'Sosyal Medya' Kategorisi Arşivi

Dünya Sosyal Ağlar Haritası

wmsn-12-09

İtalyan blogger Vincenzo Cosenza’nın hazırladığı “Dünya Sosyal Ağlar Haritası” sosyal ağların global olarak görüntüsünü çok güzel bir şekilde gösteriyor.

Detaylar için Cosenza’nın blog’unu ziyaret etmenizi öneririm.

Markalar Twitter’ı nasıl kullanmalı?

twitter2Sosyal Medya’yanın vagzeçilmez unsurlarından biri de Twitter. Dünyada oldukça fazla kullanıcısı olan bu mikro blogging platformu, Türkiye’de özellikle medyanın gündemine girmesi ile popülerleşmeye başladı.

Twitter, bireyler için farklı kullanım sebepleri sunuyor. Markalar/şirketler açısından bakıldığında da oldukça önemli bir platform. Markalar tarafından farklı amaçlara yönelik kullanılabilecek olan Twitter’ın ülkemizdeki kullanım örneklerinin sayısı da her geçen gün artıyor.

Twitter, pazarlama süreçlerinize yeni fırsatlar sunacak bir platform olmakla birlikte geleneksel pazarlama yöntemlerini de etkin bir şekilde kullanabilmenize olanak sağlıyor.

İşte size geleneksel pazarlama ve PR faaliyetlerini Twitter’a taşıyabilmeniz için beş yöntem;

Müşteri hizmetleri
Müşteri hizmetleri ve çağrı merkezi hizmetlerinizi twitter’a da taşıyın. Twitter kullanıcılarının size ulaşmasını kolaylaştırın. Sorunlarını ve taleplerini dinleyin. Çözümlerinizi Twitter üzerinden sunun.

Kriz yönetimi
Twitter kriz anlarında mesajınızı en hızlı şekilde iletmenizi sağlayacak, markanın doğrudan iletişim kurabildiği bir platformdur. Kriz anlarında kullanıcıları takip edin. Onlara samimi ve doğru cevaplar verin.

Medya Takibi ( Sosyal Medya Takibi )
Twitter’da markanızı takip edin. Markanız hakkında olumlu ve olumsuz görüşler yazan kişilerle irtibata geçin. Onların sorunlarını çözmeye çalışın. Markanıza uygun tavsiyeleri hayata geçirin.

Promosyon ve kampanyalar
Twitter kullanıcılarına özel promosyonlar yapın. Tüm promosyonlarınızı ve kampanyalarınızı twitter’dan duyurun. Sadece takipçiler özel promosyonlar ve öncelikli haberdar olma fırsatı takipçilerinizin sayısını arttırmanıza yardımcı olacak.

Haber duyurumu ve basın bülteni yayını
Şirketiniz ile ilgili gelişmelerin yayınlandığı basın bültenlerine linkler verin. Haberlerinizi Twitter üzerinden duyurun.

Sosyal medya, arama motorları ve online PR ilişkisi

Dün benim adıma çok keyifli geçen bir sunum gerçekleştirdim. Netpoint – Kurumsalhaberler.com tarafından gerçekleştirilen sunumda Türkiye’nin önde gelen markalarından 20 davetli katıldı. Sunum sonrası yaptığımız anket, katılımcılar tarafından sunumun başarılı geçtiğini bize gösterdi.

Anketten aldığımız veriler pazarlama ve iletişim sektörü çalışanlarının Sosyal Medya konusunda daha kapsamlı bilgiler talep ettiğine işaret ediyor.

Yaklaşık 4 saat gerçekleştirilen sunumda arama motorlarından ulaşılan içerik, arama motoru optimizasyonu, anahtar kelime tespiti, basın bülteni optimizasyonu konularına ağırlık verdik. Sosyal Medya konusunda ise başlangıç seviyesinde paylaşımlarımız oldu.

27 Ocak 2010 tarihinde Centrum Toplantı Merkezinde gerçekleştirdiğimiz workshop’a ait sunuma slideshare’den ulaşabilirsiniz.

The Conversation Prism v2.0

The Conversation Prism

Brian Solis ve Jesse Thomas tarafından hazırlanan “The Conversation Prism” Sosyal Medya ile ilgili çok güzel bir grafik çalışması. Farklı boyutta görsellere http://theconversationprism.com/ web sitesinden ulaşabilirsiniz.

Sosyal Medya Siteleri ve Basın Odaları

facebook-pressroomÖzellikle web 2.0 süreciyle birlikte internet çok daha fazla hayatımıza girdi. Hemen her internet kullanıcısı artık sosyal medyayı kullanıyor. Bu durum Dijital pazarlama, sosyal medya danışmanlığı, online pr gibi farklı konularda uzmanların, danışmanları ve ajansların ortaya çıkmasına yol açtı.

Halka ilişkiler sektörünün ve çalışanlarının bu süreçte yeteri kadar aktif olmaması, geleneksel halkla ilişkiler yöntemlerinin internet ortamında hiç bir işe yaramadığı gibi görüşlerin ortaya çıkmasına sebep oldu.

Halkla ilişkiler’in geleneksel ve önemli çalışmalarından biri de basın bültenleri. Sosyal Medya çağında basın bülteni hazırlamanın gereksiz olduğunu düşünenler olduğu gibi hazırladıkları basın bültenlerinin internette yer almasını önemsemeyen şirketlerde bulunuyor.

Bu konuda örnek olması açısından Sosyal Medya’nın yaratıcıları kabul edilebilecek markalar/şirketler  basın bülteni hazırlıyorlar mı, hazırladıkları basın bültenlerini online bir basın odasında internet kullanıcılarına sunuyorlar mı? sorularına cevap aramanın doğru olacağını düşündüm ve kısa bir araştırma yaptım.

İşte sonuçlar;

Facebook Basın Odası
http://www.facebook.com/press.php

Youtube Basın Odası
http://www.youtube.com/press_room

Google Basın Odası
http://www.google.com/intl/en/press/

Yahoo Basın Odası
http://yhoo.client.shareholder.com/press/

Flickr Basın Odası
http://www.flickr.com/press.gne

Slideshare Basın Odası
http://www.slideshare.net/about/press

Bu sonuçlar basın bültenlerinin eskisinden de önemli olduğunun bir göstergesi. Basın bültenlerinin hedefine ulaşabilmesi için geleneksel medyanın yanına arama motorları ve sosyal medya’da eklenmiş durumda. Şirketlerin basın bültenlerini internette doğru bir şekilde yayınlamaları çok daha fazla kişiye ulaşmalarını sağlayacaktır.

Twitter bizim hayatımızı da değiştirebilecek mi?

twitter-logoHiçbir ücret ödemeden sahip olunan www.twitter.com/isminiz şeklinde bir web adresi, günün herhangi bir anında nerede olduklarını ve ne yaptıklarını cep telefonlarından attıkları SMS ile veya internete bağlı bir bilgisayardan gönderdikleri mesajlar ile dünyaya yayan Twitter kullanıcıları…Bu insanlar sizce ne yapıyor?

Daha önceki yazılarımda web 2.0, mikro blog, kullanıcı tarafından üretilen içerik ve sosyal medya kavramalarına değinmiş, internet kullanıcılarının web 2.0 süreciyle birlikte ne gibi fırsatlar elde ettiğini sizlere anlatmıştım.

Bireylerin kendilerini ifade etme ve kendileri gibi düşünen insanlar ile internet ortamında vakit geçirme fırsatını elde etmesi, sadece internet için değil hayatımız içinde oldukça büyük bir değişimin habercisi. Twitter da bu değişimin günümüzdeki temsilcilerinden olan en popüler mikro blog sitesi.

Twitter’ı, internet kullanıcılarında nasıl bir etki yarattığını ve Twitter’ı nasıl kullanabileceğinizi anlatmadan önce yukarıda belirttiğim kavramları tekrar anımsayalım;

İnternet içeriklerinin sadece “İçerik üreten kuruluşlar” tarafından oluşturulduğu dönemden “Bireylerin içerik ürettiği ve paylaştığı” döneme geçişi web 2.0 olarak tanımlamak mümkün. Milliyet örneğinden yola çıktığımızda Web 1.0 sürecinde Milliyet’in web sitesinde haber okuyabiliyorduk. Şimdi ise hem haber okuyor hem de yorum yazıyoruz. Okuduğumuz haberi Facebook gibi farklı sosyal medya sitelerinde paylaşabiliyoruz. Haberlere etiket ekleyebiliyoruz. Kendimiz bir şeyler yazmak istiyorsak Milliyet’te bir blog açıyoruz. Sadece okuma sürecinden, paylaşma ve içerik üretme sürecine geçiş, Web 2.0’ın temellerini oluşturuyor. Bireylerin Facebook, Twitter, Friendfeed gibi sitelerde ve kendi bloglarında paylaştıkları içerikler ve bu içeriklere gelen yorumlar Sosyal Medya’yı oluşturuyor.

Web 2.0 sürecinde ortaya çıkan ve Web 2.0 sitelerinin bir çoğu gibi kısa sürede hızlı yol kat eden sitelerden biri de Twitter. Twitter’ın size temel vaadi SMS veya internet üzerinden 140 karakterle sınırlı içerikleri www.twitter.com/isminiz şeklinde kendinize ait sayfada yayınlamanız ve isteyen herkesin sayfanıza üye olarak içeriklerinizi takip etmesi. Yani mikro bir bloğa sahip olmanız.

Twitter web sitesine girdiğinizde sitenin amacının “What are you doing?” yani “Ne yapıyorsun?” sorusuna cevap vermeniz olduğunu görüyorsunuz. Bu sayede arkadaşlarınız, çalışanlarınız, iş ortaklarınız ve sizi takip etmek isteyen herkesin sizin ne yaptığınızdan haberdar olmasını sağlıyorsunuz.

Kendi sayfanızda yayınlayacağınız içeriklerin yanı sıra “@isim” şeklinde başka bir kişiye cevaben veya onun girdiği bir içeriğe istinaden yazılar girmeniz mümkün. Bu sayede tek taraflı içerik sunumu yerine birden fazla kişinin katıldığı görüşme ve tartışmalar yapmak mümkün.

2009 yılının başlarında ABD’nin en popüler showları arasında yer alan “The Oprah Show” da Twitter’dan bahsedilmesi daha sonradan “The Oprah Effect – Oprah etkisi” diye tanımlanan ve Twitter web sitesindeki ziyaretçi trafiğini bir ay içerisinde neredeyse üç katına çıkaran bir gelişme yaşandı. Bu gelişmeyle birlikte Twitter sadece belirli bir internet kullanıcı kitlesine değil, özellikle ABD toplumunun önemli bir kısmının gündemine girmiş durumda.

2009 yılının Haziran ayında yaşadığımız gelişme ise Twitter’ın Time dergisine kapak konusu olarak yansıması oldu.  (http://bit.ly/timetwitterkapak ) Steven Johnson (http://twitter.com/stevenbjohnson ) imzasıyla yazılan yazı haber, fikir, arama, reklamcılık, son tüketici ve inovasyon gibi kavramların nasıl değişime uğradığını anlatıyor.

Twitter birçok internet kullanıcısının yaşam şeklini değiştirmeye başladı bile. Bazılarımızın hayatına çoktan yansımış bu değişimin yakın zaman içerisinde daha büyük kitlelere yansıması kaçınılmaz . Bu değişim size de yansıyacak mı? Twitter’da bireysel ve kurumsal fırsatlar neler? Bu soruların cevabını öğrenmenin en doğru yolu ise hemen www.twitter.com’da bir hesap oluşturmak ve aktif bir kullanıcı haline gelmekten geçiyor.

Sosyal Medya ve Online İçerikler

social-mediaSosyal Medya’nın Web 2.0 süreciyle birlikte oluştuğu gerçeğinden yola çıktığımızda Sosyal Medya’dan bahsetmeye başlamadan önce Web 2.0 sürecini doğru bir şekilde tanımlamakta fayda var. Web 2.0, internet kullanıcılarının kolayca kullanabilecekleri online paylaşım araçları ve web sitelerinin ortaya çıktığı süreç için kullanılan bir tabir. Web 2.0 siteleri sayesinde internette pasif durumda bulunan milyonlarca insan aktif duruma gelmeye, Bloglar ve mikro bloglar sayesinde interneti güncel içerikle beslemeye başlamıştı. Web 2.0’ın en pasif insanları bile en azından beğenmek, paylaşmak ve yorumlamak suretiyle içeriklerin çok daha fazla kişiye ulaşmasına yardımcı oluyordu. Web 2.0 sürecinde ortaya çıkan siteler internet kullanıcılarının kolayca kullanabilecekleri web siteleri ve araçları sağlıyor, internet kullanıcılarının paylaşarak yaydıkları içerikler ile sosyal medyayı oluşturuyordu.

İnternet kullanıcılarının Sosyal Medya’ya çok hızlı bir şekilde dahil olması dolayısıyla medya sektörünün devlerine ait web sitelerindeki ziyaretçi sayılarının düşmesinin sebebi ne olabilirdi? Bu sorunun birden çok cevabı olduğunu söyleyebiliriz. İçeriğin birkaç kanaldan değil yüz binlerce farklı yerden gelmesi, insanların içeriğe dilediği zaman ulaşabilmeleri, görüşlerini verdikleri oylar, yazdıkları yorumlarla belirtebilmeleri, katılımcı olabilmeleri, ücret ödememeleri, kendileri gibi düşünen insanlarla tanışa bilme olanağına sahip olmaları… Bu listeyi uzatmamız mümkün. Sosyal Medya’yı oluşturan web 2.0 sitelerindeki yükseliş, medyanın devlerine ait sitelerdeki düşüş anlamına geliyordu. Medya şirketleri ve reklam verenlerin Sosyal Medya’yı geç fark etmesi Youtube ve Facebook gibi internetten doğan Dünya şirketlerinin çok daha kısa sürede hayatımıza girmesine olanak sağladı.

Tehlike mi? Fırsat mı?

Web 2.0 sitelerinin ortaya çıkması ve Sosyal Medya’nın oluşması, internet kullanan herkesin içerik ürettiği, on binlerce kişi tarafından takip edildiği anlamına gelmiyor. Internet, içerik üretebilen, ürettikleri içerikleri doğru bir şekilde paylaşabilenler için kişisel fırsatlar sunmakla beraber, sosyal medya’da yer alan geniş bir kitlenin içerikleri üretmediğini, üretilen içeriklere sadece takip ederek, paylaşarak ve yorumlayarak katıldığını görüyoruz. Internet öncesi hatta Web 2.0 süreci öncesi şirketleri bireylerden ayıran en büyük avantaj, içerik oluşturmak ve bu içerikleri yaymak için bütçelerinin olması idi. Web 2.0, şirketler için yeni rakipler yarattı. Sosyal Medya, içeriklerinden gelir elde eden şirketler için büyük bir tehlike olarak gözükse bile, içerikleri pazarlama stratejileri için kullanan şirketler için yeni fırsatlar anlamına geliyor. Bir örnekle açıklamak gerekirse; Flickr gibi fotoğraf paylaşım siteleri, stok fotoğrafçılığından gelir elde eden büyük şirketler için bir tehlike iken, pazarlama aktiviteleri içerisinde fotoğraf yarışmaları düzenlemek olan şirketler için çok daha fazla kişiye ulaşmak adına büyük fırsatlar sunabiliyor.

Şirketler ve markalar Sosyal Medya’da nasıl var olacak

Kuruluşların soysal medya sürecine geç dahil olmalarının, hatta bir çoğunun henüz sadece izlemekle yetinmesinin farklı sebepleri var. Web 2.0 ile sosyal medya’nın farkının henüz anlaşılmamış olması ve şirketlerin neler yapmaları gerektiğini bilmemeleri bu sebeplerin başında geliyor. Video ve resim ekleme, yazı yazma, paylaşma, mesajlaşma, mobil kullanım fırsatları gibi yüzlerce önemli teknik özellik sosyal medyayı oluşturan web sitelerinin vazgeçilmez gerçekleri olmakla birlikte, Sosyal Medya gerçek gücünü içerikten alıyor. Herkesin kendi ilgi alanına göre içerik bulması, Sosyal Medya zincirinin en güçlü halkası.

Dolayısıyla Sosyal Medya’da insanların nasıl hareket ettiği, nelere ilgi duyduğu şirketler tarafından doğru analiz edildiğinde, pazarlama süreçlerinde ürettikleri içerikler sosyal medya platformlarında daha fazla ilgi çekecektir.

Sosyal Medya’da Klasik içerikler

Aslına bakılırsa  “içerik”, özellikle marka olarak tanımlayabileceğimiz şirketlerin hiç de yabancı olmadığı, hatta çok da iyi bildikleri bir konu. Pazarlama ve iletişim stratejileri açısından baktığımızda içerik her sektör için farklı derecelerde önem taşıyabilir. Sağlık, hukuk, finans, eğitim gibi uzmanlık gerektiren konularda bilgi ve verilerin paylaşıldığı basın bültenleri, insanların ilgisini çeken eğlenceli bir reklam filmi, bir şirket tarafından düzenlenmiş fotoğraf yarışmasında dereceye giren fotoğraflar, yemek tarifleri gibi her sektörün kendi hedef kitlesinin ilgilendiği birçok içerik, sosyal medya platformlarında doğru şekilde paylaşıldığında amacına ulaşabilir.

Doğru zamanda doğru içerik

Google internetin vazgeçilmezleri arasında yer alıyor. Sosyal medya’daki gelişmeleri Google da yakın takibe alıyor. Google’ın yakın zaman içerisinde Facebook, Twitter gibi birçok sosyal medya platformunu gerçek zamanlı arama özelliği ekliyor olması,  sosyal medya sitelerindeki içeriklere Google’dan daha fazla ziyaretçi gideceği anlamına geliyor. Google kullanıcılarının en çok yaptıkları aramaların başında “gündemi aramak” geliyor. Google Arama trendlerine baktığımızda önceleri neredeyse sıfır olan “Domuz Gribi” aramaların 2009 Eylül ayında tavan yaptığını görüyoruz. Gündemi takip etmek ve kuruluşunuz ile ilgili içerikleri internette paylaşmak bu açıdan büyük önem taşıyor. Domuz gribi ile ilgili bilgileri internet ortamında paylaşan hastanelerin ve doktorların sunduğu içeriklerinin sosyal medya’da paylaşılması söz konusu iken, basın bülteni, makale gibi içeriklerini kendi web sitelerinde dahi duyurmayan hastanelerin internette kendilerine yer bulmaları neredeyse imkansız hale geldi.

Sosyal Medya’ya özel içerik oluşturma

Şirketlerin pazarlama ve iletişim süreçlerinde oluşturdukları klasik içerikleri internet ortamında erişebilir hale getirmek suretiyle sosyal medya’da var olmak için doğru bir başlangıç yapabilmeleri mümkün olmakla birlikte, daha fazla kişiye ulaşmak için sosyal medya platformlarına uygun özel stratejiler ve projeler üretmek başarı şansını daha fazla arttıracaktır. Sosyal medyada ilgi gören markaların ortak özelliklerinden biri de içeriklerin kullanıcılar tarafından oluşturulmasına olanak sağlamaları. İnsanlar kendi videolarını, kendi resimlerini ve kendi yazılarını ekleyebildikleri, kısacası kendinden bir şeyler sunabildikleri marka esaslı sosyal medya platformlarına daha fazla ilgi duyuyorlar. Başlangıçta da bahsettiğim gibi Web 2.0 özellikle bireyler yönelik bir fırsat oluşturduğu için Sosyal Medya olgusu oluşmuş durumda. Markalar tarafından özel olarak geliştirilecek sosyal medya projelerinde içeriklerin kullanıcılar tarafından oluşturulmasını sağlamak ve katılımı olabildiğince arttırmak başarılı sonuçları beraberinde getirecektir.

İçerik şart, ama yeterli değil

Internet’in, Web 2.0’ın ve Sosyal Medya’nın gelişimine baktığımızda insanların edindiği temel faydanın içerik olduğunu görüyoruz. Teknoloji ve yazılımın sunduğu sonuçların her geçen gün daha iyiye gitmesi, web tabanlı içeriğin artmasına yol açacak. İçeriğin artması ile birlikte bilgi çöplüğü oluşma riski her geçen gün artıyor. Her ne kadar arama motorları bizlere en doğru içeriği sunmak için algoritmalarında ciddi çalışmalar yapsa da, insanların başkaları tarafında verilen tavsiyelere çok daha fazla itibar ettikleri bir gerçek. Sosyal medya’da içeriklerin paylaşımı bir anlamda tavsiye edilmesi anlamına geliyor. Şirketler açısından baktığımızda internette ve sosyal medya’da hedef kitlelerine ulaşabildikleri doğru içerikleri paylaşmaları kaçınılmaz hale geldi. Bundan on sene önce internette doğru bir içeriği yayınlıyor olmak başarı için yeterli bir strateji olabilirdi. Ancak günümüzde “internette içerik” dediğimizde hiçbir bütçesi olmayan, internete erişebilen herhangi bir internet kullanıcısı, devasa bütçeleri olan köklü şirketlere ve markalara meydan okuyabiliyor.

Şirketlerin internet stratejilerini tanımlarken “mecburiyet” yerine “fırsat” kelimesini kullanmaları gerekiyor.  Sosyal medya açısından baktığımızda; Nasıl ve kimin tarafından oluşturulan bir içerik? sorusuna doğru cevap verecek markaları 2010 yılında büyük fırsatlar bekliyor.

Sosyal Medya’da kişisel konumlandırma yapmanın 10 altın kuralı

Sosyal Medya'da Kişisel Konumlandırma

Sosyal Medya'da Kişisel Konumlandırma

Sosyal medya’da dikkat çekebilecek içerikler ile var olmanız hem çalıştığınız kuruluş hem de kişisel bilinirliğiniz için çok büyük avantaj sağlayabiliyor. Sosyal Medya’da kişisel olarak atacağınız her doğru adım profesyonel iş yaşamınızda size fırsatlar sunacak.

Web 2.0 süreciyle birlikte internette bireysel olarak oluşturulan içerik her geçen gün artıyor. Milyonlarca internet kullanıcısı için kim olduğunuz değil onlara nasıl bir içerik sunduğunuz önemli. İster kendiniz hazırlayın isterse başkaları tarafından hazırlanan bir içeriği paylaşın, insanlara faydalı içerikler sunduğunuz sürece dikkat çekmeniz, yüz binlerce blog yazarı arasında isminizi bilinir hale getirmeniz mümkün.

Sosyal ağlar, bloglar, forumlar gibi binlerce farklı sitede oluşan diyaloglar Sosyal Medya’yı oluşturuyor. Sosyal medya’da dikkat çekebilecek içerikler ile var olmanız hem çalıştığınız kuruluş hem de kişisel bilinirliğiniz için çok büyük avantaj sağlayabiliyor.

Bireyselleşmenin her geçen gün önem kazandığı internette kişisel olarak atacağınız her doğru adım profesyonel iş yaşamınızda size fırsatlar sunacak.

Sosyal medya’da kişisel konumlandırma yapmanın 10 altın kuralı:

  1. Adınız ve soyadınız gibi sizi tanımlayan kelimelerden oluşan bir alan adı satın alın. ( www.adinizsoyadiniz.com, www.soyadiniz.com vb. )
  2. Xing ve Linkedin gibi profesyonel amaçlı sosyal ağlarda kişisel hesaplarınızı oluşturun. Halen tanıdığınız kişileri ve yeni toplantılar sonrası tanıştığınız kişileri bağlantılarınız arasına ekleyin.
  3. Faaliyet gösterdiğiniz sektörle ilgili yabancı ve yerli blogları takip edin. Bloglarda yazılan yazılara kişisel yorumlarla katılın. Yorumlarınız blog sahibi tarafından silinmediği sürece yazdığınız yorumun internette kalıcı olacağını unutmayın.
  4. 140 karakterle sınırlı içerikler girilerek oluşturulan bir mikro blog servisi olan Twitter’da kişisel hesabınızı oluşturun. Kişisel ve/veya profesyonel içerikleri Twitter hesabınızda paylaşın. Sizinle ilgili diğer Twitter kullanıcılarını takip listenize ekleyin.
  5. Facebook, Vimeo, Flickr, Slideshare, delicious gibi farklı amaçlara yönelik sosyal ağlarda kişisel hesaplarınızı oluşturun. Oluşturduğunuz hesaplarda mümkün olduğunca aynı ismi ( kullanıcı adını ) kullanın. Friendfeed’de oluşturacağınız kişisel hesabınıza diğer sosyal ağlardaki hesaplarınızı ekleyin. İnsanların farklı sitelerde yayınladığınız yazı, fotoğraf, video, sunum gibi içeriklerinize tek bir noktadan ulaşabilmesini sağlayın.
  6. Kişisel bir blog açmak çok kolaydır. Zor olan blog’unuzu kaliteli içeriklerle beslemek olacaktır. Blog yazıları yazmaya hazır hissettiğinizde kişisel blog’unuzu yayına açın. Blog’unuzun tasarımı önemlidir. Ancak önceliği her zaman içeriğe verin. Yazılarınızda gerçekçi ve samimi olun. Yazılarınıza yorum yapılmasına müsaade edin. Eleştirilere açık olun. Arkasında duramayacağınız, savunmasını yapamayacağınız yazılar yazmayın.
  7. Sizinle aynı konularda yazılar yazan blog yazarları ile kendi blog’unuz ve diğer sosyal ağlar aracılığıyla diyaloglar kurun. Mümkünse fiziksel olarak tanışma fırsatı yaratın.
  8. İçerik üretmekte zorlanıyorsanız, başkaları tarafından yayınlanan yazı, görüntü, sunum gibi başarılı içerikleri sosyal ağlarda ve kişisel blog’unuzda paylaşın. Bu içeriklere kişisel yorumlar getirin.
  9. Facebook, Xing, Linkedin gibi soysal ağlarda grup sayfaları oluşturun. İnsanların oluşturacağınız grupta kendi görüşlerini, fotoğraflarını ve videolarını paylaşmasına olanak sağlayın.
  10. Google Alerts servisi ile isminizin geçtiği içerikleri takip edin. Bu servisi ilgilendiğiniz konuları takip etmek içinde kullanın. Farklı sosyal ağlardaki arama özelliklerinden faydalanın.

* Bu yazı 06.04.2009 tarihindeMilliyet Kobi’deyayınlanmıştır.

Sosyal medya’nın sosyal medyatikleri

İnterneti iş boyutunda takip eden herkes için bir araya gelmelerine vesile olan toplantılar var. etohum ve Likemind bunların süreklilik sağlayabilenlerinin başında yer alıyor.

Gerek web ortamında gerekse bu tip platformlarda ön plana çıkan kişiler oluşmaya başladı. Kimisi bilgisi, kimisi tecrübesi, kimisi sempatisi ile kendini gösteriyor.

Tunç Kılınç bu özelliklerin bir çoğuna sahip, blog yazmaya başlamam vesilesiyle tanışma fırsatı edindiğim bir adam.

Yaratıcı ruhunu etohum’un 31 Ocak toplantısına gelmeden önce bir kez daha devreye sokmuş. Almış eline bir kamera. Çekmiş herkesi tek tek.

Kimi zaman almak istediği cevaba uygun soru sormuş. Kimi zaman taşlar yerine tam oturmuş.

İşte size Tunç’un kamerasından etohum 31 Ocak buluşması.

Sosyal Medyatiklerin bir çoğunu burada bulacaksınız.

http://tinyurl.com/etohumtunc

Sosyal medya alternatif bir kanal mıdır? Yönetilebilir mi?

Duvara tosladık…
Ekonomik kriz öyle bir geldi ki, şirketler şöyle bir silkelendi..
Bazıları silkelenmeye fırsat bulamadan tarih oldular bile.

Bu silkelenme süreci şirketlerin internete sarılmaya başladığı bir dönem olacak.

Bu güne kadar reklam, pazarlama ve pr camiasının internetle ilgili her şeye “alternatif” ön ekini eklemesi aslında şu anlama geliyordu;

“Biz internetin farkındayız. Ama henüz bu ortama girmenin zamanı değil. Beklemek te fayda var.”

Artık bekleyecek zaman kalmadı. Zaman harekete geçme zamanı..

Sosyal medya” olmadan kitlelere ulaşmak hiç de kolay değil…

Ancak bir sorun var…

Sosyal Medya’yı “Alternatif kanal” olarak adlandırırsanız, “yönlendirmeyi” değil “yönetmeyi” düşünürseniz…

Nasıl olacak bu iş?