
Bilgisayarımda RSS okuyucu programımı açtığım anda yeni bir yazısı var mı diye merakla beklediğim kişilerin başında gelen Sevgili Arda Kutsal, geçtiğimiz hafta blogunda ( webrazzi.com adlı web sitesinde yeni nesi web girişimlerini inceliyor ) yine çok güzel bir yazı yazdı.
“Web balonu patlasa bile bize bişey olmaz” başlıklı yazısında Amerikada internet konusunda yaşanan gelişmeler sırasında birçok internet şirketinin başarısız olduğunu, ancak bizim ülkemizde internetin gelişiminin başarısızlıkları yaşamadan, yani basamakları atlayarak çıkarak yaşadığımızdan bahsediyordu. Bu güzel yazıyı okuyunca bende onun görüşlerine pararlel yorumlarımı sizlerle paylaşmak istedim.Internet’i bir iş olarak görüp Netpoint Interactive’i kurduğumuz 2000′li yılların başlarında bana da “Internet balonu patladı” diyen çok olmuştur. Bu sözleri söyleyenler internetin o günkü durumu ile ilgili hiç bir şeyden haberdar olmayıp, Amerikan internet şirketleri ile ilgili gazetelerde okudukları kısa haberlere itibar ediyorlardı.
Evet, Amerikada bir balon patladı. Ama ülkemizde bu sözü ağızlarına ciklet yapanlar şunu hiç sorgulamadı. Amerikadaki Internet şirketleri milyon dolarların telafuz edildiği risk sermayeleri ile kuruluyordu. Patlayan, kurumların interneti kullanmaları, internet kültürünü öğrenmeleri gerçeği değil, patlayan yüksek sermayelerle kurulan ve hızlı kâr etmesi beklenen internet şirketleri idi. Risk sermayesinin özünde zaten risk var. Risk sermayeleri internet işine erken girmek ve çok kâr etmek adına buldukları her internet şirketine yatırım yaptılar.Birçok şirket tutunamadı. Zira internet’te başarılı olmanın bilinen kesin kuralları bugün olmadığı gibi o günde yok tu! Internet de neyin doğru neyin yanlış olduğu henüz belli değildi bile. O zamanlar doğru olarak görülen birçok yaklaşım bugün yanlış oldular bile. Bugünün doğrularının bir kaç sene sonra yanlış olma ihtimalide çok yüksek.
Kurulduktan sonra internetin gelişimine ayak uyduramayan ve internet kullanıcılarının beklentilerine önem vermeyen şirketler kısa sürede ortadan kayboldular. Ancak sevgili Arda Kutsal’ın belirttiği gibi Türkiye’de internet Amerika’da olduğu gibi hızlı bir gelişim yaşamadı. Bir anlamda bir fırsattı bu ülkemizdeki internet şirketleri için.
Türkiyede’ki internet şirketlerinin çok fazla rakipleri yok. Daha doğrusu bir konu hakkında rekabet edilecek yüzlerce şirket yok. Dolayısıyla ülkemizdeki şirketlerin Amerikada yapılan doğruları ve yanlışları görüp, yanlış yapmama gibi fırsatları oldu. Diğer yandan ülkemizdeki internet şirketleri çok büyük sermayelerle kurulmadılar. Birçoğu küçük çaplı şirketler olarak başladılar. Başarıyla büyüdüler.
Superonline, Doğanonline gibi büyük oyuncular ise büyük holdinglere bağlı başladıkları ticari hayatlarına hâlâ o şekilde devam ediyorlar.
Dolayısıyla balon gibi şişip patlayan internet şirketi neredeyse hiç olmadı.

Ixir nerede?
Neredeyse dememin sebebi ise ülkemizdeki Ixir ve Vestelnet örnekleri. Vestelnet’i Superonline’ın satın alması bence bir patlama olarak nitelendirilemez. Zira Vestelnet internet bağlantısına odaklanmış bir teknoloji şirketi idi. Ama ixir için aynı şeyi söylemeyiz. Ixir tam bir balon patlaması örneğidir.
Ixir’i de Superonline satın aldı. Ancak Ixir’in yoğun reklâmla çıkışı ve kısa sürede devre dışı kalması benim aklımda kalan tek patlama hikâyesidir. Kısa sürede kurulan şirket çok büyük bütçeli, Banu Alkanlı reklâmlarıyla dikkat çekmişti. Çekmişti de. Dikkat çekmek internette başarıyı yakalamak anlamına gelmiyordu.
Türkiye’de risk sermayesi ne yapıyor?
Bilindiği gibi risk sermayesi şirketleri ellerindeki fonlar ile para kazanmak amacıyla yeni şirketlere yatırım yapar. Zira ekonomisi gelişmiş ülkelerde faiz, fon, hazine bonusu gibi yatırımlarla yükse kârlar elde edilmez. İyi para kazanmanın en doğru yolu iş’in özüne inmek, yani kâr eden bir iş yapmaktır. Türkiye ise 1980’den 2000 yılına kadar tam bir “paradan para kazanma” cenneti olmuştur. Dolayısıyla parası olanın yaptığı kendisi için en akıllı şey iş’e yatırım yapmak yerine faize ve dövize yatırım yapmak olmuştur.
Dolayısıyla geçtiğimiz 20 sene içerisinde bizim ülkemizde risk sermayesi olgusu maalesef fazla gelişememiştir. 2000 yılından itibaren enflasyon ve faizin düşmesi, bankacılık sitemindeki değişim paradan para kazanma dönemini bitirmiştir. Umarım ki bu durum devam eder. Bu olumlu gelişmenin ekonomiye tam yansımaması ise sermaye sahiplerinin bir işe yatırım yapma konusunda çekingen durmalarına sebebiyet vermektedir. Yatrım yapacağınız iş bir Internet şirketi ise, ortak olacağınız kişiler yani işin başında olması gerekenlerde gençler olacaktır. Bu durumda bizim ülkemizin pek kabullenebileceği bir durum değil. Nede olsa su küçüğün söz büyüğündür ülkemizde. Şu an tercih edilen yöntem beklemek şeklinde adlandırılabilir.
Söz’ün öz’ü
Türkler olarak girişimciliği seven bir milletiz. Ancak teknoloji ve ona bağlı gelişmeleri bir türlü anlayamadık. Markalaşmayı anlayamadığımız gibi. Daha önceki bir yazımda belirttiğim gibi İstanbul’da bir internet şirketi kurduğunuzda İTO’nun ( İstanbul Ticaret Odası ) “Bilgisayar, Büro Makineleri ve kırtasiye” meslek koluna üye oluyorsunuz. Bilişim, Internet ve Teknoloji gibi biri meslek kolu maalesef hâla yok. Şirketlerin bir çoğunda bilgi işlem bölümlerinde çalışanlar hâlâ hem yazılımcı, hem donanımcı, hem ağ yöneticisi, hem web tasarımcı. Yani bilgisayar’ın bir şekilde bulaştığı her konudan anlamaları bekleniyor. Teknolojiyi bir türlü kabullenemedik. Biri hariç. Cep telefonları.
Avrupa yakasının Tanrıverdisi’nin İşte Turkcell reklâmında dediği gibi;
Biz bilgisayar bilmeyiz. Biz telefon biliriz.



Ben de konu hakkında bir şeyler karalamış ve blogumdan aktive etmeye hazırlanıyordum ki senin yazını gördüm. Çok güzel değinmiş ve anlatmışsın. Ben bu konuda klavyeme sadece sana yorum yazmak için dokunurum:) Ellerine ve zihnine sağlık.
İnternet bir şekilde daha patladı o bahsettiğin dönemlerde.
Fiber obtik kabloların dünyayı sarması sayesinde, ucuz işgücü üretebilen ülkeler, internet sayesinde dünyaya açıldı. Hindistan elbette bir günde yazılım devi olmadı, gözünü kapatmak yerine bir plana göre hareket etmeyi tercih ederken, patlamış internet balonu onların işine yaradı.
Her sorun içerisinde fırsatı da barındırır. Görmesini bilene…
Ben şahsen internet sektöründe büyük holdinglerin,sadece finansör olarak var olmasını isterdim.Şahsen,Doğan Holding gibi milyar dolarlarla ölçülen dev bir holdingin internette ne işi olur anlamış değilim.Çünkü bu adamların daha çok para kazanabileceği çok farklı alanlar var.Bu kadar yayılmacı olmak ve diğer sektörlerdeki orta ve küçük ölçekli şirketleri işinden etmek bana göre hiçde ahlaklı bir davranış değil.Devletin birçok sektörde bu sermaye monopolleşmelerini düzenlemesi gerekir.Aynı şekilde ben şahsen,Sabancı’nın market açmasına da karşıyım.Çünkü,sermayesi sınırlı bir market ile koca Sabancı holdingin şartları bir değil.Rekabete aykırı bir durum sözkonusu.Aynı şey internet içinde geçerli.
Mesela Son zamanlarda birde 3G diye bir olay çıktı ortaya.Herkes bir tutturmuş gidiyor 3G diye.Sanki bu 3G uzaydan gelmiş gibi herkes olup olmadık şeyler söylüyor 3G hakkında.Yahu kardeşim 3G,Almanya’da uzun zamandır var.Ve sizin sandığınız gibi sihirli bir değnek falan değil.Yatırım maaliyetleri çok yüksek olan bir teknoloji.Üstelik yapılan yatırımların da geri dönüşü çok zaman alıyor.Bu teknoloji o ülkelerde kelimenin tam anlamı ile hüsranla sonuçlandı.
O ÜLKELERDE HÜSRANLA SONUÇLANDIYSA BİZDE DAHA DOĞMADAN ÖLÜR.ÇÜNKÜ O ÜLKELERDE GELİR DÜZEYİ VE SATIN ALMA GÜCÜ BİZDEN ÇOK DAHA YÜKSEK.AYRICA ONLARDA SON MODEL CEP TELEFONUNU ALMAK İÇİN ÇOK BÜYÜK MEBLAĞLAR ÖDEMEK ZORUNDA KALMIYORSUNUZ.O ÜLKELERDE VERGİLERDE TÜRKİYE’DEKİ GİBİ YÜKLÜ DEĞİL.AYRICA TÜRKİYE’DE 3G’YE UYUMLU CEP TELEFONU SAYISI,O ÜLKELERE GÖRE DAHA AZ.ARADAKİ KÜLTÜREL FARKLILIKLARDA DURUMA EKLENİNCE BEN 3G’NİN ABARTILDIĞI GİBİ TUTACAĞINI SANMIYORUM.BENCE TURKCELL,DÜŞÜNDÜĞÜ GİBİ GELİR GETİRMEYECEK BİR İŞ PEŞİNDE KOŞUYOR.GÖRÜNTÜLÜ KONUŞMANIN ÇOK TUTACAĞINI SANIYOR AMA YANILIYOR.NEDEN Mİ? BİRİNCİSİ SENİN AMPÜLÜ İCAD ETMİŞSİN GİBİ TAKDİM ETTİĞİN GÖRÜNTÜLÜ KONUŞMA ZATEN BİLGİSAYARLAR ARASI ‘’BEDAVA’’ OLARAK YAPILABİLİYOR.İNSANLAR MSN’DEN BEDAVA KONUŞMAK VARKEN,TURKCELL’E PARA BAYILARAK GÖRÜNTÜLÜ KONUŞMAYI TERCİH EDER Mİ,ONU BİLEMEM..İKİNCİSİ,ÖZEL HAYAT DENEN BİRŞEY VAR.BEN ÇEVREMDEN BİLİYORUM,BİRÇOK KİŞİ BULUNDUĞU YERİN ARAYAN TARAF TARAFINDAN BİLİNMESİNİ İSTEMİYOR.DOLAYISI İLE ÇOK RAĞBET OLACAĞINI SANMAM.3G’NİN TEK AVANTAJI HIZLI İNTERNET ERİŞİMİ OLUR DİYORSANIZ,O OLABİLİR.ANCAK BU DA KISMEN BİR ETKİ YARATIR.ÇÜNKÜ TURKCELL GELECEĞİN İLETİŞİM MODELİNİ HER NE KADAR TEKELİ ALTINA ALDIĞINI SANSA DA ,KENDİNİ O KADAR TİLKİ SANMASIN.VODAFONE TURKCELL’DEN DAHA GLOBAL VE TECRÜBELİ BİR ŞİRKET.BANA GÖRE VODAFONE’UN İHALEYE GİRMEMESİNİN NEDENİ INTEL’İN 3G’DEN DAHA İYİ VE DAHA EKONOMİK BİR TEKNOLOJİYİ ÇIKARMAK ÜZERE OLMASIDIR.İNTERNET VE MOBİL İLETİŞİM SEKTÖRLERİ ARTIK SANAL OLMAKTAN ÇIKIP GERÇEK PARALARIN DÖNDÜĞÜ VAHŞİ BİR PAZAR HALİNE GELDİ.ÇOK YAKINDA İNTERNET BÜYÜK ŞİRKETLERCE PARSELLENECEKTİR.YANİ ESKİSİ GİBİ İNSANLAR BEDAVA VE RAHAT BİR ŞEKİLDE TAKILAMAYACAKLAR.ÖRNEĞİN,INTEL KENDİ TEKNOLOJİSİNİ YAYIP PATENTİ ALTINA ALACAK,SONY KENDİ TEKNOLOJİSİNİ..İNANILMASI BİRAZ GÜÇ AMA DAHA ŞİMDİDEN ANLAŞMAZLIKLAR BAŞLADI.EN BASİTİNDEN 3G OLAYINDAN ÇOK RAHATSIZ OLAN TEKNOLOJİ ŞİRKETLERİ VAR.3G’NİNT TEKELLEŞMESİNE İZİN VERMEZLER.TURKCELL,BU KONUDA YANILIYOR