Mart, 2008 arşivi

Hoşgeldin Digital Age

Gecikmiş bir yazı. ama Mart ayı bitmeden yazabildim..

Evet, daha öncede bahsettiğim üzere dijital dünya ile ilgili artık yeni bir dergimiz var.
Digital Age Kapital Medya tarafından yayınlanmaya başlandı.
İlk sayı her yönüyle çok başarılı.

İkinci sayı daha da başarılı olacak. Çünkü bende yazılarımla katılacağım :)
Tabiki bu işin espirisi.

İlk sayısında bu denli başarılı bir içerikle ortaya çıkan derginin sürekli okuyucularının oluşmasıyla birlikte ilerleyen sayılarında çok daha keyifli içerikler sunacağını düşünüyorum.

Mart sayısını almadıysanız raflarda bulma şansınız halâ var.

Digitalage’in Facebook’daki grubuna buradan ulaşabilirsiniz.

AddThis Social Bookmark Button

Boğaziçi Üniversitesi Halkla İlişkiler Seminerlerinin ardından…

Sürekli takip edenlerin farkettiği üzere yazı yazma sıklığım azaldı.
Kendi adıma güncel gelişmeleri dahi bir kaç cümleyle yazmaya vakit bulamıyorum.
Aklımda yazmak istediğimiz bazı konular var, ancak fırsat yok.

Gerçtiğimiz hafta Cuma günü Boğaziçi Üniversitesi İşletme ve Ekonomi Kulübü’nün “PR Professional - İletişim ve Halkla İlişkiler seminerleri” kapsamında bir panele katıldım.

Panelde benimle birlikte TÜHİD Başkanı Fügen Toksü, Sodamedya İnteractive ortağı Özgür Poyrazoğlu, Konak Medya Teknoloji Yayınları yönetmeni Ersu Ablak ve Litespell Genel Müdürü Can Saraçoğlu yer alıyordu.

Gerek diğer konuşmacıların sunumlarında gerekse dinleyicilerin katılımından ve yoğunluğundan dolayı ben oldukça keyif aldım.
Organizasyonu yapan İşletme ve Ekonomi Klübü üyelerine teşekkür ediyorum.

Bana gelen bir kaç sorudan birisi oldukça dikkat çekici ve akılda kalıcıydı.
Sunumunda ülkemizdeki gelişmelerden bahsederken, ZAP Medya’nın satın alınması ve 13 milyon dolarlık değerinden de kısaca bahsettim. Sorular kısmında bir arkadaşımız ülkemizde yabancılara satışla ilgili bu furyanın doğruluğunun tartışılacağını belirtirken, “13 Milyon Dolar çok düşük bir değer” yorumunu yaptı.

Ben ise şu cevabı verdim;
“Ülkemizde satılan şirketlerin değerleri, sağladıkları istihdam, stratejik konumları iyi analiz edilip satış yapılmalı. Ancak her internet girişimcisi yatırımının başka şirketler tarafından ilgi gömesinden, tamamen veya kısmen hak ettiği değeriyle satılmasından memnun olur. Türkiyedeki internet girişimlerinin yabancılar tarafından satın alınması ülkeye gerçek sermaye getirir. Bu şirketlerin bir çoğunun da stretjik olarak ülke adına büyük bir riski yoktur. Bu sebeple ben internet girişimlerinin yabancılar tarafından satın alınmasında bir sakınca görmüyorum.”

Bence burda asıl dikkatimi çeken soruyu soran arkadaşımızın 13 Milyon doları düşük bulması oldu.

Ne kadar gerçekçi bir düşünce, hangi kıstasa göre düşük? Tartışılır.
Ancak düşüncenin büyüklüğü oldukça güzel.
Ben 13 milyon dolarlık bir satın almayı başarı gösterirken, bir öğrenci arkadaşımız bu değeri düşük görüyor.

Umarın önümüzdeki dönem, internet girişimleri adına olumlu ve çok daha yüksek rakamlı satın almalar dönemi olur.

*Not: Paneldeki konuşma ve bu yazımdaki değerlendirmeler ZAP Medyanın satışındaki değerinin doğruluğu veya yanlışlığı üzerine yapılmamıştır. Tartışılan internet şirketlerinin satılmasının olumlu/olumsuz karışılanmasıdır.

AddThis Social Bookmark Button

Çanakkale Kara savaşları nihayet film oluyor

57. Alay Çanakkale Savaşları
Hollywood sineması’nın ABD’nin Vietnam savaşı için yaptığı filmin haddi hesabı yok.
Ama biz Çanakkale Kara Savaşını anlatan bir senaryolu film yapamadık.

Sevgili arkadaşım Giray Besen bu hayalini gerçekleştirmek üzere ilk adımlarını attı.

Çanakkale Kara Savaşları’nda tamamı şehit düşen 57. Alay’ın hikayesi filme çekiliyor!

Bilmeyenler ve hatırlamayanlar için 57.Alay’ı bir hatırlatalım;
57. Alay, Çanakkale Kara Savaşları’nın başlangıcı kabul edilen Anzac çıkartmasını durdurmak amacıyla 25 Nisan 1915 sabahı harekete geçen ve en küçük rütbelisinden Alay komutanına kadar tüm mevcudunu şehit veren şanlı Türk alayı.

“Bu ülke nasıl kuruldu unuttuk”, “Japonlar çocuklarını ilk olarak Hiroşima’da ABD’nin atom bombasını attığı yere götürüyorlar” gibi doğru, ancak devamı gelmeyen sohbetlere hiç girmeyeceğim. Zaten bu ülkede herkes, özellikle Televizyon programcıları/habercileri bunu yapıyor.

Sorunu gösteriyor. Ama çözümü sunmuyor. Takipçi oluyor.

“Bakın bu önemli eser bugün çürüyor” haberlerini görüyoruz. Ama “Nasıl engelleriz? 3 ay sonra bir daha gidip bakalım değişim var mı?” gibi çözüm üreten yok.

Birşeyler yapmak isteyen, ülkesine katkıda bulunanlar başka hareket ediyor.
Çözüm arıyor, icraat yapıyor.

Mademki bu ülke insanı kitap okumuyor. Maalesef’ ki  herşeyi TV’den öğrenir olduk..
O zaman tarihimizi alatan bir sinema film’i, unuttuğumuz gerçekleri slogan sözlerle değil, gerçek bir hikayeyle anlatan bir film ülkemiz için çok önemli.

Kolay gelesin Giray. Gelişmeleri meraklı bekliyoruz.

* Konuyla ilgili basın bültenine buradan ulaşabilirsiniz. Bir hatırlatma yapmakta fayda görüyorum. Filmin yapımcısı Ceteris-Paribus Giray Besen’in ortağı olduğu reklam ajansı. Ve %100 Türk sermayeli bir şirket.

AddThis Social Bookmark Button

TBD Semineri’nin ardından

Geçtiğimiz hafta Cuma günü katıldığım TBD seminerinden sonra ilk defa bugün yazı yazma fırsatı buldum.
Seminerle ilgili bir kaç not’u sizlerle paylaşmak istiyorum.

Seminerin en keyifli kısmı bence interaktif olması olsu. Benim sunumum sırasında dinleyicilerden de katılım geldi.

Seminerin başlangıcında Türkiye’de internet yatırımlarını biraz konuştuk. Genel anlamda yatırım sermayesi ve şirketlerin ABD ile kıyaslandığında ülkemizde yok kadar az olduğundan bahsettim. Bu arada şunu da eklemem lazım. Ülkemizdeki hiç bir konuyu veya meslek dalını gelişmiş ülkelerle mukayese etmemek gerektiğini düşünüyorum. Daha doğrusu tek bir bakış açısında bakmamak gerektiğini…

“ABD’de internet yatırımları fazla. Bizde az.”
Evet.. Ancak bizim sanatçımızda, bizim öğretmenimizde, bizim memurumuzda, bizim işsizimizde ABD’deki fırsatlara sahip değil. Bunu da unutmayalım.
Yani sorunlar sadece internet’in, sadece tekstil’in, sadece turizm’in sorunu değil.
Sorunumuz politikasızlık… Ne yöne gideceğini bilememezlik…

Çözümleri gerçek ekonomide, gerçek gündemlerde, kişiler yerine olayları tartışmakta bulmak gerekiyor.

Dinleyiciler arasında bir arkadaşımız bize Teknoloji Holding’in yatırımlarından bahsetti.
Teknoloji Holding’in girişimleri olan “Belge Türk, Süperteklif, Tio gibi projeleri duydunuzmu?” diye konuşmasına başladı ve Teknoloji Holding’in bu konuda ne kadar başarılı işler yaptığını anlattı.

Teknoloji Holding’i ve başarılı projelerini benim bilmemem mümkün değil tabi. Ancak dinleyicilerde bilgi almış oldu.
Yeri gelmişken Teknoloji Holding’in projelerini anlatan bir yazı yazmanın zamandı geldi de geçiyor.
İlk fırsatta bu konuyla ilgili bir yazı yacağım…

Seminerde Bloglarda yayınlanan içeriklerin izinsiz alınmaya, hatta çalınmaya maruz kalabileceğinden de bahsedildi.
Bu konuda çözümlerin e-imza ile bulunabaileceği yaklaşımını sunan arkadaşlarımız oldu.

Benim yaklaşımım ise; “Bu risk’i taşıyan içeriğinizi internette paylaşmayın” şeklinde.

Genel anlamda çok başarılı olan seminer ile ilgili tğm katılımcılara, TBD İstanbul Şubesi Eğitim Faaliyetlerinden sorumlu üyesi Sn.Levent Karadağ’a ve bu seminerde konuşmacı olmak üzere ilk daveti alan ancak vakti olmayacağı için beni ören sevgili Cengiz Çatalkaya’ya teşekkür ederim.

AddThis Social Bookmark Button

TBD’nin İnternet ve Pazarlama seminerine katılacağım

Türkiye Bilişim Derneği İstanbul şubesinin 7 Mart 2008 Cuma günü düzenleyeceği “İnternet ve Pazarlama” konulu seminerde “Blogla pazarlama ve e-pr” konulu bir konuşmam olacak.

Seminer’a katılım hakkında bilgiler şu şekilde;

Seminer notları, ikram ve program sonunda katılım sertifikası sunulmaktadır.
Önceden kayıt olmak gerekmektedir. TBD Üye katılım bağış bedeli: 25 YTL
TBD Üyeleri dışında katılım bağış bedeli 60 YTL (özel statülü dernek makbuzu)
Ödemeler için hesap no: Türkiye İş Bankası Selamiçeşme Şubesi 1108 – 398612

Başvuru

TBD İstanbul Tel: 0216 337 70 41 Fax: 0216 337 70 09 E-posta: ist@tbd.org.tr
Adres: Kurbağalıdere Cad. Ali Ruhi Sok. No:2 Kat: 3 Hasanpaşa, Kadıköy

AddThis Social Bookmark Button

Bildiğim Bir Şey Varsa, O da Hiçbir Şey Bilmediğimdir


Bursa Kitap Fuarı

Tuncay Tuncer’in bloğuna taşıdığı bu söz Sokrates’in felsefesinin temel taşlarından.
Özellikle Tuncay’ın bloğunda gördükçe son zamanlarda yeri geldikçe kullandığım bir cümle olu verdi.Geçtiğimiz hafta sonu Bursa’ya Bilişim Fuarına gideceğimi yazmıştım.
Ne büyük şans ki, bugüne kadar hiç ziyaret etmediğim bir fuarı, bir kitap fuarını ziyaret etme fırsatına sahip oldum.
Bursa Kitap Fuarı…

Bir kitap fuarını gezdikten sonra insanın ilk düşündüğü, daha doğrusu o fuardan çıkardığı tek sonuç şu oluyor;
“Meğer ben hiç bir şey bilmiyormuşum”. En azından ben bu sonucu çıkardım!

Bir insan hayatı boyunca kaç kitap okuyabilir? Haftada bir kitap okuduğunuzu düşünseniz. Yılda 52 kitap okursunuz.
50 sene kitap okuduğunuzu varsaysak. İyi ihtimalle 2.500 kitap.
Mutlaka daha fazla okuyanlar vardır. Ancak 2.500 kitap ile edinebileceğimiz bilgi bile her şeyi bilmemize yetmez.

Diğer yandan ülkemizde kitap okuma alışkanlığının az olduğunu hepimiz çok iyi biliyoruz.
İşin en acısı ise hiç bir şey bilmeden her şey hakkında fikri olan bir toplum olmamız.

Her şeyi tartışıyoruz. Her şey hakkında bir fikrimiz, bir düşüncemiz var.
Ama hiç bir bilgimiz yok. Kulaktan dolma bilgilerle fikir üretiyoruz.

Ülkemizde yapılan en son refarandum’dan sonra yapılan TV röportajlarında, halkın bir çoğu neye oy verdiğini bilmiyordu bile.

Çok daha acı bir gerçek ise, sokaktaki vatandaş bir yana, “aydın” sıfatını elde eden kitlenin bile, konuştuğu konuların bir çoğu hakkında bilgi sahibi olmaması.

Kendini sanatçı sanan, aydın sanan, onunda ötesinde halktan sanatçı itibarı, aydın itibarı gören bu kadar insanın olduğu bir ülkenin, sanatsal anlamda, bilimsel, fikirsel anlamda yıllardır bir adım öteye gidememesinin sebebi ne olabilir?

Yoksa, Sanatçı nedir bilmeden herkese sanatçı sıfatını, aydın nedir bilmeden herkese aydın sıfatı yakıştırmak, onlara hak etmedikleri itibarı vermek olmasın?

AddThis Social Bookmark Button



interaktif gündem

interaktif pazarlama
Facebook'daki interaktif pazarlama gurubumuza katılmak için tıklayınız!