilgeadam Kurumsal’da Flash eğitimi
Hafta sonu uzun zamandır merak ettiğim ve hiç bilmediğim bir programla, Flash programıyla tanışma fırsatım oldu.
Flash’ı tabiki çok iyi biliyorum. Ancak açıp kullanma becerim yoktu. Tasarım benim işim değil. Ancak 3 günlük bir kursla bu eksiğimi gidermiş oldum. Kurs’a gitmek nerden aklına geldi derseniz onuda izah edeyim.
Bilgeadam Kurumsal ile yaptığımız bir iş birliği kapsamında bize sunulan eğitim hakları vardı. Şirkette bu kurslara ihtiyacı olan kimse olmayınca ben değerlendireyim dedim.
Üç gün süren programın başlangıç için yeterli olduğunu, Bilgeadam’ın çok başarılı bir organizasyon yaptığını belirtmek isterim.

Bursa Bilişim Fuarı
Gelelim önümüzdeki hafta sonuna. 1 Martta Bursa’da Bilişim Fuarında olacağız. 5 gün sürecek fuarın yorucu geçeceği kesin. Bursa’nın iskenderi ve şifalı suları ile yorgunluğun yanında keyifli anlarda geçirebilirsek ne mutlu.
Önümüzdeki hafta Bursa Bilişim Fuarı izlenimlerimi sizlerle paylaşacağım.

Ülkemiz
Ülkemiz adına söyleyecek o kadar fazla şey var ki. Ben bir şey demeyeceğim. Ancak okumadıysanız geçen hafta Ayşe Arman’ın Hıncal Uluç röportajını okumanızı tavsiye ederim. Sizi bilmem ama ben Hıncal Uluç’un bakış açısına saygı duyanlardanım. Hıncal Uluç şunu diyor;
“Bu memleket bitti… Benim hiç umudum kalmadı…”

Bu yazımda çok fazla konuya deyindim. Herhangi birine.. Veya hepsine. Yorumlarınızı beklerim…

Türk Hava Yollarına teşekkür!

08_02_12_thy.jpg
Geçen sene Haziran ayında bir yazı yazmış, Türk Hava Yolları’nın web sitesinde Türkçe sayfalarda “Türkiye” yerine “Turkey” ifadesinin kullanılmasını eleştirmiştim.Aslında bu yazı eleştiriden de ziyade bir üzüntü bildirisi, bir sitemdi..

THY, Türkiye’nin gerek içerde gerekse dışarda itibarı çok yüksek, çok başarılı bir kuruluşu.

Türkiye’de bu kadar büyük ve konusunda lider şirketlerin internet’i kullanma konusunda yeterince çaba göstermediği gerçeğinden yola çıktığınızda, THY’nin internet’i kullanmak konusunda attığı doğru adımlar, benim gibi internet konusunda kurumlara profesyonel hizmetler sunan bir kişiyi oldukça memnun ediyor. Daha da önemli olanı, müşterilerini memnun ediyor olması…

Bu hafta bir THY yetkilisinden aldığım mesaj, konuyla ilgili yazımı fark ettikleri ve durumu inceleyeceklerini belirtiyordu.

Bugün THY web sitesine baktığımızda, Türkçe sayfalarda artık “Türkiye” ifadesinin kullanıldığını görüyoruz.

Bir katkım olduysa ne mutlu bana.

Ancak önemli olan uluslararası arenada ülkemizi temsil eden en önemli kuruluşlardan birinin web sitesinde, Türkçe bölümlerde Turkey ifadesi yerine Türkiye ifadesinin kullanılmasıydı.

Bu da oldu.

Teşekkürler THY.

İnternet’i ne zaman anlarız?

Bu soruma şu gerekçelerle itiraz edip, “Biz zaten internet’i anladık” diyenler olacaktır;

1- Ülkemizde 6 milyonun üzerinde ADSL abonesi var.
2- İnternet kullanıcı sayısı 17 milyona yaklaşmış.
3- Hemen herkesin bir e-posta adresi var.
4- Bir çoğumuz blog sahibi, diğerleri sosyal ağlarda vakit geçiriyor.
5- İstanbulda web kameralarına bakmadan trafiğe çıkmıyoruz.
6- Haberleri artık internetten takip ediyoruz.
7- Konser, sinema, uçak gibi her türlü biletimizi internetten alıyoruz.
8- Fotoğrafımızı internette bastıryoruz.
9- İşimizi internette arıyoruz.
10- Yirmi otuz yıldır görmediğimiz ilk okul arkadaşımızı internette buluyoruz.

Bunlar gerçek. Doğru.
Birde bu gerçekler ışığında şu sorulara cevap arayalım;

1- Yukarıda listelenen internet nimetlerinden faydalananların çoğu çalışan insanlar mı?
2- Bu insanların bazıları şirketlerde yönetici mi?
3- Bazıları reklam ajanslarında, pr ajanslarında, pazarlama iletişim konusunda uzaman şirketlerde çalışıyorlar mı?
4- Bazıları internet’e yatırım yapmak veya interneti pazarlama amaçlı kullanmak adına şirketlerde karar verici pozisyonda mı?

Bu sorularının tümüne verilecek cevap tartışmasız EVET.

Şimdi asıl sorulara geçelim;

1- Birkaç sermaye grubu ve Teknoloji Holding gibi vizyoner bazı şirketler dışında kaç büyük şirket internette iş yapıyor?

2- Büyük reklam bütçeleri olan şirketler, 3000 civarı haneye konan bir takım cihazlarla ölçümleyebildikleri TV mecrasında yayınlayacakları reklamlara, tirajları esas alıp dikkat çekip çekmediğini bilmedikleri dergi ve gazete reklamlarına, sokakta kaç kişinin gördüğü sadece tahminlerle belirlenen outdoor reklamlarına, sadece ünlü oldukları için onbinlerce dolar ödeyerek fuar stantlarına getirdikleri şöhretlere itibar ederken acaba internet reklamcılığına ne kadar bütçe ayırıyorlar?

3- Birkaç bin kişiye ulaşacak, bir çoğu çöpe giden basılı evrak ve kataloglara onbinlerce dolar harcanırken, iş web sitesi yaptırmaya gelince bütçeler neden bir kaç bin dolara iniyor? Sadece müşteri kazanmak adına neredeyse kâr etmeden kendi ajanslarını kurup çalışan genç tasarımcılar neden itibar göremiyor?

4- Reklamcılık konusunda kendini kanıtlamış Reklam ajansları müşterilerine belirli projeleri hatırı sayılır bütçelerle kabul ettirebililirken, ülkemizde herkesçe başarısı kabullenilmiş İnteraktif Ajanslar doğru projeler yapabilmek adına neden istedikleri bütçeleri kullanamıyor?

Bu noktada şu konunun altını önemle çizmek isterim.
Burada karşılaştırma yaptığım mecralara, uygulamalara ve ajanslara kesinlikle itirazım yok.
TV’de reklam yapmayı, katalog basmayı, büyük reklam ajanslarıyla çalışmayı eleştirmiyorum.
Geleneksel Reklam ve iletişim yöntemlerinin varlığına karşı değilim.

Benim dikkat çekmek istediğim, konu internet olunca, tabiri caizse “dananın kuyruğunun koptuğu yer” olan bütçeler hep kesiliyor, kısılıyor…

Neden? 

Çünkü henüz internet’i anlamadık.

Ne zaman anlarız?

Emin olun bende bilmiyorum!