'Bloglar' kategori arşivi

Tek Borsa dergisi ve yönetici blogları

071209_tekborsa.jpg

Geçtiğimiz hafta Tek Borsa dergisi yazı işleri bölümünden Kezban Gebetaş yönetici blogları konusunda görüşlerimi talep etmişti.Tek Borsa dergisinin bu haftaki sayısında başarılı bir haber hazırlamış kendisi. Çağlayan Arkan, Temel Kotil, Alphan Manas, Murat Kahraman ve Fatmanur Erdoğan’ın blogları haberde yer almış. Kendilerinin blogları ve blog dünyası ile ilgili görüşlerini okumanızı tavsiye ederim:

Benim görüşlerime de yer vermiş Kezban hanım. Kendisine teşekkür ediyorum.

Kezban hanım’ın bana sorduğu sorular ve cevaplarım;

Türkiye’de kişisel blog’ları olan yönetici/firma sahiplerinin sayısı artıyor. Bu durumu neye bağlıyorsunuz? Yurt dışında bu iş sanırım bizdekine göre epey ileri düzeyde…
Bloglar, şirketler ve yöneticiler için mesajlarını hedef kitlelerine tam olarak iletebilmeleri için büyük bir fırsat. Ülkemizde CEO ve Genel Müdür düzeyinde çok fazla olmasa dahi orta düzeyde yönetici bazında blog yazan kişi sayısı her geçen gün artıyor. Yurt dışında, daha doğrusu Pazar rekabetinin çok daha fazla olduğu ülkelerde, şirket ve yönetici bloğu sayısı bize göre çok daha fazla. Bunun temel sebebi ise bloglarda verilen mesajların daha samimi olması ve bu durumun şirketlere rekabetçi bir avantaj sağlaması.

Yöneticiler niçin kişisel blog açıyorlar? Blog oluşturmanın ne gibi faydası oluyor? Bunun çalıştıkları firmaya nasıl bir katkısı oluyor? Bu tür blogları, kişilerin çalıştıkları firmadan bağımsız mı yoksa firmanın aslında bir tanıtım/pazarlama faaliyeti kapsamında da mı düşünmek gerekiyor?
Üzülerek belirtmek isterim ki, Türkiye’nin en itibarlı şirketlerinin bile kurumsal web sitelerini henüz başarılı bir şekilde oluşturamadığını görüyoruz. Durumu bu açıdan değerlendirecek olursak, şirket çalışanlarının topluca katılım yaptığı blogların oluşması oldukça zor. Üst düzey yöneticiler tarafından oluşturulacak blogların hazırlanması ise pratikte daha kolay. Blogları takip edenler karşılarında muhatap olabilecekleri bir yönetici bulduklarında, şirkete olan bakış açıları olumlu anlamda değişmeye başlıyor. Özellikle üst düzey yöneticiler, sadece hobileri ile ilgili kişisel yazılar yazsa dahi, blog ortamındaki samimi ve erişilebilir duruşları çalıştığı şirketlere karşı bakış açısını da olumlu yönde etkiliyor.

İyi bir blog’un nasıl olması gerekiyor? (İçeriğinden tasarımına kadar vs.) Blog’un daha çok okunması/ilgi görmesi için nasıl olması gerekiyor?
Teknik bir bilgi sahibi olmadan içeriği yönetilebilen, yorum yapılabilme özelliği olan, yazıların kategorik ve kronolojik olarak arşivlenebildiği, RSS ile takip edilebilen ve arama motorlarına uygun yapısı olan blogları teknik olarak başarılı olarak nitelendirmek mümkün. Blog servisi veren sitelerin ve wordpress gibi açık kaynak yazılımların tümü zaten bu özelliklere sahip.

Ancak bir bloğu takip edilebilir kılan en önemli özelliği içeriği. İçeriğin başarısını sadece yazarın yazıları değil yorumcuların da katılımı belirliyor. Yorumcuların katılım göstereceği bir blog oluşturabilmeniz için; periyodik olarak yazıyor olmanız, yazılarınızı bilgi sahibi olduğunuz konularda yazmanız ve yorumlarda yapılabilecek eleştirilere açık olmanız gerekiyor.

Siz tam olarak bu konuda yöneticilere nasıl bir hizmet veriyorsunuz? Genelde kişisel bir blog oluşturmak için firma yöneticileri profesyoneller mi çalışıyorlar?
Danışmanlık hizmetlerimiz bloğun tasarım olarak yayına hazır hale getirilmesiyle başlıyor. Yazılar bizzat bloğu yazan yönetici tarafından siteye ekleniyor. Talep edilirse bu işlemi biz de gerçekleştirebiliyoruz. Yazılara gelen yorumların kontrol edildikten sonra yayına alınması ve yorumculardan gelen eleştiri ve önerilerin, şirketin ürün ve hizmetlerinin gelişimi için bir fırsat olarak değerlendirilebileceği raporlar haline dönüştürülmesi, hizmetlerimiz arasında yer alıyor. Özetle; bloğun hazırlanması, okuyucularla şeffaf bir iletişim ortamının sağlanması ve iletişim sürecinde oluşan beklentileri analiz ederek şirketin gelişimi için bir fırsata dönüştürmek olarak tanımlayabiliriz.

Türkiye’deki yönetici bloglarını nasıl buluyorsunuz? Başarılar mı, eksiklikleri neler?
Büyük şirketlere baktığımızda Microsoft Genel Müdürü Çağlayan Arkan’ın bloğu dikkat çekiyor. Çağlayan bey bloğunda Microsoft’la ilgili eleştirileri olduğu gibi yayınlıyor. Olumlu ve olumsuz yorumların tümünü okuyor ve cevaplıyor. Bu kadar büyük bir şirketin yöneticisine ulaşabildiğiniz başka bir şirket Türkiye’de yok. Başarılı bir şirket bloğunun diğer bir tanımı da bu zaten. Ulaşılabilir ve eleştirilebilir olmak.

AddThis Social Bookmark Button

Çağlayan Arkan’dan şeffaflık dersleri!

071211_caglayan_arkan.jpg

“Biz Türkiye Cumhuriyeti olarak Windows’a  bağımlı hale  getirildik ve milyonlarca doları Microsoft’ a kazandırdık.”
ifadesi, Microsoft’un Genel Müdürü Çağlayan bey’e yöneltilen eleştirilerden sadece bir tanesi. Ve Çağlayan bey bu eleştirileri bloğunda yayınlıyor…

Hadi canım!” dediğinizi duyar gibiyim.“Türkiye’de hangi şirketin yöneticisi kendi bloğunda veya kendi web sitesinde böyle bir eleştiriyi yayınlar?” diye soruyorsunuz kendi kendinize…

http://caglayanarkan.spaces.live.com/guestbook/ adresinden Çağlayan Arkan’ın bloğuna yazılan eleştiri yazısını ve kendisinin yazıda sorulan soruları nasıl tek tek cevapladığını okuduğunuzda şaşırıp kalıyorsunuz….

“Microsoft’un Türkiye’de bu kadar şeffaf olma ihtiyacı var mı?” diye soruyorsunuz bu sefer de kendinize..

Şeffaflığın şirketler için bir mecburiyet değil bir kültür olduğunu gösteren Çağlayan bey’e teşekkür ediyorsunuz içinizden…

AddThis Social Bookmark Button

Türkiye Blog Konferansı 2007

071102_blogkonferansi.jpg

Önümüzdeki hafta İstanbul Yıldız Teknik Üniversitesinde Microsoft’un ana sponsorluğunda “Türkiye Blog Konferansı” gerçekleştirilecek.

Benimde konuşmacı olarak yer alacağım konferans ile ilgili habere kurumsalhaberler.com ‘dan, organizasyon ile ilgili detaylı bilgiye www.blogkonferansi.com ‘dan ulaşabilirsiniz.

Konferans’a katılım tamamen ücretsiz.
Bloğunda destek vermek isteyen arkadaşlar için konferans’ın web sitesinde logo ve banner yer alıyor.

Yer: Yıldız Teknik Üniversitesi
Tarih: 6 Kasım 2007
Saat: 13:30
Katılım: Ücretsiz

AddThis Social Bookmark Button

Microsoft Türkiye blogcuları

071101_microsoft.png

Uzun zamandır girmediğim Microsoft Türkiye web sitesine bir işim düştü, ziyarette bulundum.
Sitenin ana sayfasında Microsoft blogcuları ön plana çıkartılmış.
Microsoft’un yöneticilerinin ve çalışanlarının bloglarını ön plana çıkartması, Türkiye’de Microsoft gibi global firmalara hayranlıkla bakan “Biz de global bir oyuncu olmak istiyoruz” diyen şirketlere bir ışık tutar diye ümit ediyorum.

Bu arada şunu da hatırlatmakta fayda var. Global bir firma olabilmek, internet vizyonu geniş olmak anlamına kesinlikle gelmiyor.

Microsoft Türkiye’yi blogcularına verdiği destek için kutluyorum.

AddThis Social Bookmark Button

Bellona bloğu

bellona.gif

Biraz önce rastladığım blog sayesinde Bellona’nın blogcu.com’da bir bloğa sahip olduğunu öğrendim.

Göze Algün ve yorumcular Bellona’nın bu çalışmasının çok başarılı olmadığını belirtmişler.
Benim görüşlerimde hemen hemen aynı.

Ancak Bellona’nın blogcu.com da bir blog açarak kampanyalarını duyurma konusundaki hevesini, blog dünyasına ilgisini saygıyla karşılıyorum.

Ancak benim aklıma takılan şu.

Bellona’nın kurumsal web sitesi www.bellona.com.tr de blogdan hiç bahsedilmemiş. Bloğa bağlantı verilmemiş.
Ayrıca Blogcu’daki http://bellona.blogcu.com/ adresinde yer alan bloğun Bellona’ya ait olduğunu gösteren resmi bir ifade yok.

Bu konulara dikkat edilmesi gerekir.

AddThis Social Bookmark Button

Şirket bloğu nedir?

Biraz önce arkadaşım Alper Akcan’ın bloğunda bir yazı okudum.
Alper’in yazısı bir kurumsal derginin son sayısında şirket blogları ile ilgili çıkan yazı ile ilgili idi.

İlgili kurumsal dergi internet üzerinden de içeriğini yayınlıyor.
Derginin şirket bloglarını konu yapması, içeriğin internet ortamında yayınlanması gibi bir çok takdir edilecek çalışma var.

Ancak benim dikkatimi çeken yazı içerisinde şirket bloglarına verilen örnekler.

Yazıdaki hiç bir örnek şirket bloğu örneği niteliği taşımıyor.
Zaten ülkemizde medyanın ilgisini çekecek büyüklükte şirketlere ait bloglar yok.

Bloglar pazaralama dünyası için yeni bir kavram.
Haliyle şirket bloğu, kişisel blog gibi kavramlar da kafa karışıklığı yaratıyor.

Şirket bloğu için bir tanım yapmak yerine özelliklerini maddeler halinde sıralamak istiyorum;

1- Yazarlar şirketin çalışanları olacak.
2- Yazıların ağırlığı şirket’in kendisi ve ürün/hizmetleriyle ilgili olacak.
3- Yazıların içeriği bir metin yazarı veya ajans tarafında düzenlenmeyecek. Yazarın yazısı olduğu gibi yayınlanacak.
3- Okuyucular yorum yazabilecek.
4- Yorumlar denetlendikten sonra yayına alınacak. Hakaret ve iftira olmadığı sürece eleştirilere müsade edilecek.
5- Yorumlara cevap yazılacak.
6- Bağlantı ( Link ) paylaşımı, güncel olma, en çok yorum alanlar, en çok okunanlar, arşivler gibi klasik blog yapısına sadık bir görünüm sunulacak.

Altıncı madde tartışmaya açık olsa dahi, diğer maddeler gerçek bir şirket bloğu için değişmez maddeler.

Burada görünen en büyük zorluk yorumlarda.

Yorumları denetlemek, eleşirileri yayınlayabilmek ve cevap verebilmek.

Yorumların bizzat yazar tarafından denetlenmesi ve cevaplanması en doğru çözüm.

Ancak bu noktada sorun başlıyor. Zira olumsuz eleştirilere verilecek cevabın şirket yönetiminin görüşleriyle ne kadar uyuşacağı soru işareti.

Sizin anlayacağınız Türkiyede açılacak şirket bloglarının yumuşak karınları yorumlar.

Her türlü eleştiriye açık olacak, blog yazarının kendi bildiği şekilde eleştirilere cevap vermesine müsade edecek bir şirket ülkemizde var mı?

Bence yok…

Olmaması da gayet doğal.

Bırakın blogları internet ve şirketlerin kendi web siteleri bile şirketler tarafından henüz önemli bir güç olarak kabul edilmiyor.

Aslında bu durum dünyada da çok ta farklı değil.

Wordpress’in bir aydır kapalı kaldığı bir ülkede, bu şekilde düşünen şirket yöneticilerini ne kadar fazla suçlayabiliriz?

Onuda siz düşünün.

Şimdilik blog tadında, internet kullanıcıları ile daha samimi bir temas kurmak isteyen şirketleri yermek yerine övmek de fayda var.

Tabi gerçek bir bloğun ne olduğunu unutmamak kaydıyla…

AddThis Social Bookmark Button

Valla ne diyeyim, bize müstahak mı desem?

Ben tatildeyken ( bugün son günü ) wordpress’e erişim mahkeme kararıyla engellenmiş.

Böyle saçma bir uygulama olabilir mi?
Orada binlerce blog sahibinin sayfası var?
Onlar ne yapacak?

Gördüğüm kadarıyla gerekçe henüz belli değil. Muhtemelen wordpress altında bir blogda yazılan yazı veya yorumlarda hukuka aykırı durum söz konusu.

Sevgili İdris Cin konuyla ilgili yazısında şöyle diyor;

“Daha önce yaşadığımız youtube’un kapatılması olayından gerekli dersler çıkarılmamış olacak ki, yine böyle bir karar ile karşı karşıyayız maalesef.”

Bence çok güzel bir tespit yapıyor İdris.

Bence cevaplanması gereken soru şu;

Dersi kim çıkarmadı?

AddThis Social Bookmark Button

Açık alan

2007_08_15.jpg

Hsbc’nin kurum içi bloğuyla ilgili yazımdan sonra projeyi hazırlayan ajansın yönetici ortağı sevgili Murat Kalaora bana bir e-posta mesajı gönderdi.Mesajında risk konusuna da değinmişti Murat. Bende kendisinin izniyle belirttiği şu cümleleri bu yazıma taşıyorum;

Yazında belirttiğin risk konusu ile ile ilgili düşüncelerimi aktarmak istedim:

Risk göreceli bir kavram ve bunu sadece şirket sırlarının dışarıya çıkması vb. türde bir tehlikenin varolması anlamında algılamamak gerekiyor. Öncelikle burada 5,100 kişilik büyük bir topluluktan bahsediyoruz ve ilk kez bu boyutta bir kurumda - teknolojinin de yardımıyla - istisnasız tüm çalışanlar şirket ile ilgili konular dahil olmak üzere her konuda, özgürce yazı yazma ve görüş bildirmeye hem davet hem de teşvik ediliyor. Buradaki risk, kişilerin bu platformu kötüye kullanması, hatta ne yazık ki birçok online platformda örneklerine rastladığımız şekilde gördüğümüz şekilde tatsız, terbiye sınırlarını aşan tartışmaların çıkmasıdır. Böyle bir durumda kurum platformu denetim altına almak hatta geri çekmek durumunda kalabilir ki bu haliyle kurum kültürünü geliştirmeye çalışan bir şirket için kötü bir durum olacaktır.

Bence Murat risk meselesini gayet güzel açıklamış.
Projeyi HSBC ile birlikte ortaya çıkaran Murat ve Magiclick ekibi tabiki işin detaylarını bizden iyi bilecekler.

Ben risk meselesini sadece müşteri odaklı irdelemiştim. İşin çalışan kısmını da Murat Kalaora açıklamış oldu.
Kendisine çok teşekkür ediyorum.

Bu arada bloğun tasarımı çok hoş.

1000 adet yazı ve 5000 adet yorum ise oldukça başarılı bir istatistik.

Darısı diğer bankaların ve şirketlerin başına..

AddThis Social Bookmark Button

Blog ve blogculuğun tanımı

Bu aralar bloglar ile ilgili okuduğum kitaplarda birçok tarif ve tanımlama ile karşılaşıyorum. Türkçe yazılmış, Blog dünyasını çok iyi bir şekilde anlatan Çıplak Sohbetler kitabı ( Naked Conversations çevirisi ) ve çok da başarılı bulmadığım diğer kitapların hiç birinde yapılan tarifleri ben kendi adıma yeterli bulmadım.

Hiçbir tarif benim beğenerek okuduğum blogcuları ve blog yazarken kendi dikkat ettiğim esasları tam olarak bir araya getirememişti.

Kendi adıma blog ve blogculuğun tanımını yapmanın zamanı geldi de geçiyor diye düşünürken kendimi bu yazıyı yazarken buldum.

Blog ve blogculuğu anlatmak için hepimizin aşina olduğu bir tanımlamadan yola çıkacağım

Fotoğrafçı kimdir?
Günümüzde cep telefonları sayesinde hemen herkesin fotoğraf çekme olanağı var. Ancak her fotoğraf çeken veya elinde en gelişmiş fotoğraf makinası olan kişiyi fotoğrafçı şeklinde tanımlamıyoruz.

Fotoğrafçı denilince hepimizin aklına fotoğrafçılık ile ilgili belirli bir fotograf birikimine sahip, fotoğraf çekmeye az veya çok zaman ayıran, fotoğrafçılığa gönül veren kişiler geliyor.

Amatör fotoğrafçı ile profesyonel fotoğrafçıyı bir birinden ayıran ise bilgi veya tecrübe birikimi değil, profesyonellerin fotoğrafçılık sayesinde gelir elde ediyor olması.

Bloğu tanımlamak yerine blogcu’yu tanımlamak gerekli!

Yazımın başında belirttiğim gibi fotoğraf çeken herkes’e fotoğrafçı demiyoruz. O zaman blogspot, blogcu veya wordpress gibi çeşitli blog servislerini kullanarak yazılar yazan herkese de blogcu diyemeyiz.

Blogculuğa uygun bir web sitesi altında veya kendi oluşturduğu bir site içerisinde yazı yazan kişi, yılların gazetecisi de olsa, iş dünyasında sözü geçen birisi de olsa, yazıları çok başarılı, çok etkili de olsa birazdan bahsedeceğim özelliklere sahip olmayan, bu özellikleri bloğunda göstermeyen hiç kimse bence blogcu olarak tanımlanamaz.

Blogcu kimdir?
Blogcunun kim olduğunu bir cümlede tarif etmek benim için çok zor olsa da kısaca şöyle tarif etmeye çalışalım;

Blogcu; dönemsel olarak internette yazılar yazan, yazılarına olumsuz da olsa yorum eklenmesine müsaade eden, yazdığı konu hakkında birikim sahibi, eleştiriye açık, kendisiyle aynı konuda yazan blogcuları takip eden, blog dünyasına yorumlarıyla katılan, şeffaf ve samimi olabilen, dil bilgisi çok iyi seviyede olmasa dahi kafasındakileri yazıya dökebilen kişi olarak tanımlanabilir.

Bu tanımı biraz daha detaylı bir şekilde incelersek;

1- Blogcu internette kendisine, çalıştığı kuruluşa veya başkalarıyla birlikte oluşturduğu bir gruba ait web sayfasında dönemsel olarak yazı yazan kişidir. Dönem olarak günde bir kaç defa, her gün veya haftada bir gün seçilebilir. Haftada bir gün’ü aşan dönemler blogcu olmayı zorlaştırır. Zira sık güncellenmeyen blogların kendi takipçilerini oluşturması çok zordur.

2- Blogcu tarafından yazılan yazıların başkaları tarafından takip edilmeye değer olması, yani yazıyı yazan kişinin görüşlerine, fikirlerine ve yorumlarına itibar ediliyor olması gerekmektedir. İtibarı gösteren bir kişi de olabilir bin kişide. İtibarı gösteren dünyanın en bilgi kişisi de olabilir, en bilgisizi de. Yani blogcunun yazdığı yazı bir kişi bile tatmin etse, o blogcuyu sadece bir kişi takip etse yeterlidir.

3- Blogcunun yazdığı yazıların bir konu bütünlüğünde olması ( yeme-içme, moda, internet vb ) blogcunun farkedilmesi ve takip edilmesi için bir avantaj olsa da, blogcu kendi bloğunda dilediğini yazabilir. Bir gün siyaset yazıp diğer gün teknoloji yazmak tamamen kendi seçimidir. Ancak şu unutulmamalıdırki bir bloğun takip edilmesinin en büyük sebebi, takipçilerin o blogdaki içeriğe değer vermesidir. Bir blogcunun her konuda takip edilemeye değer birikimde olması çok zordur.

4- Blogcu, yazdığı yazılar hakkında yapılan olumsuz eleştirileri ve yorumları sayfasında yayınlayabilmeli, hata yaptığında hatasını yazılarında açıkça belirtebilmeli, yazısını yazarken esinlendiği, bilgilendiği ve kaynak olarak kullandığı diğer web sayfalarına veya başka blog yazarlarının yazılarına bağlantılar vermelidir.

5- Blogcunun belkide en önemli özelliği başka blog yazarlarını da takip ediyor olması ve kendisiyle ilgili konularda yazılmış blog yazılarına yorumlarıyla katılmasıdır. Blogcular yazmaktan çok okumaya ve yorum yazmaya vakit ayırır. Zira blogculuk kendi bildiğini etrafa yaymak değil, bilgiyi paylaşmak, paylaşılanlardan edinilen kazanımlarla yeni fikirler ve görüşler elde etmektir.

6- Blogcunun dil bilgisi çok iyi olmayabilir. Ancak kafasındaki düşünceleri yazıya dökebilecek ve okuyanların anlamalarını sağlayacak bir yazım diline sahip olması gerekmektedir.

7- Blogcu yazılarında ve hitaplarında dilediği şekilde hareket edebilir. Örneğin yorumlarıyla katılan kişilere cevap verirken Mehmet, Mehmet kardeşim, Mehmet arkadaşım veya Mehmet bey gibi ifadeler kullanmak tamamıyla kendi seçimidir.

Blog nedir?
Blogcuyu tanımladıktan sonra, blogcunun oluşturduğu bloğuda tanımlamamız gerekir.
Blog, bir kişi veya grup tarafından yazılan yazıları web sayfasında ters kronolojik sırayla otomatik olarak düzenleyebilen, yazılara yorum yazılmasına, yazı ve yorumların RSS ile takip edilmesine fırsat veren, tercihen teknik bilgi gerektirmeden yazar tarafından yönetilmeye uygun web sayfasıdır. Blogcu tarafından yazıların yazılara ve veya bloğun ana sayfasına başka bir web sayfası/blog tarafından bağlantı ( link ) verildiğinde, bloğun yönetim ekranında bunun takip edilebilmesine olanak sağlayan bir özellik olması çok önemlir. Bu sayede blogcu kendi yazılarına başka bloglarda verilen bağlantıları takip etme ve o bloğa gidip yorum yazma olanağına sahiptir.

Neden blog ve blogcu şekilde ingilizce ifadeler kullanıyorum?
Blog yazmaya başladığım ilk dönemlerde yazılarımda blog yerine e-günlük ifadesini kullanmaya özen gösterdim. Türkçe konusunda mümkün olduğu kadar hassas davranmaya çalışıyordum. Zamanla blog ve blogculuk kelimelerinin e-günlük, sanal ortam günlüğü, internet güncesi gibi kelimelerle ifade edilmelerinin imkânsız olduğunu farketim. Web ve log kelimelerinden oluşmuş blog kelimesi, aslında İngilizce içinde yeni bir kelime.

Blog kelimesini olduğu gibi kullanırken blogger yerine blogcu, blogosfer yerine blog dünyası, blogum yerine bloğum demeye de özen gösteriyorum. Blog yazarı yerine blogcuyu tercih ediyorum. Çünkü yukarıda anlattıkların blogculuğun sadece yazmaktan ibaret olmadığını gösteriyor.

Sonuç
Blog açmak çok basit bir iş olsada blog yazmak, blog yazılarınızı takip edilebilir hale getirmek ve yazılarınıza yorum almak hiç de kolay değildir.

Hele blogcu olmak çok daha zor bir iştir. Bilmek, takip etmek, yazabilmek, yorumları cevaplayabilmek ve bu süreçte itibar kazanmak zor ama keyifli bir süreçtir.

Belkide en güzeli, bu süreçte yüz yüze gelmediğiniz, sesini duymadığınız kişilerle 40 yıldır tanışıyormuş gibi sadece yazışmalarla yeni arkadaşlıklar başlatmak..Kendiniz gibi düşünen, sizinle aynı fikirleri paylaşan kişilerle tanışıyor olmak.

Tanımlamalarımda eksikler olabilir.  Bu tanımlamalara katılmayanlarda olacaktır.

Yorumlarınızla katkıda bulunursanız memnun olurum.

Konuyla ilgili yazımı hazırlarken okuduğum blog yazıları;

http://selimtuncer.blogspot.com/2006/12/u-blog-szn-bir-tatlya-balasak-m.html

http://blog.wolkanca.com/beyaz-blogcu-ve-siyah-blogcu/

http://netgunlugu.blogspot.com/2007/06/gnlk-deil-blog.html

http://www.turkerkeskinpala.net/okyanusotesi/2007/07/08/turk-blog-dunyasi-sekilleniyor/

AddThis Social Bookmark Button

HSBC’den kurum içi blog

Bu Pazar Hürriyet gazetesinin IK ekinde bu haberi okudum.

Haberde HSBC’nin kurum içi bir blog açtığı ve 3000′e yakın çalışanın bloğu aktif olarak kullandığı belirtiliyor.

Haberde HSBC’nin ajansı MagiClick’in Genel Müdürü Murat Kalaora’ya da yer verilmesi memnuniyet verici.

Kurulduğu günden beri başarılı internet projeleri hazırlayan MagiClick yine başarılı bir işe imza atmış.

Haberin başındaki cümlede dikkatimi çeken iki konu var. İlk önce haberin giriş cümlesine bakalım;

“HSBC, bankalarda görmeye alışık olmadığımız bir şey yaptı: Kurum içi blog açtı. Blogu, açıldığı 10 Mayıs’tan bu yana bankanın 5100 çalışanının 3000’i aktif olarak kullanıyor. Kurumsal İletişim departmanının himayesinde oluşturulan blogda yazıların denetlenmesi söz konusu değil. Peki bu bir risk değil mi? Blog, açıldığı ilk günlerde bu sınavı geçti.

1- Blogu yerine Bloğu denilmesi gerekiyordu. ( Bu konuyla ilgili Selim Abi’nin bu yazısını okuyabilirsiniz )

2- Sadece kurum içine açık, yazıların ve yorumların kimler tarafından yazıldığı takip edilen bir blog’da nasıl bir risk olabilir ki?

HSBC ve MagiClick’i bu başarılı uygulamadan dolayı ( bloğu görme fırsatımız olmadı ama yapılmış olması bile başarılı bulmaya değer ) tebrik ediyorum.

AddThis Social Bookmark Button



interaktif gündem

interaktif pazarlama
Facebook'daki interaktif pazarlama gurubumuza katılmak için tıklayınız!