'Internet ve Pr' kategori arşivi

Blogculara basın bülteni gönderen var mı diye sormuştum…

Bu soruyu sorduğum yazımı birkaç ay önce yazmıştım. O dönemlerde MMD Türkiye’nin bazı çalışanları ile mesajlaşma fırsatım oldu. Daha sonra yeri geldikçe kendilerinden bana da basın bültenleri gelmeye başladı.
Bugüne kadar basın bültenleri tam olarak bloğumla ilgili olmadığı için yazılarıma taşıyamadım.
Örneğin iki gün önce;
Lenovo, 5 yıl aradan sonra, birlikte çalıştığı AT&T Williams Formula takımıyla birlikte, PC pazarında yeni ve güçlü bir ürünü olan, en son ThinkStation markasının lansmanını yaptı.

şeklinde bir basın bülteni daha bana ulaştı.

MMD Türkiye yetkililerine çok teşekkür ediyorum.

Tabiki bir PR ajansının tüm blogları tek tek bulup her birine basın bülteni göndermesi beklenilemez.
Ancak kategorisinde dikkat çeken bazı blogculara basın bülteni göndermenin gerekli olduğunu düşünüyorum.

Bu arada Google Türkiye’nin PR ajansıda MMD.
Google’ın basın bültenleri kurumsalhaberler.com’da yayınlandığında bloğuma taşıyorum.

İnteraktif pazarlama ve internet konulu tüm basın bültenlerinizi bana gönderebilirsiniz.

Bloğumda bazen haber bazende kendi yorumlarımı kattığım yazı olarak değerlendirmekten memnuniyet duyacağım.

AddThis Social Bookmark Button

Lc Waikiki e-posta krizini internette yönetiyor!

071101_lcwaikiki.png

Bugün Referans gazetesinde okuduğum bu haberle Lc Waikiki ile ilgili internette dolaşan asılsız iddialarından haberdar oldum.

Asılsız iddianın detayına girmeyeceğim. Konu kısaca şu. e-posta yoluyla Lc Waikiki markası ile ilgili bir iddia yayılıyor.

Kriz internet ortamında olduğu için Lc Waikiki hiç gecikmeden cevabını MSN’de reklam ile veriyor.
Başka mecra kullanıldımı bilemiyorum. Ancak bana Dataprofil’in Superteklif sisteminden de benzer mesaj geldi.
Reklama tıkladığınızda şirketin web sitesindeki bu duyuruyu okuyabiliyorsunuz.
Ayrıca ilgili duyuruya şirketin web sitesindeki basın odasından da ulaşabiliyorsunuz.

Lc Waikiki internet ve pazarlamayı doğru ve etkili bir şekilde kullanabiliyor mu? sorusunun cevabı tamamen başka bir konu. Ve bu soruya doğru cevap verebilecek bir inceleme yapmış değilim.

Ancak Lc Waikiki’yi bu krize anında müdahele ettiği ve cevabını internette verdiği için tebrik ediyorum.

AddThis Social Bookmark Button

Şirket bloğu nedir?

Biraz önce arkadaşım Alper Akcan’ın bloğunda bir yazı okudum.
Alper’in yazısı bir kurumsal derginin son sayısında şirket blogları ile ilgili çıkan yazı ile ilgili idi.

İlgili kurumsal dergi internet üzerinden de içeriğini yayınlıyor.
Derginin şirket bloglarını konu yapması, içeriğin internet ortamında yayınlanması gibi bir çok takdir edilecek çalışma var.

Ancak benim dikkatimi çeken yazı içerisinde şirket bloglarına verilen örnekler.

Yazıdaki hiç bir örnek şirket bloğu örneği niteliği taşımıyor.
Zaten ülkemizde medyanın ilgisini çekecek büyüklükte şirketlere ait bloglar yok.

Bloglar pazaralama dünyası için yeni bir kavram.
Haliyle şirket bloğu, kişisel blog gibi kavramlar da kafa karışıklığı yaratıyor.

Şirket bloğu için bir tanım yapmak yerine özelliklerini maddeler halinde sıralamak istiyorum;

1- Yazarlar şirketin çalışanları olacak.
2- Yazıların ağırlığı şirket’in kendisi ve ürün/hizmetleriyle ilgili olacak.
3- Yazıların içeriği bir metin yazarı veya ajans tarafında düzenlenmeyecek. Yazarın yazısı olduğu gibi yayınlanacak.
3- Okuyucular yorum yazabilecek.
4- Yorumlar denetlendikten sonra yayına alınacak. Hakaret ve iftira olmadığı sürece eleştirilere müsade edilecek.
5- Yorumlara cevap yazılacak.
6- Bağlantı ( Link ) paylaşımı, güncel olma, en çok yorum alanlar, en çok okunanlar, arşivler gibi klasik blog yapısına sadık bir görünüm sunulacak.

Altıncı madde tartışmaya açık olsa dahi, diğer maddeler gerçek bir şirket bloğu için değişmez maddeler.

Burada görünen en büyük zorluk yorumlarda.

Yorumları denetlemek, eleşirileri yayınlayabilmek ve cevap verebilmek.

Yorumların bizzat yazar tarafından denetlenmesi ve cevaplanması en doğru çözüm.

Ancak bu noktada sorun başlıyor. Zira olumsuz eleştirilere verilecek cevabın şirket yönetiminin görüşleriyle ne kadar uyuşacağı soru işareti.

Sizin anlayacağınız Türkiyede açılacak şirket bloglarının yumuşak karınları yorumlar.

Her türlü eleştiriye açık olacak, blog yazarının kendi bildiği şekilde eleştirilere cevap vermesine müsade edecek bir şirket ülkemizde var mı?

Bence yok…

Olmaması da gayet doğal.

Bırakın blogları internet ve şirketlerin kendi web siteleri bile şirketler tarafından henüz önemli bir güç olarak kabul edilmiyor.

Aslında bu durum dünyada da çok ta farklı değil.

Wordpress’in bir aydır kapalı kaldığı bir ülkede, bu şekilde düşünen şirket yöneticilerini ne kadar fazla suçlayabiliriz?

Onuda siz düşünün.

Şimdilik blog tadında, internet kullanıcıları ile daha samimi bir temas kurmak isteyen şirketleri yermek yerine övmek de fayda var.

Tabi gerçek bir bloğun ne olduğunu unutmamak kaydıyla…

AddThis Social Bookmark Button

Alogaranti’nin ana menüsü işe yarıyor mu?

Garanti Bankası’nın 444 0 333 no’lu telefon bankacılığı şubesinden yapmak istediğim işlem;
Değişen kredi kartımda soyadım yanlış yazıldığı için kurye tarafından getirilen ancak benim teslim almadığım yeni kredi kartının üstündeki Soyadımı düzeltmek.

Telefondaki menüleri okuyan otomatik sistem “Kredi Kartı İşlemleri için 3′e basınız” diyor. Burada alternatif alt menuler var. Her biri kart numaramı istediği için hangisine numarasız ulaşırım diye telefonu 5 defa kapatıp tekrar aramak suretiyle şansımı deniyorum.

Sonuca ulaşamayınca sinirlenip 444 0 338′den Garanti Bankası haklı müşteri hattını arıyorum.
Alo Garantide uygun menü bulamadığımı, biliyorsa telefondaki kişinin söylemesini sitiyorum.

Oda bana aynen şunu diyor “5 numaralı Internet şubesi destek hattı ve diğer işlemler seçeneğinden sonra 4′e basın”

Bende telefonu kapatıp tekrar Alogarantiyi arıyorum.
5 numaralı menüde diğer ifadesi geçmiyor. “Internet şubesi destek hattı ve parakart işlemleri için 5′e basın” diyor.
5′e basınca diğer işlemler için 4′e basıyorum. Ve müşteri temsilcisiyle karşılaşıyorum.
Yani kart numaram veya telefon şifrem yoksa yapmam gereken 5′e daha sonra 4′ü tuşlamam.
Ancak 5numaralı menüden bunu anlamam imkânsız.

Bu kadar zahmetten sonra soyadı hatasını ancak şubeyi aramak suretiyle değiştirebileceğimi anlıyorum.

Sonuç.

Alo Garanti Şubesinin 5 numaralı menüsünde “diğer işlemler” ifadesi olmalı.

İnsan şunu düşünüyor. Alogaranti gibi işlek bir sistemin ana menüsü nasıl olurda bu kadar hatalı hazırlanır.
Şuda bir ihitmal tabi. Kart numarası, telefon şubesi olmadan işlem yapmayı ne kadar zor yaparsak insanlar okadar çok bu numaraları öğrenir.

Eee peki benim durumumda olan  ne yapacak?

30 dk uğraş canım sende. Ne olacak ki???

AddThis Social Bookmark Button

kurumsalhaberler.com yenilendi!

Nihayet kurumsalhaberler.com’un yenilenmiş hali yayına girdi.
Geçtiğimiz haftalarda bazı eksiklerle açtığımız yeni kurumsalhaberler.com’da içerik ve yapı olarak bir çok yenilik var.

Kuruluşlara basın bülteni yayınlama, arşivleme ve dağıtma hizmeti vermek kurumsalhaberler.com’un temel işlevi.

Sitemizi ağırlıklı iş dünyası takip ediyor. Gelen talepler doğrultusunda iş dünyasını ilgilendiren ajanda, kitap, kısa sohbetler gibi yeni bölümler ekledik.

Sitede içerik olarak en büyük yenilik ajans rehberi.
Bu bölümde PR ajanslarını tanıtıyoruz.
Ayrıca bir basın bülteni ajans tarafından yazıldıysa, ilgili basın bülteninin altında ajans’ın ismi ve tanıtım sayfasına bağlantı yer alıyor. Bu örnekte olduğu gibi.

Bu hizmeti ajanslar’a ücretsiz sunuyoruz.

Benim bakış açımla yaptığımız en önemli yenilik Google dostu bir yapıya bürünmemiz.
Henüz hazır olamayan ancak çok yakında devreye girecek son özellikle birlikte tam bir Google dostu site olarak yayına devam edeceğiz.

kurumsalhaberler.com ile ilgili görüş ve eleştirilerinizi yazarsanız sevinirim.

AddThis Social Bookmark Button

Bir e-posta milyonlarca insana ulaştı. Peki Danone ne yaptı?

Geçtiğimiz Pazar sabahı kahvaltımı yaparken gazetelere göz gezdirmeye başladım. Danone’nin tam sayfa ilanı hemen dikkatimi çekti. “Kamuoyuna duyurulur” başlığı ile yayınlanan ilanın ilk paragrafı aynen şu şekilde;

Danone olarak internet yoluyla çirkin bir saldırıya uğradık. Tamamen asılsız iddialar içeren bir e-posta, milyonlarca insana ulaştı. Özenle ürettiğimiz ürünlerimizin toplum sağlığını olumsuz yönde etkilediği iddia edildi..

Danone’nin de belirttiği üzere “bir e-posta milyonlarca insana ulaştı“.
Gönderilen mesajın doğru olup olmadığı bizim konumuz değil. 

Konumuz, daha doğrusu sorumuz şu; 

Danone internette milyonlarca kişiye ulaşan bu e-posta için ne gibi bir önlem aldı?
Benim takip ettiğim kadarıyla hiç bir önlem almadı.
İnternette başlarına gelen bu kriz’i yönetmek için internette hiç bir şey yapmadı.

Bırakın kriz’i yönetmek, danone.com.tr web sitesinde bir duyuru bile yapılmadı.
Konuyla ilgili açıklama getirebilecek basın bültenleri danone.com.tr web sitesinde yayınlamadı.

Sabah, Hürriyet gibi gazetelere tam sayfa ilan veren Danone, kendi web sitesinde bu ilanın bir metnini yayınlamayı bile düşünmemiş. İnternet kullanıcılarının okuduğu e-postalara cevabı internet yoluyla değil, gazete yoluyla vermeyi tercih etmiş. Şu an gördüğüm kadarıyla ilanın bir benzerini, internette banner reklamı ile yayınlamamış.

Özetlersek; Kriz internet ortamında oluşmuş. Ancak çözüm internet dışında aranmış.

Danone ne yapmalı?

Bu soruyu şu şekilde değiştirmekte fayda var.
Büyük markalar ne yapmalı? Zira benzer sorunlar hemen hemen her şirketin başına geliyor.

Şirketler için çözüm aslında çok basit. Yani formüller çok ta sihirli değil;

Web sitesi değil web stratejisi oluşturmak için yola çıkmalı.
Müşteriyle temas halinde olan, müşteri odaklı tüm ekipler internet konusunda eğitilmeli.
Şirketlerde bir internet kültürü oluşturulmalı.
Blog nedir anlamalı. Hatta kurumsal bir blog oluşturmalı.
Yıllık gazete ilanı bütçesinin hiç değilse %10′unu internete ayırmalı.
Bir interaktif ajansla çalışırken, o ajansın bilgi birikimine inanmalı. O birikimden faydalanmalı.
Her sorunun reklam yapılarak çözülemeyeceği anlaşılmalı.

Ne demiştik…

İnternette kral çıplak diyecek yüzbinlerce ziyaretçi var!

AddThis Social Bookmark Button

İhtiyacımız yok!

Kurumsalhaberler.com’un yönetici ortağı olduğum Netpoint Interactive’in bir projesi olduğunu daha önce bahsetmişimdir sanırım. Projeyi ortağım ( eşim ) Aslı yönetiyor. Haftalık toplantılarımızda bende satış ile gelişmeler hakkında bilgi ediniyorum.

Satış, yeni üye anlamına geliyor. Üye olmak istemeyenelerin genelinin gerekçeleri ise şu;
“İhtiyacımız yok” 

Bir kuruluşun kendisi ile ilgili bir haberi kontrollü ve doğru bir şekilde topluma duyurma ihtiyacı nasıl olmaz bunu anlamak mümkün değil. Bu sebeple “ihtiyacımız yok” ifadesinin aslında “internet yoluyla basın bülteni duyurmayı umursamıyoruz” anlamına geldiğini anlıyoruz.

Kurumsalhaberler.com’a üye olmak ihtiyacı hissetmeyen şirketlerin web sitelerine baktığınızda, bu şirketlerin kendi web sitelerinde bile basın merkezi, basın odası, haberler gibi bölümlerini çok kötü kullandıklarını görüyoruz.

Basın bülteni yayınlamayanlar, yayınladıkları habere tarih atmayanlar, yükse çözünürlükte görsel ve logo yayınlamayanlar.. Ne ararsanız var!

Yabancı ülkelere gıbta ile bakmakta, “Bak elin Amerikalısı neler yapmış” demekte üstümüze yok.

ABD’de PR ajansları “Bloggerlara göre basın bülteni nasıl yazılır” öğütleri verirken, bizim ülkemizdeki şirketlerin bırakın blogger’ı, web sitesinde basın mensubuna hitap edebilecek bir bölüm hazırlamaktan aciz olmalarının açıklaması ne olabilir ki?

Evet cevap yine aynı! Umursamamaları.

Türkiyede şirketler internet’i umursamıyor. 16 milyon kullanıcının olduğu bu ortamı anlamaya çalışmıyor.

Bu arada yanlış anlaşılmasın. Bahsettiğim şirketlerin çoğuda yabancı.
Dünyada ve ülkelerinde bu şekilde davranmıyorlar. İnternet kullanıcılarını el üstünde tutuyorlar.

Örnek sorarsanız hemen verebilirim. Ama maksadım tek bir şirketi hedef almak değil.

Lüks bir otomobil markasının Türkiye web sitesinin basın odası ile Almanyadaki, ABD’deki web sitesinin basın odasına baktığınızda ne dediğimi çok iyi anlayacaksınız.

Veya çok bildiğiniz bir Fransız gıda markasına. Veya çok ünlü bir İtalyan giyim markasına.

Veya…Veya..Veya…

AddThis Social Bookmark Button

Bloggerlara basın bülteni gönderen PR ajansı var mı?

PR ajanslarının çok önemli görevlerinden bir tanesi müşterilerinin basın bültenlerini hazırlamak ve ilgili basın mensuplarına göndermektir.

Basın mensuplarına basın bülteni göndermemin amacı, kurum/şirket ilgili haberi kaynağından duyurmak ve topluluğa hitap eden yayınlarda yer almasını sağlamaktır.

Internetin gelişimi ile birlikte Türkçe içerikli, irili ufaklı onlarca portal ortaya çıktı. Son iki sene içerisinde çok ciddi sayıda takipçileri olan bloggerlar oluştu.

Yani basın mensupları kadar internet yayıncıları ve blog yazarlarıda belirli topluluklara hitap etmeye başladılar. Özellikle bloggerlar ile takipçileri arasında samimi ve sıkı bağlar oluştu.

Yazımın başlığında sorduğum sorunun cevabı ise maalesef  “Hayır”. Bana hiç gönderilmedi. Tanıdığım birçok blogger’a basın bülteni gönderen PR ajansı ben henüz duymadım.

PR ajansları basın yayın organlarında müşterilerinin haberlerini yayınlatmak için çok yoğun çabalar sarfederken ( bazıları birkaç basın mensubuna sadece e-posta göndererek bir sonuç elde etmeye çalışıyor ), bloggerlar gibi viral etki yaratma gücü çok yüksek olan fırsatları değerlendirmiyorlar.

PR ajansı, müşterisinin haberini duyurma fırsatı olan bloggerları neden kullanmak istemesin ki?

Birçok PR ajansının kendi web sitesi yok. Birçoğu müşterilerini, basın bültenlerinin kurumsal web sitelerinde yayınlamaları konusunda uyarmıyor. Genel olarak PR’cıların internet’i kendi işleri lehine kullanmak için yaptıkları tek şey e-posta gönderiyor olmak.

Bu gerçekten yola çıktığımızda sorunun iki cevabı olabilir. Blog nedir bilmiyorlar veya bir bloggerın ilgili basın bültenini yazısında değerlendirmesinin önemli olduğunu düşünmüyorlar.
PR ajansları ne yapmalı?
Gelişmiş batılı ülkelerde, PR ajansları basın bültenlerini hazırlarken blogları da esas alıyorlar. Bültenlerini bloggerlara mutlaka gönderiyorlar.

Türkiyede PR ajanslarına tavsiyem müşterilerinin ürün ve hizmetleriyle örtüşen Blog yazarlarını tespit etmeleri. ( Birçok blogger kendi web sitesinde e-posta adresini yayınlıyor. Bir günlük bir çalışma isehedef kitlenize uygun içerikler yazan bloggerları tespit etmek mümkün. )

Onlara basın bültenleri göndermeleri. Basın toplantılarına davet etmeleri. Deneme amaçlı ürün göndermeleri. Kısacası bloggerlara bir basın mensubu gibi yaklaşmaları.

En önemlisi tavsiyem ise samimiyetten uzaklaşmamaları. Aksi takdirde çabaları ters tepecektir.

AddThis Social Bookmark Button



interaktif gündem

interaktif pazarlama
Facebook'daki interaktif pazarlama gurubumuza katılmak için tıklayınız!