
Brian Solis ve Jesse Thomas tarafından hazırlanan “The Conversation Prism” Sosyal Medya ile ilgili çok güzel bir grafik çalışması. Farklı boyutta görsellere http://theconversationprism.com/ web sitesinden ulaşabilirsiniz.

Brian Solis ve Jesse Thomas tarafından hazırlanan “The Conversation Prism” Sosyal Medya ile ilgili çok güzel bir grafik çalışması. Farklı boyutta görsellere http://theconversationprism.com/ web sitesinden ulaşabilirsiniz.
Hiçbir ücret ödemeden sahip olunan www.twitter.com/isminiz şeklinde bir web adresi, günün herhangi bir anında nerede olduklarını ve ne yaptıklarını cep telefonlarından attıkları SMS ile veya internete bağlı bir bilgisayardan gönderdikleri mesajlar ile dünyaya yayan Twitter kullanıcıları…Bu insanlar sizce ne yapıyor?
Daha önceki yazılarımda web 2.0, mikro blog, kullanıcı tarafından üretilen içerik ve sosyal medya kavramalarına değinmiş, internet kullanıcılarının web 2.0 süreciyle birlikte ne gibi fırsatlar elde ettiğini sizlere anlatmıştım.
Bireylerin kendilerini ifade etme ve kendileri gibi düşünen insanlar ile internet ortamında vakit geçirme fırsatını elde etmesi, sadece internet için değil hayatımız içinde oldukça büyük bir değişimin habercisi. Twitter da bu değişimin günümüzdeki temsilcilerinden olan en popüler mikro blog sitesi.
Twitter’ı, internet kullanıcılarında nasıl bir etki yarattığını ve Twitter’ı nasıl kullanabileceğinizi anlatmadan önce yukarıda belirttiğim kavramları tekrar anımsayalım;
İnternet içeriklerinin sadece “İçerik üreten kuruluşlar” tarafından oluşturulduğu dönemden “Bireylerin içerik ürettiği ve paylaştığı” döneme geçişi web 2.0 olarak tanımlamak mümkün. Milliyet örneğinden yola çıktığımızda Web 1.0 sürecinde Milliyet’in web sitesinde haber okuyabiliyorduk. Şimdi ise hem haber okuyor hem de yorum yazıyoruz. Okuduğumuz haberi Facebook gibi farklı sosyal medya sitelerinde paylaşabiliyoruz. Haberlere etiket ekleyebiliyoruz. Kendimiz bir şeyler yazmak istiyorsak Milliyet’te bir blog açıyoruz. Sadece okuma sürecinden, paylaşma ve içerik üretme sürecine geçiş, Web 2.0’ın temellerini oluşturuyor. Bireylerin Facebook, Twitter, Friendfeed gibi sitelerde ve kendi bloglarında paylaştıkları içerikler ve bu içeriklere gelen yorumlar Sosyal Medya’yı oluşturuyor.
Web 2.0 sürecinde ortaya çıkan ve Web 2.0 sitelerinin bir çoğu gibi kısa sürede hızlı yol kat eden sitelerden biri de Twitter. Twitter’ın size temel vaadi SMS veya internet üzerinden 140 karakterle sınırlı içerikleri www.twitter.com/isminiz şeklinde kendinize ait sayfada yayınlamanız ve isteyen herkesin sayfanıza üye olarak içeriklerinizi takip etmesi. Yani mikro bir bloğa sahip olmanız.
Twitter web sitesine girdiğinizde sitenin amacının “What are you doing?” yani “Ne yapıyorsun?” sorusuna cevap vermeniz olduğunu görüyorsunuz. Bu sayede arkadaşlarınız, çalışanlarınız, iş ortaklarınız ve sizi takip etmek isteyen herkesin sizin ne yaptığınızdan haberdar olmasını sağlıyorsunuz.
Kendi sayfanızda yayınlayacağınız içeriklerin yanı sıra “@isim” şeklinde başka bir kişiye cevaben veya onun girdiği bir içeriğe istinaden yazılar girmeniz mümkün. Bu sayede tek taraflı içerik sunumu yerine birden fazla kişinin katıldığı görüşme ve tartışmalar yapmak mümkün.
2009 yılının başlarında ABD’nin en popüler showları arasında yer alan “The Oprah Show” da Twitter’dan bahsedilmesi daha sonradan “The Oprah Effect – Oprah etkisi” diye tanımlanan ve Twitter web sitesindeki ziyaretçi trafiğini bir ay içerisinde neredeyse üç katına çıkaran bir gelişme yaşandı. Bu gelişmeyle birlikte Twitter sadece belirli bir internet kullanıcı kitlesine değil, özellikle ABD toplumunun önemli bir kısmının gündemine girmiş durumda.
2009 yılının Haziran ayında yaşadığımız gelişme ise Twitter’ın Time dergisine kapak konusu olarak yansıması oldu. (http://bit.ly/timetwitterkapak ) Steven Johnson (http://twitter.com/stevenbjohnson ) imzasıyla yazılan yazı haber, fikir, arama, reklamcılık, son tüketici ve inovasyon gibi kavramların nasıl değişime uğradığını anlatıyor.
Twitter birçok internet kullanıcısının yaşam şeklini değiştirmeye başladı bile. Bazılarımızın hayatına çoktan yansımış bu değişimin yakın zaman içerisinde daha büyük kitlelere yansıması kaçınılmaz . Bu değişim size de yansıyacak mı? Twitter’da bireysel ve kurumsal fırsatlar neler? Bu soruların cevabını öğrenmenin en doğru yolu ise hemen www.twitter.com’da bir hesap oluşturmak ve aktif bir kullanıcı haline gelmekten geçiyor.
PR 2.0 ve sosyal medya konusunda zaman zaman fikrimi almak isteyen e-posta mesajları alıyorum. Biraz önce aldığım bir mesaja e-posta ile cevap vermek yerine, önerilerimi bloğumda paylaşarak daha fazla kişiye ulaştırmak istedim.
Web 2.0 süreciyle hayatımıza giren “Sosyal Medya” kavramının daha iyi anlanabilmesi ve iş hayatından doğru kullanabilmesi için bir kaç tavsiye;
Geleneksel PR’ın hedef kitleye mesajını ulaştırmak için geleneksel medyaya ihtiyaç duyduğunu ancak PR 2.0′ın hedef kitlelere doğrudan ulaştığını unutmayın.

Sosyal Medya'da Kişisel Konumlandırma
Sosyal medya’da dikkat çekebilecek içerikler ile var olmanız hem çalıştığınız kuruluş hem de kişisel bilinirliğiniz için çok büyük avantaj sağlayabiliyor. Sosyal Medya’da kişisel olarak atacağınız her doğru adım profesyonel iş yaşamınızda size fırsatlar sunacak.
Web 2.0 süreciyle birlikte internette bireysel olarak oluşturulan içerik her geçen gün artıyor. Milyonlarca internet kullanıcısı için kim olduğunuz değil onlara nasıl bir içerik sunduğunuz önemli. İster kendiniz hazırlayın isterse başkaları tarafından hazırlanan bir içeriği paylaşın, insanlara faydalı içerikler sunduğunuz sürece dikkat çekmeniz, yüz binlerce blog yazarı arasında isminizi bilinir hale getirmeniz mümkün.
Sosyal ağlar, bloglar, forumlar gibi binlerce farklı sitede oluşan diyaloglar Sosyal Medya’yı oluşturuyor. Sosyal medya’da dikkat çekebilecek içerikler ile var olmanız hem çalıştığınız kuruluş hem de kişisel bilinirliğiniz için çok büyük avantaj sağlayabiliyor.
Bireyselleşmenin her geçen gün önem kazandığı internette kişisel olarak atacağınız her doğru adım profesyonel iş yaşamınızda size fırsatlar sunacak.
Sosyal medya’da kişisel konumlandırma yapmanın 10 altın kuralı:
* Bu yazı 06.04.2009 tarihindeMilliyet Kobi’deyayınlanmıştır.

Yarın ( 11 Mart 2009 ) IMI Conferences’in düzenleyeceği “Social Networking For Marketers” semineri gerçekleşecek. Seminer konuşmacısı Jason Alba olacak.
Seminerde benim yöneteceğim bir panel gerçekleştireceğiz.
Sosyal Medya konusunda bu panelde konuşabilecek bir çok değerli arkadaşım var.
Nuri Çankaya, Murat Kahraman ve Burak Büyükdemir bu panelimizde konuğum olacak.
Kendilerine katılımlarından dolayı teşekkür ediyorum.
Önümüzdeki günlerde panelde neler konuştuk, markaların sosyal medyaya bakışı ne? sorularının cevabını sizlerle paylaşacağım.

Friendfeed Diyalogları
Bir önceki yazımızda Web 2.0 süreciyle oluşan kullanımı kolay, ücretsiz ve yazılım teknolojileri açısından gelişmiş internet sitelerinin ortaya çıktığını, bu internet sitelerinde kullanıcılar tarafından oluşturulan içeriğin sosyal medya olarak adlandırdığımız, insanların birbirlerini bilgilendirdiği, yönlendirdiği ve etkilediği önemli bir olguyu ortaya çıkardığını anlatmıştık.
Şirketinizin internette pazarlama ve halkla ilişkiler çalışmaları için kağıt üzerinde teorik planlar yapmak yerine, hiç vakit kaybetmeden pratiğe geçmeniz gerekiyor. Sosyal medyayı oluşturan içerikler internette kolayca erişebileceğiniz ve takip edebileceğiniz şekilde bulunuyor.
İşte size takip edebileceğiniz sosyal medya platformları:
Facebook – www.facebook.com
Ülkemizde en fazla bilinen ve kullanılan internet sitelerinin başında yer alan Facebook ilk bakışta bireysel ihtiyaçlara cevap veriyor gibi görünmekle birlikte, grup oluşturabilme, etkinlik duyurma, fotoğraf ve video paylaşma gibi kendi işinize uyarlayabileceğiniz birçok olanak sunuyor. Halen Facebook’da 500’ün üzerinde pazarlama konulu grup yer alıyor.
Xing – www.xing.com
Geçtiğimiz yıl Türkiye’nin en büyük iş network platformu Çember.net’i satın alarak Türkiye pazarına giren Xing, iş bağlantıları kurmanız, sizinle aynı sektörde çalışan kişilerle tanışmanız, iş dünyasındaki etkinlikleri takip etmeniz için birçok ücretsiz servis sunuyor. Xing’de yer alan bilişim/internet başlıklı grupta 27 binin üzerinde yazı yer alıyor. www.linkedin.com adresinde yer alan Linkedin de önemli bir alternatif.
Twitter – www.twitter.com
En popüler mikro blog servislerinden olan Twitter’da takip edebileceğiniz binlerce farklı blog yazarı bulunuyor. 140 karakteri geçmeyen yazılar sayesinde ilgilendiğiniz konu hakkında gelişmelere, fikirlere ve yorumlara hızlı bir şekilde ulaşabiliyorsunuz. ABD başkanı Barack Obama seçim kampanyası boyunca Twitter’ı da kullandı. 264 adet içerik yazdı. 230 bin kişi Obama’yı http://twitter.com/BarackObama adresinden takip etti.
Flickr – www.flickr.com
En popüler fotoğraf paylaşım sitelerinden olan Flickr’ı kişisel olarak kullanabildiğiniz gibi şirketiniz için de kullanabiliyorsunuz. Ürünlerinizin ve yöneticilerinizin de fotoğraflarını yayınlayabildiğiniz ücretsiz bir platform olan Flickr’da belirli konular hakkında gruplar oluşturabilirsiniz. Her sektör için farklı bir yaratıcı çalışma yapmak mümkün. Kedi maması üreten bir şirket Flickr’da “Sizin kediniz” adlı bir kedi fotoğrafları grubu oluşturabilir, bir baharat markası “Sizin yemekleriniz” adlı, kullanıcıların kendi yemeklerinin resimlerini eklediği bir grup yaratabilir.
Televidyon – www.televidyon.com
Televidyon.com farklı konularda programların yer aldığı bir internet televizyonu. Televidyon’da internet girişimciliği ile ilgili programları http://televidyon.com/etohum adresinden takip edebiliyorsunuz. İnternette televizyon yayını yapan bir başka site ise Sevenload. İçerisinde iş dünyası ile ilgili takip edebileceğiniz http://tr.sevenload.com/kanallar/Haber-Etkinlik adlı bir kanal bulunan Sevenload’da kendi kanalınızı oluşturma fırsatınız da var.
Friendfeed – www.friendfeed.com
Friendfeed diğer sosyal medya platformlarına göre çok farklı özellikleriyle dikkat çekiyor. Takip etmek istediğiniz kişinin yayınladığı içerikleri tek bir platformdan takip etmenizi sağlayan Friendfeed sosyal medyayı aktif kullananlar için büyük kolaylık sağlıyor. Örneğin http://friendfeed.com/muratbuyurgan adresinden kişisel blog’umda yazdığım yazıları, Flickr’a eklediğim fotoğrafımı, Twitter’da yaptığım içerik güncellemelerini tek bir noktadan takip edebilirsiniz.
Yukarıda bahsettiğim sosyal medya platformlarının dışında benzer ve farklı özelliklerde yüzlerce sosyal medya platformu mevcut. Yapmanız gereken ilgilendiğiniz konuya en uygun platformu ve kişileri bulup takip etmeye başlamak. Kısa bir süre sonra insanların bu siteleri kullanarak sosyal medya içeriğini nasıl oluşturduğunu anlamaya başlayacak, yorumlarla onlara katılmaya başlayacaksınız.
Bir sonraki aşama ise kendi içeriklerinizi yayınlamak olacak…
* Bu yazı 09.02.2009 tarihinde Milliyet Kobi’de yayınlanmıştır.
İnterneti iş boyutunda takip eden herkes için bir araya gelmelerine vesile olan toplantılar var. etohum ve Likemind bunların süreklilik sağlayabilenlerinin başında yer alıyor.
Gerek web ortamında gerekse bu tip platformlarda ön plana çıkan kişiler oluşmaya başladı. Kimisi bilgisi, kimisi tecrübesi, kimisi sempatisi ile kendini gösteriyor.
Tunç Kılınç bu özelliklerin bir çoğuna sahip, blog yazmaya başlamam vesilesiyle tanışma fırsatı edindiğim bir adam.
Yaratıcı ruhunu etohum’un 31 Ocak toplantısına gelmeden önce bir kez daha devreye sokmuş. Almış eline bir kamera. Çekmiş herkesi tek tek.
Kimi zaman almak istediği cevaba uygun soru sormuş. Kimi zaman taşlar yerine tam oturmuş.
İşte size Tunç’un kamerasından etohum 31 Ocak buluşması.
Sosyal Medyatiklerin bir çoğunu burada bulacaksınız.
İnternet kullanıcıları artık sadece gençler değil. Ülkemizde 26 milyona yaklaşan kullanıcı sayısıyla kadın, erkek, genç, yaşlı, çocuk… Kısacası herkes artık internet kullanıyor. Artık hayatımızda “Sosyal Medya” var. Sosyal medyayı anlamak için kavramları iyi bilmek, bilmekten de öte sosyal medya platformlarını kullanmaya başlamak gerekiyor.
İnternet ve halkla ilişkileri bir araya getiren en önemli kavram olarak karşımıza “sosyal medya” çıkıyor. Sosyal medya internet kullanıcıları için sınırsız fırsatlar sunmakta. Bu fırsatlar şirketlere de yansımakla beraber, ürün ve hizmetlerinde sorun yaşayan, müşterilerini memnun edemeyen şirketler için sosyal medya bir tehlike haline gelmeye başlıyor.
Bu sebeple şirketlerin PR 2.0, yani internet ortamında halkla ilişkiler faaliyetlerinde bulunmaya başlamaları, sosyal medyayı tanımaları ve iş süreçlerini daha doğru bir şekilde yönlendirmeleri gerekiyor.
Kulağa hoş gelen sözler, uygulamaya geçmediği sürece hiçbir şirket için değer taşımıyor. Uygulamaya geçmek için ise önce anlamak, sonra stratejiler oluşturmak gerekiyor.
PR 2.0 anlamak için; web 2.0, bloglar, sosyal ağlar gibi bazı kavramları tanımlayalım.
WEB 2.0
İnternet kullanıcılarının, internette belirli kaynaklardan eriştiği içerikleri sadece takip ettiği süreçten, kullanıcıların kendi içeriklerini ürettiği, bu içerikleri başkalarıyla paylaştığı sürece geçişi tanımlamak amacıyla Web 2.0 ifadesi kullanılıyor. İnternet sitelerindeki tasarım ve yazılım teknolojilerindeki değişimin sonucu olan bu paylaşım ortamı birçoğumuzun internette sıkça kullandığı Facebook, Youtube, Flickr, Blogger gibi binlerce ücretsiz internet sitesi sayesinde ortaya çıkıyor. İnternet siteleri ortamı sunarken, internet kullanıcıları, içeriği oluşturuyor.
BLOG
Web 2.0 sürecinin en önemli unsurlarından olan blog, kelime anlamı olarak “web günlüğü” olarak tanımlanıyor. Bir veya daha fazla kişi tarafından hazırlanan bloglar bireyler veya kurumlar tarafından hazırlanabilir. Bir blog’u önemli kılan en önemli unsuru içeriğidir. Blogları değerli kılan özellikleri, güncel, samimi ve değerli içerikler sunabilmesidir. Dünyada ve ülkemizde oldukça fazla takip edilen ve okurlarının görüşlerini etkileyebilen on binlerce blog yazarı bulunuyor. Blog yazarlarının tanınması ve etkili olması için internet kullanıcıları tarafından itibar görecek içerikler sunabilmesi gerekli. Şirketler tanınmış ve etkili blog yazarları ile iletişim halinde olmanın ne kadar önemli olduğunu bildiklerinden önemli blog yazarlarını medya ilişkileri süreçlerine katıyor.
MİKRO BLOG
Bloglarla kıyaslarsak, en önemli özelliği anlık ve kısa içerikler ile başkalarıyla içerik paylaşılmasını sağlamak. En popüler mikro blog servislerinden olan Twitter’da girilen her blog yazısı 140 karakterle sınırlıdır. İnsanların anlık olarak ne yaptıklarını başkalarıyla paylaşmalarını sağlayan mikro bloglar, özellikle profesyoneller tarafından bilgi ve haber paylaşımı amaçlı kullanılıyor. Dünyanın herhangi bir yerinde olan bir gelişmeyi en hızlı duyuran platformlar Mikro Bloglardır. Bir iki cümleyle sınırlı içerikle ile güncellenebilmeleri, cep telefonu ve iPhone gibi mobil araçlar ile kolayca kullanılabilmeleri, içeriğin hızlı bir şekilde yayılmasına olanak sağlıyor.
SOSYAL AĞLAR
İnternet kullanıcılarının birbirleriyle tanışması, irtibata geçmesi, içerik paylaşımında bulunması, tartışma ortamı oluşturması ve ortak ilgi alanlarındaki kişilerin bir araya gelebileceği gruplar oluşturulması amacıyla oluşturulan internet siteleri sosyal ağlar olarak tanımlanıyor. Ülkemizde oldukça popüler olan Facebook buna bir örnektir. Sadece iş amaçlı ilişkiler kurabileceğiniz Linkedin önemli sosyal ağlardan biridir.
SOSYAL İMLEME
İnternet kullanıcılarının beğendikleri internet sitelerini ve internet sayfalarını başkalarıyla paylaşmasına olanak sağlar. İnternet kullanıcıları paylaşılan içerikleri oylayarak ve yorumlayarak takip ederler. Bu sayede internette yer alan milyonlarca içerik arasında insanların ilgisini çekebilecek yazılar, resimler ve videolar ön plana çıkabilir.
SOSYAL MEDYA
Bireylerin internette birbirleriyle yaptığı diyaloglar ve paylaşımlar sosyal medyayı oluşturur. Sosyal ağlar, bloglar, mikro bloglar, anlık mesajlaşma programları, sohbet siteleri, forumlar gibi insanların bir biriyle içerik ve bilgi paylaşmasını sağlayan internet siteleri ve uygulamalar sayesinde internet kullanıcıları aradıkları ve ilgilendikleri içeriklere ulaşma fırsatına erişiyor. İlk bakışta bireyler veya küçük gruplar arasında gerçekleşen diyaloglar gibi görünsede, paylaşılan bilgi veya içerikle ilgilenen kişi sayısı oldukça hızlı ve fazla şekilde artıyor. İnternet kullanıcılarının olumlu ve olumsuz deneyimlerini internet ortamında paylaşmaları şirketler için fırsatları ve tehlikeleri beraberinde getirir.
PR 2.0, yani internette yürüteceğiniz halkla ilişkiler faaliyetleri için, bu kavramları bilmenin de ötesinde uygulamaya geçmeniz gerekiyor. Tavsiyemiz, içeriklerinizi sosyal medyada paylaşmaya başlamadan önce, sosyal medyayı takip etmeye başlamalı ve insanların internette nasıl diyaloglar oluşturduğunu anlamaya çalışmalısınız.
Bir sonraki adımda, paylaşılan içeriklere yorumlarla katılmanız ve kendi içeriklerinizi paylaşmaya başlamalısınız.
Bugün “ekonomik kriz” olarak tanımladığımız süreç, önümüzdeki on sene içerisinde şirketlerin iş yapma şekillerini ciddi anlamda değiştirmeleri gerektiğinin bir habercisi. Bu değişim sürecinde interneti ve sosyal medyayı doğru kullanabilen şirketleri önemli fırsatlar bekliyor.
* Bu yazı 19.01.2009 tarihinde Milliyet Kobi’de yayınlanmıştır.
Birkaç aydır şirketimiz içinde her zamankinden fazla gündeme gelmeye başlayan bir konu var.
Netpoint’in konumlandırması ne olacak?
Taşlar yerlerine oturmaya başladı. Artık şirketler ajanslardan internette uzmanlık alanlarına göre çözümler beklemeye başladılar.
Uzmanlık için bilmek yeterli gelmiyor. Uygulamanız. Sonuçlar elde etmeniz. Fikirlerden öteye geçmeniz gerekiyor.
Netpoint Interactive’i ilk kurduğumuzda konumlandırmamız çok netti: “İnteraktif Ajans Hizmetleri”.
Markalara, İnteraktif Ajans’ın ne olduğunu sektördeki bir çok arkadaşımız gibi anlatmaya çalıştık.
Zor oldu. Ama bugün itibariyle internete bütçe ayıran markalar internet konusunda faaliyet gösteren şirketlerin uzmanlıklarını anlamaya başladılar.
E-ticaret, advergame, kurumsal web siteleri, Facebook uygulamaları, viral kampanyalar, mobil pazarlama…
Bir çok konu ile ilgili tecrübesini ve porföyünü geliştiren şirketler kendini göstermeye başladı.
Netpoint olarak 2005 yılından sonra, internet girişimimiz olan Kurumsalhaberler.com’a ağırlığımızı vermeye başladık.
Artık müşterilerine hosting, içerik yönetim sistemleri, web tasarımı, içerik portalları, advergame gibi hizmetler sunan bir ajans değildik.
Kurumsalhaberler.com’u yayına aldığımız 2005 yılından bu yana geçen süreci medya ilişkilerini, basın bülteni hazırlamayı, sponsorluk ilişkilerini yani geleneksel PR‘ı öğrenerek geçirdik.
Web tasarımı, kullanıcı deneyimi, arama motoru optimizasyonu gibi önemli kavramları iyi biliyor olmamız, Kurumsalhaberler.com‘da doğru adımlar atmamızı sağladı.
Sosyal medyanın 2008 yılı içerisinde kendisini oldukça fazla göstermesi Kurumsalhaberler.com’un önemini daha fazla arttırdı. Bu süreçte Kurumsalhaberler.com Sosyal Medya’ya ilgi gösteren bir çok şirket için bir başlangıç noktası oldu.
Diğer yandan Sosyal Medyanın içerisinde önemli bir rol alan bloglarla ilişkilerimiz de gelişmeye başladı.
Evet. Bugün itibariyle Netpoint’in yeni konumlandırmasını duyurmanın zamanı geldi.
Netpoint PR 2.0 hizmetleri veren bir ajans olarak yoluna devam ediyor.
İnternette Halkla İlişkiler faaliyetleri özellikle yöntem olarak geleneksel Halkla İlişkiler faaliyetlerinden çok farklı. Bugün itibarı ile PR 2.0′ın merkezinde Sosyal Medya yer alıyor.
Netpoint, şirketlerin Sosyal Medya’da doğru bir şekilde yer alabilmeleri için gerekli PR 2.0 hizmetlerini veriyor olacak.
Hizmetlerimiz arasında markalar ( şirketler ) ile bloglar arasında köprü olacak “Blog İlişkileri” de yer alacak.
Bu hizmetimizde önemli bir iş ortağımız da olacak. Detayları önümüzdeki günlerde sizlerle paylaşacağım.
Bizim adımıza çok önemli olan bu gelişmeyi ilk defa buradan duyuruyorum.
Kısa süre içerisinde basın bülteni ile medyaya da duyuruyor olacağız.
Duvara tosladık…
Ekonomik kriz öyle bir geldi ki, şirketler şöyle bir silkelendi..
Bazıları silkelenmeye fırsat bulamadan tarih oldular bile.
Bu silkelenme süreci şirketlerin internete sarılmaya başladığı bir dönem olacak.
Bu güne kadar reklam, pazarlama ve pr camiasının internetle ilgili her şeye “alternatif” ön ekini eklemesi aslında şu anlama geliyordu;
“Biz internetin farkındayız. Ama henüz bu ortama girmenin zamanı değil. Beklemek te fayda var.”
Artık bekleyecek zaman kalmadı. Zaman harekete geçme zamanı..
“Sosyal medya” olmadan kitlelere ulaşmak hiç de kolay değil…
Ancak bir sorun var…
Sosyal Medya’yı “Alternatif kanal” olarak adlandırırsanız, “yönlendirmeyi” değil “yönetmeyi” düşünürseniz…
Nasıl olacak bu iş?