Kenan Bey için bilgi, para ile ölçülemez bir değerdi. Hayatı boyunca bilginin peşinden koştu. Her şeyi bilmek yerine tek bir konu hakkında bilgi sahibi olmayı tercih etmişti. Neredeyse otuz yılını Dünyayı ilgilendiği o konu hakkında bilgi edinmek adına dolaştı. Internet’in gelişimiyle birlikte son beş yılını ise internette aynı konu hakkında bilgi edinmeye ayırdı.
otuzbeş yıl önce verdiği kararın ardından özellikle bir konu hakkında, var olan tüm bilgileri edinmişti artık.
Otuzbeş yıllık bu bilgi birikimini gelir elde etmek amacıyla kullanmayı hiç düşünmemişti Kenan Bey.
Gün geldi dünya pazarında rekabet edebilmek isteyen Türk şirketleri Kenan bey’in bilgisine ihtiyaç duymaya başladı. O konu hakkında bilgi sahibi olan yüzlerce insan vardı Türkiyede. Ama hiç birinin bilgisi Dünya pazarlarında rekabet edebilmeye yetmiyordu.
Dünya pazarını aklına takan bir şirket patronu Kenan bey’in bu bilgisinden bir dostu vesilesiyle haberdar oldu. Bir gün kendisini yemeğe davet etti.
Kenan Bey bilgisine saygı duyan bu şirket patronunu kırmadı ve davetini kabul etti.
Yemekte uzun uzadıya konuştular. Patron şirketini ve hedeflerini anlattı.
Kenan Bey için sorunun nerede olduğunu çözmek hiç de zor olmamıştı.
Şirket patronu Halil bey’i iki saat dinledikten sonra kendisine beş maddelik bir yol haritası çizdi. Söylediklerine harfiyen uyarsa üç sene içerisinde Dünya pazarlarında bilinen bir şirket olabileceğini söyledi.
Kenan Bey yemeğin bitiminde Halil bey’e teşekkür etti;
“Halil Bey. Ben otuzbeş yılımı sizin aradığınız sorunun cevabını bulmak için geçirdim. Harcadım demiyorum çünkü bence bilgiye giden yolda otuzbeş yıl çok keyifli geçti.
Hiçbir zaman paraya önem vermedim. Bu sebeple bilgimi satmayı hiç düşünmedim. Ancak siz beni aradınız buldunuz. Ve otuzbeş yıllık bilgi birikimime saygı gösterdiniz. Müsadenizle bu yemeği size ben ısmarlamak istiyorum dedi.
Halil bey ise; “Olur mu Kenan bey. Ben sizi davet ettim. Ayrıca sizden çok önemli bilgiler aldım. Bunun bir bedeli olmalı!” dedi.
Kenan Bey’in cevabı şu oldu; “Halil bey size verdiğim bilgileri on beş dakika içerisinde not aldınız. Bu bilginin değerini bugün değil günü gelince biçmenizi istiyorum. O gün geldiğinde sizle bir yemek daha yiyeceğiz. Ve size verdiğim bilginin değerini siz biçeceksiniz. O sebeple müsadenizle bu geceki yemeği ben size ısmarlamış olayım. Bir sonraki yemeği de siz ısmarlarsınız.”
O geceden sonra şirket patronu Halil Bey Kenan bey’in önerilerini harfiyen uyguladı. Kenan bey’in koyduğu üç sene hedefi dolmadan şirket Dünya pazarlarında söz sahibi olan bir şirket olmuştu.
Aradan ikibuçuk sene geçmişti. Halil Bey o geceki yemekten sonra hiç görmediği Kenan bey’le tekrar görüşmek ve ona teşekkür etmek istedi. Kendisiyle tanışmasına vesile olan dostunu tekrar aradı. Ve Kenan bey’e ulaşmasını ve kendisine bir görüşme ayarlamasını rica etti.
Görüşme ayarlanmıştı. Kenan Bey ile Halil bey yine aynı yerde bir yemek için buluştular.
Halil Bey iki buçuk senenin nasıl geçtiğini Kenan bey’e anlattı. Kenan Bey büyük bir keyifle Halil bey’i dinliyordu. İkibuçuk sene önce bir yemekte verdiği tavsiyeler ve öneriler Halil bey’in şirketini Dünyaca bilinen bir şirket yapmıştı.
Halil Bey başarılarını anlattıktan sonra Kenan bey’e sordu;
“Kenan Bey. Hatırlarsanız verdiğiniz bilginin değerini sonra biçmemi istemiştiniz. Verdiğiniz bilgiler sayesinde çok büyük paralar kazandım. Sizi tekrar aramaya bilirdim. Beni Dünya çapında bir zengin yapan bu bilgiler için size hiçbir bedel ödemeyebilirdim. Bu risk’i neden göze aldınız?”
Halil Bey ise şu cevabı verdi;
“Ben hayatım boyunca paranın peşinden koşmadım. Parasız bir hayat olmayacağını bilecek kadar da gerçekçi bir yaşam sürdüm. Ancak o gece verdiğim bilgiler için bir bedel biçseydim muhtemelen siz şaşıracak, hatta çok kızarak sofrayı terk edip gidecektiniz. Muhtemelen söylediğim hiçbir şeyi de yapmayacaktınız. Ancak bugün biliyorsunuz ki on beş dakikalık bir konuşmada verdiğim bilgiler sizi Dünya çapında zengin etti. Şimdi size soruyorum? On beş dakikanın bedeli nedir?”
Halil bey Kenan bey’e bir kez daha hayran kalmıştı. O gece iş ile ilgili sohbet bir kenara bırakıldı. Ve Kena bey’in Dünyayı gezerken yaşadıkları ile ilgili keyifli bir sohbet sürdü.
Yemekten bir hafta sonra Halil bey Kenan bey’i telefonla aradı. Telefonda kendisine şunları söyledi;
“Kenan bey merhaba. Biz şirket olarak bir vakıf’ın kurulmasına öncülük etmeye karar verdik. Bu vakıf bünyesinde bir de üniversite kuracağız. Vakfa ve üniversiteye müsadenizle sizin isminizi vereceğiz. Üniversitemizde gençlere bilginin değeri konulu dersler vermenizi istiyorum. Umarım beni kırmazsınız?”
Kenan bey bu gelişmeye çok sevindiğini belirterek teklifi memnuniyetle kabul etti. Bilgiyi paranın önüne koyan bir insan için bundan daha büyük bir mutluluk olamazdı.
Vakıf ve üniversite çok kısa süre içerisinde kuruldu.
Kenan bey artık Kenan Hoca olmuştu. Üniversitede gençlere bilginin değerini anlatıyordu. Üniversiteden fahri doktora ünvanı aldı.
Kenan hoca hayatı boyunca bilginin peşinden koşmaya devam etti.
Hayatımda ilk defa bir hikâye yazdım. “Internet ile ilgili iş yapmak için yola yeni çıkan arkadaşlara nasıl tavsiyelerde bulunabilirim?” sorusunu kendime sorduğumda bu tip hikâyelerin insanları çok daha fazla etkileyeceğini düşündüm. Şu an yeni okumaya başladığım Robin Sharma’nın Liderlik Bilgeliği adlı kitabı da üslub konusunda bayağı bir ilham kaynağı oldu.
Kendi edindiğim bilgiler için henüz otuzbeş yıl harcamış değilim. Ancak konu internet olunca yaşanan hızlı değişim, edinilen bilgiyle geçen süre arasında çarpan etkisi yaratıyor. Örneğin tarım alanında üç senede kat edilen değişim ve gelişimi biz interentte neredeyse üç ayda yaşıyoruz.
Son on senesini internet’in şirketlere ve kullanıcılara yansıması konusunda bilgi sahibi olmaya adayan birçok profesyonel için şirketlerin internet’i nasıl kullanmaları gerektiği sorusunun cevabı çok açık. Ancak internetin insanları nasıl değiştirdiğini anlalamakta direnen şirketler şu an internet’e ayırdıkları vakitlerini ve paralarını geleneksel reklamcılık uygulamalarıyla harcıyor.
Internete harcanan birkaç yüz bin dolar bu şirketler için çok da büyük bir kayıp değil. En azından kendileri o şekilde düşünüyor. Ancak harcanan zaman geri gelmiyor.
Diğer yandan ülkemizde birçok büyük şirket aynı şekilde hareket ettiği için bu durum şirketler adına henüz ciddi bir tehlike arz etmiyor.
Internet konusunda bir iş yapmak isteyen, ajans kurmayı hedefleyen, danışmanlık yapmak için yola çıkan arkadaşlara diyebileceğim şu;
Öncelikle Kenan bey gibi herşeyi bilen adam olamayacağınızın farkına varın. Özellikle konu internet olunca.
Şirketler için tehlike çanları çalmaya başlayana kadar internet ile ilgili bilgi sahibi olmanın değeri olmadığını unutmayın. Yani hem bilgi vereceksiniz hem de yemeği ısmarlayacaksınız.
Karşınıza Halil Bey gibi ikibuçuk sene sonra teşekkür eden şirketler de çıkabilir, verdiğiniz bilgiyle yapılanları kendi başarısı gibi düşünüp sizi bir kenara itenlerde.
Her ikisine de hazırlıklı olmakta fayda var.


Merhabalar Murat Bey,
Tek kelimeyle kusursuz bir paylaşımda bulunmuşsunuz. Şunu belirtmeliyim ki, sizler gibi internet üzerine yıllarını veren (harcamayan) ve edindiği her kazanımı cömertçe paylaşabilen tecrübeli büyüklerimize blog dünyasında ve internetin her alanında yol gösteren olarak çok ama çok ihtiyacımız var.
Tavsiyeleriniz ve hikâyeniz için çok teşekkürler.
Paylaşmınıza Sağlık,
Sevgi ve Saygılarımla.
Merhaba,
Sonuç olarak, bilginin değerli olduğu ayırdına varmamız gerektiği çok açık. Bu doğrultuda, İnternete ayrılan zaman ve paranın, hala sanallıkta kaybolacağını düşünen kişi/şirket sayısı da azımsanmayacak kadar çoktur. İnsanları, somut nesneler daha çok ilgilendiriyor, ancak önümüzde durak koca aletin, hayalet olmadığını görmek de, görebilmekle alakalı. “Bilginin çok az bir sürede, istediğimiz mesajı verecek şekilde insanlara ulaşmasına para harcanıyor şu durumda”, bu açklamaya en büyük örnek, internette bilginin yayılması olarak algılanıyor.
Fujitsu’da çalıştığım bir dönemde, bilginin iletişimde ne kadar hızlı olması gerektiği üzerine Ar-Ge çalışmaları yapılıyordu, bu doğrultuda ürünler geliştirip, inernet teknolojileri ile bütünleştirmek en önemli sonuç alma isteğiydi.
İnsanlar kolay bir şekilde bilgiye ulaşma adına yeni yollar deniyor, daha ne kadar hızlı olunabileceği araştırılıyor.
Bilginin çabukluğu adına http://ileriseviye.org/arasayfa.php?inode=programmingtenyears.html şurada güzel bir örnek var, çok kısa sürede bilgiye ulaştırma vaadlerine cevap veriyor.
Bir diğer cevap veren Alexander Pope’nin de söylediği gibi “yarı bilgili olmak çok tehlikelidir”.
“Bilgi vermek ve yemeği ısmarlamak” derviş sabrı/ya da ona benzer bir şey gerektiriyor galiba, ama yine de güzel bir felsefe:)Haddim olmadan ilk hikaye için gayet başarılı deyip edebiyat eleştirmeni olayım bir de:)
Şimdi gördüğüm bir yazı sizin yazınızla birebir örtüştüğü için hemen paylaşmak istedim: http://www.drewsmarketingminute.com/2007/08/a-new-model.html
İdris;
Benim için kullandığın “Büyüklerimiz” ifadesi işim hakkındaki bilgi birikimime ithafen kullanılmış bir ifadeyse çok teşekkür ederim.
Yaşıma ithafense suratım biraz ekşiyecek çünkü. Zira henüz büyümeye niyetim yok. Ne kadar fazla çocuk kalsak o kadar iyi değil mi?
Cafer;
“Yarı bilgili olmak tehlikedir” cümlen bu sayfaya çok büyük bir katkı yaptı. Çok teşekkür ederim.
Hüseyin;
“Hâddi olmak” ne ilginç bir kavram değil mi?
Türkiye’de herkesin herşeye haddi varken ben bir hikaye yazmışım sende bir eleştiri yapmışsın çok mu? Projesi olmayan milletvekilleri, suyu bitiren belediye başkanları, şarkı söylemeyi bilmeyen, sesi çıkmayan ünlü sanatçılar.. Saymakla bitmez..
Yorumlarınıza teşekkürler.
Tekrar merhabalar Murat Bey,
“Büyüklerimiz” ifadesini kesinlikle bilgi birikiminiz ve bu birikiminizi bloğunuz aracılığıyla paylaşımınız için kullanmıştım.
Zira bende sürekli çocuk kalmak isteyenlerdenim
Tekrar paylaşmınıza sağlık,
Sevgi ve Saygılarımla.