Bu aralar bloglar ile ilgili okuduğum kitaplarda birçok tarif ve tanımlama ile karşılaşıyorum. Türkçe’ye çevrilmiş, Blog dünyasını çok iyi bir şekilde anlatan Çıplak Sohbetler kitabı ( Naked Conversations ) ve çok da başarılı bulmadığım diğer kitapların hiç birinde yapılan tarifleri ben kendi adıma yeterli bulmadım.
Hiçbir tarif benim beğenerek okuduğum blogcuları ve blog yazarken kendi dikkat ettiğim esasları tam olarak bir araya getirememişti.
Kendi adıma blog ve blogculuğun tanımını yapmanın zamanı geldi de geçiyor diye düşünürken kendimi bu yazıyı yazarken buldum.
Blog ve blogculuğu anlatmak için hepimizin aşina olduğu bir tanımlamadan yola çıkacağım
Fotoğrafçı kimdir?
Günümüzde cep telefonları sayesinde hemen herkesin fotoğraf çekme olanağı var. Ancak her fotoğraf çeken veya elinde en gelişmiş fotoğraf makinası olan kişiyi fotoğrafçı şeklinde tanımlamıyoruz.
Fotoğrafçı denilince hepimizin aklına fotoğrafçılık ile ilgili belirli bir fotograf birikimine sahip, fotoğraf çekmeye az veya çok zaman ayıran, fotoğrafçılığa gönül veren kişiler geliyor.
Amatör fotoğrafçı ile profesyonel fotoğrafçıyı bir birinden ayıran ise bilgi veya tecrübe birikimi değil, profesyonellerin fotoğrafçılık sayesinde gelir elde ediyor olması.
Bloğu tanımlamak yerine blogcu’yu tanımlamak gerekli!
Yazımın başında belirttiğim gibi fotoğraf çeken herkese fotoğrafçı demiyoruz. O zaman blogspot, blogcu veya wordpress gibi çeşitli blog servislerini kullanarak yazılar yazan herkese de blogcu diyemeyiz.
Blogculuğa uygun bir web sitesi altında veya kendi oluşturduğu bir site içerisinde yazı yazan kişi, yılların gazetecisi de olsa, iş dünyasında sözü geçen birisi de olsa, yazıları çok başarılı, çok etkili de olsa birazdan bahsedeceğim özelliklere sahip olmayan, bu özellikleri bloğunda göstermeyen hiç kimse bence blogcu olarak tanımlanamaz.
Blogcu kimdir?
Blogcunun kim olduğunu bir cümlede tarif etmek benim için çok zor olsa da kısaca şöyle tarif etmeye çalışalım;
Blogcu; dönemsel olarak internette yazılar yazan, yazılarına olumsuz da olsa yorum eklenmesine müsaade eden, yazdığı konu hakkında birikim sahibi, eleştiriye açık, kendisiyle aynı konuda yazan blogcuları takip eden, blog dünyasına yorumlarıyla katılan, şeffaf ve samimi olabilen, dil bilgisi çok iyi seviyede olmasa dahi kafasındakileri yazıya dökebilen kişi olarak tanımlanabilir.
Bu tanımı biraz daha detaylı bir şekilde incelersek;
1- Blogcu internette kendisine, çalıştığı kuruluşa veya başkalarıyla birlikte oluşturduğu bir gruba ait web sayfasında dönemsel olarak yazı yazan kişidir. Dönem olarak günde bir kaç defa, her gün veya haftada bir gün seçilebilir. Haftada bir gün’ü aşan dönemler blogcu olmayı zorlaştırır. Zira sık güncellenmeyen blogların kendi takipçilerini oluşturması çok zordur.
2- Blogcu tarafından yazılan yazıların başkaları tarafından takip edilmeye değer olması, yani yazıyı yazan kişinin görüşlerine, fikirlerine ve yorumlarına itibar ediliyor olması gerekmektedir. İtibarı gösteren bir kişi de olabilir bin kişide. İtibarı gösteren dünyanın en bilgi kişisi de olabilir, en bilgisizi de. Yani blogcunun yazdığı yazı bir kişi bile tatmin etse, o blogcuyu sadece bir kişi takip etse yeterlidir.
3- Blogcunun yazdığı yazıların bir konu bütünlüğünde olması ( yeme-içme, moda, internet vb ) blogcunun farkedilmesi ve takip edilmesi için bir avantaj olsa da, blogcu kendi bloğunda dilediğini yazabilir. Bir gün siyaset yazıp diğer gün teknoloji yazmak tamamen kendi seçimidir. Ancak şu unutulmamalıdırki bir bloğun takip edilmesinin en büyük sebebi, takipçilerin o blogdaki içeriğe değer vermesidir. Bir blogcunun her konuda takip edilemeye değer birikimde olması çok zordur.
4- Blogcu, yazdığı yazılar hakkında yapılan olumsuz eleştirileri ve yorumları sayfasında yayınlayabilmeli, hata yaptığında hatasını yazılarında açıkça belirtebilmeli, yazısını yazarken esinlendiği, bilgilendiği ve kaynak olarak kullandığı diğer web sayfalarına veya başka blog yazarlarının yazılarına bağlantılar vermelidir.
5- Blogcunun belkide en önemli özelliği başka blog yazarlarını da takip ediyor olması ve kendisiyle ilgili konularda yazılmış blog yazılarına yorumlarıyla katılmasıdır. Blogcular yazmaktan çok okumaya ve yorum yazmaya vakit ayırır. Zira blogculuk kendi bildiğini etrafa yaymak değil, bilgiyi paylaşmak, paylaşılanlardan edinilen kazanımlarla yeni fikirler ve görüşler elde etmektir.
6- Blogcunun dil bilgisi çok iyi olmayabilir. Ancak kafasındaki düşünceleri yazıya dökebilecek ve okuyanların anlamalarını sağlayacak bir yazım diline sahip olması gerekmektedir.
7- Blogcu yazılarında ve hitaplarında dilediği şekilde hareket edebilir. Örneğin yorumlarıyla katılan kişilere cevap verirken Mehmet, Mehmet kardeşim, Mehmet arkadaşım veya Mehmet bey gibi ifadeler kullanmak tamamıyla kendi seçimidir.
Blog nedir?
Blogcuyu tanımladıktan sonra, blogcunun oluşturduğu bloğuda tanımlamamız gerekir.
Blog, bir kişi veya grup tarafından yazılan yazıları web sayfasında ters kronolojik sırayla otomatik olarak düzenleyebilen, yazılara yorum yazılmasına, yazı ve yorumların RSS ile takip edilmesine fırsat veren, tercihen teknik bilgi gerektirmeden yazar tarafından yönetilmeye uygun web sayfasıdır. Blogcu tarafından yazıların yazılara ve veya bloğun ana sayfasına başka bir web sayfası/blog tarafından bağlantı ( link ) verildiğinde, bloğun yönetim ekranında bunun takip edilebilmesine olanak sağlayan bir özellik olması çok önemlir. Bu sayede blogcu kendi yazılarına başka bloglarda verilen bağlantıları takip etme ve o bloğa gidip yorum yazma olanağına sahiptir.
Neden blog ve blogcu şekilde ingilizce ifadeler kullanıyorum?
Blog yazmaya başladığım ilk dönemlerde yazılarımda blog yerine e-günlük ifadesini kullanmaya özen gösterdim. Türkçe konusunda mümkün olduğu kadar hassas davranmaya çalışıyordum. Zamanla blog ve blogculuk kelimelerinin e-günlük, sanal ortam günlüğü, internet güncesi gibi kelimelerle ifade edilmelerinin imkânsız olduğunu farketim. Web ve log kelimelerinden oluşmuş blog kelimesi, aslında İngilizce içinde yeni bir kelime.
Blog kelimesini olduğu gibi kullanırken blogger yerine blogcu, blogosfer yerine blog dünyası, blogum yerine bloğum demeye de özen gösteriyorum. Blog yazarı yerine blogcuyu tercih ediyorum. Çünkü yukarıda anlattıkların blogculuğun sadece yazmaktan ibaret olmadığını gösteriyor.
Sonuç
Blog açmak çok basit bir iş olsada blog yazmak, blog yazılarınızı takip edilebilir hale getirmek ve yazılarınıza yorum almak hiç de kolay değildir.
Hele blogcu olmak çok daha zor bir iştir. Bilmek, takip etmek, yazabilmek, yorumları cevaplayabilmek ve bu süreçte itibar kazanmak zor ama keyifli bir süreçtir.
Belkide en güzeli, bu süreçte yüz yüze gelmediğiniz, sesini duymadığınız kişilerle 40 yıldır tanışıyormuş gibi sadece yazışmalarla yeni arkadaşlıklar başlatmak..Kendiniz gibi düşünen, sizinle aynı fikirleri paylaşan kişilerle tanışıyor olmak.
Tanımlamalarımda eksikler olabilir. Bu tanımlamalara katılmayanlarda olacaktır.
Yorumlarınızla katkıda bulunursanız memnun olurum.
Konuyla ilgili yazımı hazırlarken okuduğum blog yazıları;
http://selimtuncer.blogspot.com/2006/12/u-blog-szn-bir-tatlya-balasak-m.html
http://blog.wolkanca.com/beyaz-blogcu-ve-siyah-blogcu/
http://netgunlugu.blogspot.com/2007/06/gnlk-deil-blog.html
http://www.turkerkeskinpala.net/okyanusotesi/2007/07/08/turk-blog-dunyasi-sekilleniyor/