E-ticaret sitelerinin markalaşma ihtiyacı var mı?

2007 yılında başlayan “İnternette bizde iş yapalım” hareketi 2008 yılında da devam ediyor. Ülkemizin içinde bulunduğu ekonomik daralma, nitelikli işsiz sayısındaki artış, her geçen gün kepenk kapatan esnaf…
Tablo bu şekilde olunca Türk girişimcisi internet’e iyici kafa yormaya başladı.
Başladı da… Da’sı var..

Özellikle e-ticaret konusunda her gün yeni bir web sitesiyle karşılaşıyorum.
“Bunda ne sorun var?” diye sorduğunuzu duyar gibiyim. Sormadıysanızda ben sizin yerinize sormuş olayım.

Sorun şurada. Benim incelediğim bir çok e-ticaret sitesi Kurumsal Kimlik oluşturma ve markalaşma adına henüz hiç bir adım atmamış durumda. Bir çoğu hazır e-ticaret yazılımlarıyla yola çıkmış. Bir şekilde ürün tedariği konusunda bağlantılarını yapmış. Siteyi açmış.
Ancak Marka yatırımı bir çoğunda sıfıra yakın.

Site logolarının çoğu başarısız. Tasarımların bir çoğunda karışıklık hakim. Sitede kampanya yapılırken kullanılan görseller ve metinler tüketiciye doğru mesaj veremez durumda. Kısacası bir çok sitede Kurumsal bir marka imajı oluşturulamamış.

Bu durum siteye ilk defa gelen bir internet kullanıcısını kazanmak adına büyük bir sorun yaşatacaktır.
Özellikle tio.com.tr’den sonra ( cimri.com’da bu pazarı geliştirecek ) internet üzerinden satış yapmak için daha doğru adımlar atılması gerekiyor. 2000′li yıllarda yola çıkıp başarılı olan e-ticaret sitelerinin geçirdiği süreçleri geçirerek başarılı olmak neredeyse imkansız. Artık çok daha farklı adımlar atılmalı, markalaşmayı başaran şirketlerin her zaman daha güçlü olduğu gerçeği internet ortamında da unutlmamalı.

e-ticaret sitesi kuracaklara ve kurmuş olup bahsettiğim sorunları yaşayanlara bir kaç tavsiye;

  1. Logo tasarımının önemini hafife almayın. Logo tasarımı için bir ajans veya konusunda uzman bir freelance tasarımcıdan destek alın.
  2. Sitenin yapımında hazır bir e-ticaret paketi kullanılmış olsa dahi, tasarım içerisinde yer alan görseller ve bannerlar konusunda digital hizmetler sunan bir ajanstan veya bir freelance tasarımcıdan destek alın.
  3. Site içerisinde kullanılan metinlerde Türkçe’yi doğru kullanmaya dikkat edin. Mümkünse bir ajanstan veya freelance metin yazarından destek alın. 
  4. Reklam ve tanıtım için bütçe ayırın. Google gibi kelime bazlı reklam modelleri kullanın.
  5. Kendi kategorilerinde başarılı blog yazarları ile alternatif tanıtım yöntemleri için görüşün. Gözünüzü hurriyet.com gibi yüksek trafikli ancak düşük bütçeli reklamlarla geri dönüş potansiyeli olmayan kanallara dikmeyin.
  6. Siteniz ve kampanyalarınız ile ilgili duyuruları yaparken basın bülteni kullanın. Kurallarına uygun olarak hazırlayacağınız basın bültenlerini ilgili basın mensuplarına, blog yazarlarına ve haber ajanslarına gönderin. Mümkünse basın bülteni hazırlanması konusunda bütçenize uygun bir PR ajansından destek alın.
  7. Göndereceğiniz ilk basın bülteninden sonra haberlerinizin her yerde çıkmasını beklemeyin. Markanızın ( sitenizin ) tanınması için zamana ihtiyaç olduğunu unutmayın.
  8. Internet’in iş yapış sürecini değiştirmiş olduğu gerçeğinin, markalaşmanın değerinin kalmadığı anlamına gelmediğini unutmayın.

Markalaşma sürecinin bu kadar basite indirilebileceğini düşünmek çok büyük bir hata olacaktır. Ancak özellikle küçük girişimcilerin sınırlı bütçelerle yola çıktığını düşündüğümüzde, bazı temel kuralları unutmamalarında fayda var.

3 Responses to “E-ticaret sitelerinin markalaşma ihtiyacı var mı?”


  1. 1 Cafer

    Gayet güzel bir yazı.

    Markalaşma sürecine girmeye çalışan bir E-ticaret sitesine danışmanlık verdim. Önerileriniz ne kadar yerinde olsa da, bunları uygulamaya koymak o kadar kolay değil, zaman maddiyat iş gücü.

    E-ticarete sekyörüne atılan kişileri / firmaları, biraz da olsa bu işin mayasından anlayanların çıkmasını beklemekle hata yapmayın, gerçekten E-ticaretin temel taşlarıyla ilgili önerilerinize garip bakılabiliyor.

    Bu arada, sektörün geliştirilmesinde, Serbest (freelance demenize üzüldüm) çalışan kişilerden de yardım almalarını önermenizi yerinde ve olumlu görüyorum.

  2. 2 mbuyurgan

    Freelance yerine serbest çalışan ifadesini kullanmamın Türkçemiz adına daha doğru olacağını hatırlattığın için teşekkürler.

  1. 1 Neler olmuş blog dünyasında? | Reklamania
Comments are currently closed.