'Yazılarım' Kategorisi Arşivi

Bloglar markanıza ne söylüyor?

Global ekonomik krizin tüm şirketlere verdiği mesaj artık değişim zamanı olduğu. Blogları takip eden, onların fikir ve görüşlerini dikkate alan şirketler ürün ve hizmet kalitelerini geliştirebilmek için önemli rekabet avantajı oluşturacak.

Geçtiğimiz hafta sonu Blog Ödülleri 2009 yarışmasının sonuçları çok başarılı bir organizasyondan sonra açıklandı. Bu sene ikincisi düzenlenen yarışmaya önemli markaların sponsor olarak destek vermesi, organizasyonun başarısı kadar blogların Türkiye’de markalar tarafından önemsenmeye başlandığının da bir göstergesi niteliğindeydi. Blog Ödülleri 2009 ile ilgili sayısal veriler Türkiye’de blog yazarlığına olan ilginin her geçen gün arttığını gösteriyor. Türkiye’nin 61 ilinden toplam 1436 blog 14 farklı kategori altında yarışmaya katıldı.

Aile, Hobi, gündem, haber, iş dünyası, sanat, otomobil, pazarlama, spor, teknoloji, yemek gibi birçok farklı kategoride Türkçe bloglar bulunuyor. Doğal olarak bloglarda birçok şirket ve marka ile ilgili yorumlar da yer alabiliyor.

Blog Ödülleri 2009 kapsamında gerçekleşen panellerde şirketler ve bloglar arası ilişkiler de gündeme geldi. Zira blog yazarları ile şirketler arası ilişkilerin nasıl ve ne boyutta olacağı son dönemde oldukça tartışılmaya başlanan bir konu.

Bloglar ve şirketler arası ilişkilere yorum getirmeden önce Blog ve blog yazarı kavramlarına bir defa daha açıklık getirmekte fayda var.

Web 2.0 diye adlandırdığımız süreç, internet kullanıcılarının kendi içeriklerini internette başkalarıyla paylaşabilmesine fırsat veren sitelerin ortaya çıkması ile başladı. Hiçbir ücret ödemeden üye olunabilinen ve kolayca kullanmaya başlanabilen binlerce farklı site sayesinde internet kullanıcıları kendileri ile ilgili içerikleri internette paylaşmaya başladı.

Paylaşım sürecinin hızlanmasında ve internet kullanıcılarının bu sürece dâhil olmasında en büyük pay sahipleri ise blog yazarları. Birçok internet kullanıcısına düşünce liderliği eden blog yazarlarını her geçen gün daha önemli hale getiren ise güncel ve kaliteli içeriği okuyucuları ile paylaşıyor olmaları.

Bloglara ve sundukları içeriklere şirketler açısından bakıldığında takip edilmesi ve dikkate alınması gereken blog yazarlarının doğru tespit edilmesi büyük önem taşıyor. Takip edilmesi gereken blog yazarlarının tespitinde önceliğin içerik kalitesi olarak belirlenmesi gerekiyor.

Şirketler işe kendi sektörleri ile ilgili yazılar yazan blogları yakın takibe alarak başlamalı. Daha sonra belli başlı blog yazarlarını basın toplantısı veya sohbet toplantısı gibi birebir ilişki kurabilecekleri kurumsal etkinliklerine davet etmeleri gerekiyor. Yakın takibe alınan blogların yanı sıra blog dünyasında yer alan yazıları takip edebilecek ‘blog takip’ sistemlerini oluşturmalarında fayda var. Bu konuda Google, Technorati, Twitter gibi sitelerin arama teknolojilerinden faydalanmak önemli bir başlangıç noktası olacaktır.

Global ekonomik krizin tüm şirketlere verdiği mesaj artık değişim zamanı olduğu. Blogları takip eden, onların fikir ve görüşlerini dikkate alan şirketler ürün ve hizmet kalitelerini geliştirebilmek için önemli rekabet avantajı oluşturacak.

Faaliyet gösterdiğiniz sektör ve şirket büyüklüğünüz ne olursa olsun blogları takip etmeniz, bloglarda yer alan yazı ve yorumları değerlendirmeniz ürün ve hizmetlerinizi geliştirmenizde şirketinize önemli fırsatlar sunacak.

* Bu yazı 05.05.2009 tarihinde Milliyet Kobi’de yayınlanmıştır.

Sosyal Medya’da kişisel konumlandırma yapmanın 10 altın kuralı

Sosyal Medya'da Kişisel Konumlandırma

Sosyal Medya'da Kişisel Konumlandırma

Sosyal medya’da dikkat çekebilecek içerikler ile var olmanız hem çalıştığınız kuruluş hem de kişisel bilinirliğiniz için çok büyük avantaj sağlayabiliyor. Sosyal Medya’da kişisel olarak atacağınız her doğru adım profesyonel iş yaşamınızda size fırsatlar sunacak.

Web 2.0 süreciyle birlikte internette bireysel olarak oluşturulan içerik her geçen gün artıyor. Milyonlarca internet kullanıcısı için kim olduğunuz değil onlara nasıl bir içerik sunduğunuz önemli. İster kendiniz hazırlayın isterse başkaları tarafından hazırlanan bir içeriği paylaşın, insanlara faydalı içerikler sunduğunuz sürece dikkat çekmeniz, yüz binlerce blog yazarı arasında isminizi bilinir hale getirmeniz mümkün.

Sosyal ağlar, bloglar, forumlar gibi binlerce farklı sitede oluşan diyaloglar Sosyal Medya’yı oluşturuyor. Sosyal medya’da dikkat çekebilecek içerikler ile var olmanız hem çalıştığınız kuruluş hem de kişisel bilinirliğiniz için çok büyük avantaj sağlayabiliyor.

Bireyselleşmenin her geçen gün önem kazandığı internette kişisel olarak atacağınız her doğru adım profesyonel iş yaşamınızda size fırsatlar sunacak.

Sosyal medya’da kişisel konumlandırma yapmanın 10 altın kuralı:

  1. Adınız ve soyadınız gibi sizi tanımlayan kelimelerden oluşan bir alan adı satın alın. ( www.adinizsoyadiniz.com, www.soyadiniz.com vb. )
  2. Xing ve Linkedin gibi profesyonel amaçlı sosyal ağlarda kişisel hesaplarınızı oluşturun. Halen tanıdığınız kişileri ve yeni toplantılar sonrası tanıştığınız kişileri bağlantılarınız arasına ekleyin.
  3. Faaliyet gösterdiğiniz sektörle ilgili yabancı ve yerli blogları takip edin. Bloglarda yazılan yazılara kişisel yorumlarla katılın. Yorumlarınız blog sahibi tarafından silinmediği sürece yazdığınız yorumun internette kalıcı olacağını unutmayın.
  4. 140 karakterle sınırlı içerikler girilerek oluşturulan bir mikro blog servisi olan Twitter’da kişisel hesabınızı oluşturun. Kişisel ve/veya profesyonel içerikleri Twitter hesabınızda paylaşın. Sizinle ilgili diğer Twitter kullanıcılarını takip listenize ekleyin.
  5. Facebook, Vimeo, Flickr, Slideshare, delicious gibi farklı amaçlara yönelik sosyal ağlarda kişisel hesaplarınızı oluşturun. Oluşturduğunuz hesaplarda mümkün olduğunca aynı ismi ( kullanıcı adını ) kullanın. Friendfeed’de oluşturacağınız kişisel hesabınıza diğer sosyal ağlardaki hesaplarınızı ekleyin. İnsanların farklı sitelerde yayınladığınız yazı, fotoğraf, video, sunum gibi içeriklerinize tek bir noktadan ulaşabilmesini sağlayın.
  6. Kişisel bir blog açmak çok kolaydır. Zor olan blog’unuzu kaliteli içeriklerle beslemek olacaktır. Blog yazıları yazmaya hazır hissettiğinizde kişisel blog’unuzu yayına açın. Blog’unuzun tasarımı önemlidir. Ancak önceliği her zaman içeriğe verin. Yazılarınızda gerçekçi ve samimi olun. Yazılarınıza yorum yapılmasına müsaade edin. Eleştirilere açık olun. Arkasında duramayacağınız, savunmasını yapamayacağınız yazılar yazmayın.
  7. Sizinle aynı konularda yazılar yazan blog yazarları ile kendi blog’unuz ve diğer sosyal ağlar aracılığıyla diyaloglar kurun. Mümkünse fiziksel olarak tanışma fırsatı yaratın.
  8. İçerik üretmekte zorlanıyorsanız, başkaları tarafından yayınlanan yazı, görüntü, sunum gibi başarılı içerikleri sosyal ağlarda ve kişisel blog’unuzda paylaşın. Bu içeriklere kişisel yorumlar getirin.
  9. Facebook, Xing, Linkedin gibi soysal ağlarda grup sayfaları oluşturun. İnsanların oluşturacağınız grupta kendi görüşlerini, fotoğraflarını ve videolarını paylaşmasına olanak sağlayın.
  10. Google Alerts servisi ile isminizin geçtiği içerikleri takip edin. Bu servisi ilgilendiğiniz konuları takip etmek içinde kullanın. Farklı sosyal ağlardaki arama özelliklerinden faydalanın.

* Bu yazı 06.04.2009 tarihindeMilliyet Kobi’deyayınlanmıştır.

Kitap değerlendirmesi: ‘Pazarlamanın ve iletişimin yeni kuralları’

New Rules of Marketing & PR - Pazarlamanın ve iletişim yeni kuralları

New Rules of Marketing & PR - Pazarlamanın ve iletişim yeni kuralları

Digitalage dergisinin Mart sayısında David Meerman Scott’ın ‘New Rules of Marketing and PR’ adlı kitabıyla ilgili değerlendirmem yayınlandı.
Yazımın tam metni;

“İnternette nasıl hareket etmeliyiz?” sorusunu kendine soran her pazarlama ve Halkla İlişkiler profesyonelinin mutlaka okuması gereken bu kitap, internette kullanıcıların davranış şekillerini anlatırken onlara hangi araçlar ve yöntemlerle ulaşabileceğinizi ortaya koyuyor.

“The New Rules of Marketing & PR” kitabıyla ilk olarak 2008 yılının Mart ayında tanıştım. Bilgi Üniversitesinde “İnternet ve Halkla İlişkiler” konusunda vereceğim bir hafta sonu eğitimi öncesi internette bir araştırma yaparken David Meerman Scott’ın webinknow.com adlı blog’una ulaşmıştım. İşimle ilgili güncel içeriğe, internette takip ettiğim bloglar sayesinde ulaşabiliyorum. Bu araştırma, önemli bir yazara ve kitaplarına da ulaşma fırsatı yaratmıştı.
Scott’ın blog’u webinknow.com’u bilgisayarımın ekranında gördüğümde ilk izlenimim konusuna hakim birisi olduğu idi. Sayfayı aşağı doğru kaydırdıkça yazmış olduğu kitapların kapaklarını görmeye başladım. Ekranı biraz daha aşağı kaydırdıkça karşıma ücretsiz indirilebilecek PDF formatında e-kitapları çıktı. Son üç yıldır yoğunlaştığım kurumsalhaberler.com web sitemizle doğrudan olarak alakalı olması sebebiyle ilk tıkladığım e-kitap “The New Rules of PR” oldu.
Basın bültenlerinin eski ve yeni kuralları ile başlayan 22 sayfalık e-kitabı tabiri caizse bir nefeste okudum. İnternetin kendine özgü yeni pazarlama ve PR kuralları oluşturduğuna değinen Scott, müşterilere doğrudan ulaşmanın yöntemlerini anlatıyordu. Basın bülteni dağıtım servislerinden faydalanarak ne gibi sonuçlar elde edebileceğini anlatan Scott’ın anlattıklarının bizim kurumsalhaberler.com’da yaşadığımız deneyimlerle birebir örtüşmesi beni “The New Rules of Marketing & PR” kitabını bir an önce edinmek konusunda heyecanlandırmıştı.

Hemen Amazon’dan kitabı sipariş ettim. Ve gelir gelmez okumaya başladım.
İlk olarak “Kitabı kimler okumalı?” sorusunun cevabını vermekte fayda var. Kitap Üniversitelerde referans olarak kullanılabilecek bir yapıya sahip. İnternet ile ilgili her türlü eğitim kapsamında faydalanılabilir. Üniversitede bir dönem boyunca “İnternette pazarlama ve PR” konulu bir eğitim verecek olsam temel referansım mutlaka bu kitap olurdu.
İş dünyası açısından baktığınızda şirketlerin yönetim, satış, pazarlama, PR, IK gibi süreçlerinde yer alan herkesin mutlaka okumasını gereken bir kitap. Şirket sahiplerinin ve özellikle internet girişimcilerinin bu kitaptan fazlasıyla faydalanacağını düşünüyorum.

Peki, bu kitap ne anlatıyor?
Kitabın içeriğine baktığımızda üç temel başlık altında toplam 21 konuyla karşılaşıyoruz. Web’in pazarlama ve PR’ın kurallarını nasıl değiştirdiğini, müşterilere web tabanlı iletişimi kullanarak nasıl ulaşılabileceğini ve bu değişime paralel olarak uygulamaya geçmek için neler yapılması gerektiğini anlatan kitap internet konusunda farklı seviyede bilgi sahibi herkesin anlayabileceği bir dilde yazılmış.
Son yıllarda oldukça fazla duyduğumuz Sosyal Medya, Word Of Mouth, Long Tail, Blog, Podcast, Forum, Wiki, Viral, SEM ( Search Engine Marketing ) gibi kavramlara açıklık getiren Scott, bu kavramları kendi işimize nasıl adapte edeceğimizi bize anlatıyor.
David Scott’ın giriş yazısında şu sözleri dikkat çekiyor;

“Yeni tanıştığımız web araçları ve tekniklerinin ortak özelliği hedef kitleniz ve müşterilerinizle doğrudan iletişime geçmenin en doğru yolu olmasıdır. Web öncesi kuruluşunuzun fark edilmesinin tek yolu reklam yapıyor olmak ve basın mensuplarının sizin hakkınızda haberler yayınlaması veya yazılar yazmasını sağlamaktı. Hikâyenizi web ortamında doğrudan anlatıyor olmak tamamen yeni bir yöntem. Zira bugüne kadar yüksek bütçeli reklamlar yapmadan veya medya görünürlüğüne sahip olmadan milyonlarca kişiye ulaşma imkânınız yoktu. Sorun şu ki birçok insan reklam ve medya ilişkilerinin eski kurallarını web ortamında uygulamaya çalışıyor ki bu şekilde başarılı sonuçlar almak mümkün değil.”
Kitap, pazarlama ve PR’ın eski kurallarının tanımlanması ile başlıyor. Scott geleneksel medyanın önemini yitirmediğini ancak şirketlerin web ortamında gerçekleştirecekleri faaliyetlerini farklılaştırmaları gerektiğini anlatıyor. İnternet ortamında basın bültenlerinin ve şirketlerin ürün ve hizmetleriyle ilgili içeriklerinin ulaşılabilir olmasının önemine değiniyor.

Yazar, eski kuralların tanımından sonra yeni kuralların neler olduğu anlatılmaya başlıyor. Pazarlama ve PR faaliyetlerinin web ortamında bir birine çok yaklaştığına değinen Scott, “Müşterilerinizin arama motorlarında yaptığı bir arama sonucunda ilk olarak web sitenize, herhangi bir sitede yer bulmuş basın bülteninize veya blog’unuzdaki bir yazıya ulaşması arasında aslında hiçbir fark yoktur. İnternette ne yolla ulaşılırsa ulaşılsın müşterilere yardımcı olan doğru içerik amacına ulaşacaktır.” diyor. Scott’ın bu sözlerini bende verdiğim eğitimler ve danışmanlıklarda anlatıyorum. İnsanlar arama motorlarında ihtiyaç duydukları şeyleri arıyorlar. Bunlar içerisinde şirketler tarafından sunulan ürün ve hizmetlerde var. İnsanlara aradıklarını bulabilecekleri faydalı içerikler sunduğunuz takdirde, satışa çok daha hızlı bir şekilde ulaşabiliyorsunuz.
Kitapta anlatılan diğer önemli bir konu ise bloglar. Blogları takip etmek, kendi blog’unuzu oluşturmak ve blog yazarları ile iletişime geçmek konusu tüm detayları kitap içerisinde yer buluyor. Pazarlama ve PR faaliyetlerinde blogların önemi oldukça başarılı bir şekilde detayları ile anlatılıyor. Bloglar üzerine yazılmış en başarılı kitap olduğunu söyleyebileceğimiz “Naked Conversations – Çıplak Sohbetler” kitabının yazarlarından Robert Scoble’ın kitabın ön sözünü yazmış olması kitabın Bloglar konusunda anlattıklarının önemi destekliyor.

Halkla İlişkiler faaliyetlerinde önemli bir yer tutan basın bültenleri ile müşterilere ulaşma sürecinin web ortamında nasıl farklılaştığı kitapta tüm detayları ile anlatılmakta. Basın bültenlerinin artık sadece basın mensupları tarafından okunmuyor. “Reaching Buyers Directly – Müşterilere doğrudan ulaşmak” kavramı şirketlerin kendi web sitelerinde, basın bülteni dağıtım servislerinde, bloglar’da ve internet medyasında ulaşılabilen basın bültenlerinin şirketler için eskisine göre çok daha fazla görünüm sağladığı gerçeğini ortaya koyuyor. Geleneksel medya ilişkilerinin kuralları geçerliliğini korumakla birlikte, internet söz konusu olduğunda daha fazla basın bülteni hazırlamak, basın bültenlerinde anahtar kelimelerle optimizasyona dikkat etmek, basın bülteni dağıtım sitelerini kullanmak ve bu sayede müşterilere doğrudan ulaşmak mümkün.
Şirketinizin web sitesini hazırlarken güncel ve kullanıcılara faydalı içeriğe dikkat etmeleri, arama motoru optimizasyonun önemini göz ardı etmemeleri, kurumsal web sitelerindeki basın odalarının sadece basın mensuplarına değil hedef kitlenin tümüne hitap etmesi gerektiği, sosyal ağlarının pazarlama ve PR faaliyetlerinde nasıl kullanılabileceği gibi her boyutta şirket, kuruluş ve halkla ilişkiler ajansı için faydalı bir içeriğe sahip olan kitap, yazım tekniği açısından baktığınızda dikkatiniz dağılmadan ve sıkılmadan okuyabileceğiniz şekilde yazılmış.

Son zamanlarda okuduğum en başarılı kitaplardan biri olduğunu kesin bir dille söyleyebileceğim kitabın yayın hakları 22 farklı dilde satılmış durumda. Türkçesi Mediacat tarafından yayınlanacak olan kitabı mutlaka okumanızı tavsiye ediyorum.

Konuyla ilgili basın bültenimiz
http://www.kurumsalhaberler.com/netpoint/bultenler/murat-buyurgan-david-m-scottin-kitabini-digitalage-dergisi-icin-degerlendirdi

David Meerman Scott’a ulaşabileceğiniz adresler
http://www.davidmeermanscott.com/
http://www.webinknow.com/

İnternette basın bülteni hazırlamanın ve yayınlamanın 10 altın kuralı

İnternette basın bültenleri

İnternette basın bültenleri

Basın bültenleri şirketlerin hedef kitlelerine mesajlarını iletmek için kullandıkları en etkin yöntemlerin başında geliyor. Basın mensuplarına göndereceğiniz her basın bülteni medyada yer almayabiliyor ancak internet çok farklı fırsatlar sunuyor.

İnternette hedef kitlenize doğrudan ulaşabileceğiniz birçok site var. Bunların en başında şirketinizin internet sitesi yer alıyor. İnternet ortamında yayınladığınız basın bültenlerinin arama motorlarında bulunabilmesi ve fark edilip okunması için dikkat etmeniz gereken bazı kurallar bulunuyor.

İşte size internette yer alacak basın bültenlerini hazırlarken ve yayınlarken dikkat etmeniz gereken 10 önemli kural;

1- Haber başlığına her zamankinden daha fazla önem verin. 80 karakteri geçmeyin.

2- RSS takipçilerinin dikkatini çekmek ve arama motorlarından doğru kişilere ulaşmak için haber ile ilgili anahtar kelimelerin mümkün olduğunca başlıkta yer almasına olanak sağlayacak bir başlık seçin.

3- Başlığın altında bir ila dört cümleden oluşan özet paragrafına yer verin. Başlık ve alt başlıkta tamamen büyük harfler kullanmayın.

4- Basın bültenin bir haber hikâyesi gibi olduğunu unutmayın. Cümleleri ve paragrafları kısa tutun. Her paragrafta üç veya dört cümle kullanın. İlk paragraflarda kim, ne, nerede, ne zaman, neden ve nasıl sorularına cevap verin.

5- Standart bir basın bültenin 300 ila 800 kelimeden oluştuğunu unutmayın.

6- Gazete ve dergi ilanlarında kullanılan reklâm amaçlı çalışmalardan farklı olarak yazım dilinde doğal ve tarafsız davranın.

7- Mümkün olduğunca basın bülteni yayınlayın. Şirketiniz, ürününüz ve hizmetlerinizle ilgili her türlü gelişmeyi duyurun.

8- Basın bülteni ile birlikte resim, fotoğraf, sunum ve video gibi konuyla ilgili dijital dosyalara yer verin.

9- Basın bülteninizi web sitenizin basın odasında mutlaka yayınlayın. Basın bülteninin yer aldığı sayfaları arama motorlarına uygun bir şekilde optimize edin. Sosyal medyada paylaşılabilecek şekilde paylaşım araçlarına yer verin. (Örn: http://addthis.com/)

10- İnternet siteniz dışında hedef kitlenizin yer aldığı sosyal medya sitelerinde haberlerinizi duyurun. Kurumsalhaberler.com gibi online basın bülteni dağıtım servislerini kullanın.

* Bu yazı 09.03.2009 tarihinde Milliyet Kobi’de yayınlanmıştır.

Pazarlama ve iletişimin yeni kuralları!

Pazarlama ve iletişimin yeni kurallarından bahsetmeden önce, bu faaliyetlerin nasıl başladığına diğer bir değişle tarihine bakmak gerekiyor. Şirketler ve markalar başta Televizyon olmak üzere geleneksel mecraların hedef kitlelerine ulaşmak için hızlı ve ekonomik bir yöntem olduğunu fark ettiğinde pazarlama bütçelerinin büyük bir çoğunluğunu reklâmlara ayırmaya başladı.

Doğru hazırlanan her reklâm kampanyası satışlara yansıyor bu da geleneksel mecralarda yapılan reklâmın bir şirket için ne kadar önemli olduğunu gösteriyordu. Reklâm yapacak bütçeleri olmayan şirketler ise TV, radyo, gazete ve dergi gibi mecraları yeteri kadar kullanma fırsatına erişemiyordu.

Halkla İlişkiler faaliyetleri açısından baktığınızda, geniş kitlelere hitap eden yayın organları haber yayınlama açısında sınırlı alanlarını sadece geniş kitlelerin ilgilendiği şirketlere ayırabiliyorlardı. Bu şirketlerin aynı zamanda reklâm veren olmaları, şirketlerin medya ilişkilerini kuvvetli tutmaya yardımcı olsa da gazete, dergi ve televizyonda haberlerinizin yer alabilmesinin temel kıstası geniş kitleleri ilgilendiren ürün ve hizmetleri üretiyor olmanız idi.

90’lı yıllarda hayatımıza internet girmeye başladı. İnternet’in web 1.0 diye adlandırdığımız süreci şirketler ve medya açısından baktığımızda geleneksel medyadaki kuralların aynen geçerli olduğu bir dönemdi. İnternet kullanıcıları geleneksel medya şirketlerinin internette yayınladıkları içerikleri takip ediyordu. Şirketler ve medya arasındaki ilişki aynen internete de taşınmıştı. İnternet diğer mecralarla aynı yöntemlerle kullanıldığı bir platformdu. 2000’li yıllarda oluşan web 2.0 süreci insanların internette aktif olarak yer almasına fırsat sağladı. Şirketlerin pazarlama ve halkla ilişkiler faaliyetleri konusunda farklı bir şeyler yapmaları gerektiğinin ilk sinyallerini web 2.0 süreci vermeye başlamıştı.

Son üç yıl içerisinde tüm dünyanın kullandığı Youtube, Facebook, Flickr, Twitter, WordPress gibi binlerce internet sitesi artık hayatımızda sosyal medya diye bir gerçek olduğunu açıkça ortaya koydu. Gençlerle başlayan geleneksel mecralarda geçirilen vaktin bir kısmının internete kayma süreci bugün her yaşta internet kullanıcısına sıçramış durumda.

Geleneksel mecralarda yıllardır vazgeçilmez olan haber ve eğlence medyası internet ortamında her geçen gün yeni rakiplerle karşılaşmaya başladı. Bu durum geleneksel medyanın güçlü şirketlerinin internette adımlarını internetin yeni kurallarına göre atmasına sebep oldu.

Geleneksel mecrada çok iyi tanıdığımız birçok medya şirketi internet sitelerinde kullanıcı tarafından oluşturulan içeriğe de yer vermeye başladı. Bu yazımı okuduğunuz, sadece internette yayınlanan Milliyet Kobi ve yine Milliyet okuyucuları tarafından oluşturulan Milliyet Blog bu değişimin yansımalarına birer örnek.

Geleneksel Medya’nın bile kendisini internetteki gelişmelere göre konumlandırdığı günümüzde, şirketlerin internet ortamındaki pazarlama ve halkla ilişkiler faaliyetlerinde geleneksel kuralları uygulamak suretiyle başarılı olabilmeleri, geniş kitlelerin ilgisini çekmeyi başarabilmeleri neredeyse imkânsız.

Bu noktada geleneksel mecralarda reklâmları ve haberleriyle yer alabilen şirketlerin internetteki pazarlama yöntemlerini değiştirmeleri, bu mecralarda yer alma fırsatı bulamayan şirketlerin ise interneti harekete geçmek için bir fırsat olarak görmeleri gerekiyor.

İnternette pazarlama ve halkla İlişkiler faaliyetlerinin nasıl yapılması gerektiği konusunda birçok soruya cevap bulabileceğiniz çok önemli bir seminer 25 Şubat 2009 tarihinde İstanbul’da gerçekleşecek. Digitalage tarafından Medyanet’in ana sponsorluğunda gerçekleştirilecek olan seminerin konuşmacısı Dünyaca ünlü Dijital Pazarlama Stratejisti David Meerman Scott olacak.

İnternet öncesi pazarlama, müşterilerinize doğrudan ulaşmak, internette yayınladığınız içeriğin önemi ve pazarlama stratejisi geliştirmek gibi önemli konuların işleneceği seminerin konuşmacısı David Meerman Scott’ın “The New Rules Of Marketing & PR” adlı kitabı 22 farklı yayınlanıyor.

Benim de yazılarımda sıklıkla üzerinde durduğum internette basın bülteni yayınlamak, online basın odası, bloglar, sosyal ağlar gibi bir çok konunun anlatılacağı seminer hakkında detaylı bilgiye www.mci.com.tr internet sitesinden ulaşabilirsiniz.

* Bu yazı 16.02.2009 tarihinde Milliyet Kobi’de yayınlanmıştır.

Sosyal medyayı nasıl takip edersiniz?

 

Friendfeed Diyalogları

Friendfeed Diyalogları

Bir önceki yazımızda Web 2.0 süreciyle oluşan kullanımı kolay, ücretsiz ve yazılım teknolojileri açısından gelişmiş internet sitelerinin ortaya çıktığını, bu internet sitelerinde kullanıcılar tarafından oluşturulan içeriğin sosyal medya olarak adlandırdığımız, insanların birbirlerini bilgilendirdiği, yönlendirdiği ve etkilediği önemli bir olguyu ortaya çıkardığını anlatmıştık.

Şirketinizin internette pazarlama ve halkla ilişkiler çalışmaları için kağıt üzerinde teorik planlar yapmak yerine, hiç vakit kaybetmeden pratiğe geçmeniz gerekiyor. Sosyal medyayı oluşturan içerikler internette kolayca erişebileceğiniz ve takip edebileceğiniz şekilde bulunuyor.

İşte size takip edebileceğiniz sosyal medya platformları:

Facebook – www.facebook.com

Ülkemizde en fazla bilinen ve kullanılan internet sitelerinin başında yer alan Facebook ilk bakışta bireysel ihtiyaçlara cevap veriyor gibi görünmekle birlikte, grup oluşturabilme, etkinlik duyurma, fotoğraf ve video paylaşma gibi kendi işinize uyarlayabileceğiniz birçok olanak sunuyor. Halen Facebook’da 500’ün üzerinde pazarlama konulu grup yer alıyor.

Xing – www.xing.com

Geçtiğimiz yıl Türkiye’nin en büyük iş network platformu Çember.net’i satın alarak Türkiye pazarına giren Xing, iş bağlantıları kurmanız, sizinle aynı sektörde çalışan kişilerle tanışmanız, iş dünyasındaki etkinlikleri takip etmeniz için birçok ücretsiz servis sunuyor. Xing’de yer alan bilişim/internet başlıklı grupta 27 binin üzerinde yazı yer alıyor. www.linkedin.com adresinde yer alan Linkedin de önemli bir alternatif.

Twitter – www.twitter.com

En popüler mikro blog servislerinden olan Twitter’da takip edebileceğiniz binlerce farklı blog yazarı bulunuyor. 140 karakteri geçmeyen yazılar sayesinde ilgilendiğiniz konu hakkında gelişmelere, fikirlere ve yorumlara hızlı bir şekilde ulaşabiliyorsunuz. ABD başkanı Barack Obama seçim kampanyası boyunca Twitter’ı da kullandı. 264 adet içerik yazdı. 230 bin kişi Obama’yı http://twitter.com/BarackObama adresinden takip etti.

Flickr – www.flickr.com

En popüler fotoğraf paylaşım sitelerinden olan Flickr’ı kişisel olarak kullanabildiğiniz gibi şirketiniz için de kullanabiliyorsunuz. Ürünlerinizin ve yöneticilerinizin de fotoğraflarını yayınlayabildiğiniz ücretsiz bir platform olan Flickr’da belirli konular hakkında gruplar oluşturabilirsiniz. Her sektör için farklı bir yaratıcı çalışma yapmak mümkün. Kedi maması üreten bir şirket Flickr’da “Sizin kediniz” adlı bir kedi fotoğrafları grubu oluşturabilir, bir baharat markası “Sizin yemekleriniz” adlı, kullanıcıların kendi yemeklerinin resimlerini eklediği bir grup yaratabilir.

Televidyon – www.televidyon.com

Televidyon.com farklı konularda programların yer aldığı bir internet televizyonu. Televidyon’da internet girişimciliği ile ilgili programları http://televidyon.com/etohum adresinden takip edebiliyorsunuz. İnternette televizyon yayını yapan bir başka site ise Sevenload. İçerisinde iş dünyası ile ilgili takip edebileceğiniz http://tr.sevenload.com/kanallar/Haber-Etkinlik adlı bir kanal bulunan Sevenload’da kendi kanalınızı oluşturma fırsatınız da var.

Friendfeed – www.friendfeed.com

Friendfeed diğer sosyal medya platformlarına göre çok farklı özellikleriyle dikkat çekiyor. Takip etmek istediğiniz kişinin yayınladığı içerikleri tek bir platformdan takip etmenizi sağlayan Friendfeed sosyal medyayı aktif kullananlar için büyük kolaylık sağlıyor. Örneğin http://friendfeed.com/muratbuyurgan adresinden kişisel blog’umda yazdığım yazıları, Flickr’a eklediğim fotoğrafımı, Twitter’da yaptığım içerik güncellemelerini tek bir noktadan takip edebilirsiniz.

Yukarıda bahsettiğim sosyal medya platformlarının dışında benzer ve farklı özelliklerde yüzlerce sosyal medya platformu mevcut. Yapmanız gereken ilgilendiğiniz konuya en uygun platformu ve kişileri bulup takip etmeye başlamak. Kısa bir süre sonra insanların bu siteleri kullanarak sosyal medya içeriğini nasıl oluşturduğunu anlamaya başlayacak, yorumlarla onlara katılmaya başlayacaksınız.

Bir sonraki aşama ise kendi içeriklerinizi yayınlamak olacak…

* Bu yazı 09.02.2009 tarihinde Milliyet Kobi’de yayınlanmıştır.

Sosyal medya ile tanışmaya başlamak

İnternet kullanıcıları artık sadece gençler değil. Ülkemizde 26 milyona yaklaşan kullanıcı sayısıyla kadın, erkek, genç, yaşlı, çocuk… Kısacası herkes artık internet kullanıyor. Artık hayatımızda “Sosyal Medya” var. Sosyal medyayı anlamak için kavramları iyi bilmek, bilmekten de öte sosyal medya platformlarını kullanmaya başlamak gerekiyor.

İnternet ve halkla ilişkileri bir araya getiren en önemli kavram olarak karşımıza “sosyal medya” çıkıyor. Sosyal medya internet kullanıcıları için sınırsız fırsatlar sunmakta. Bu fırsatlar şirketlere de yansımakla beraber, ürün ve hizmetlerinde sorun yaşayan, müşterilerini memnun edemeyen şirketler için sosyal medya bir tehlike haline gelmeye başlıyor.

Bu sebeple şirketlerin PR 2.0, yani internet ortamında halkla ilişkiler faaliyetlerinde bulunmaya başlamaları, sosyal medyayı tanımaları ve iş süreçlerini daha doğru bir şekilde yönlendirmeleri gerekiyor.

Kulağa hoş gelen sözler, uygulamaya geçmediği sürece hiçbir şirket için değer taşımıyor. Uygulamaya geçmek için ise önce anlamak, sonra stratejiler oluşturmak gerekiyor.
PR 2.0 anlamak için; web 2.0, bloglar, sosyal ağlar gibi bazı kavramları tanımlayalım.

WEB 2.0
İnternet kullanıcılarının, internette belirli kaynaklardan eriştiği içerikleri sadece takip ettiği süreçten, kullanıcıların kendi içeriklerini ürettiği, bu içerikleri başkalarıyla paylaştığı sürece geçişi tanımlamak amacıyla Web 2.0 ifadesi kullanılıyor. İnternet sitelerindeki tasarım ve yazılım teknolojilerindeki değişimin sonucu olan bu paylaşım ortamı birçoğumuzun internette sıkça kullandığı Facebook, Youtube, Flickr, Blogger gibi binlerce ücretsiz internet sitesi sayesinde ortaya çıkıyor. İnternet siteleri ortamı sunarken, internet kullanıcıları, içeriği oluşturuyor.

BLOG
Web 2.0 sürecinin en önemli unsurlarından olan blog, kelime anlamı olarak “web günlüğü” olarak tanımlanıyor. Bir veya daha fazla kişi tarafından hazırlanan bloglar bireyler veya kurumlar tarafından hazırlanabilir. Bir blog’u önemli kılan en önemli unsuru içeriğidir. Blogları değerli kılan özellikleri, güncel, samimi ve değerli içerikler sunabilmesidir. Dünyada ve ülkemizde oldukça fazla takip edilen ve okurlarının görüşlerini etkileyebilen on binlerce blog yazarı bulunuyor. Blog yazarlarının tanınması ve etkili olması için internet kullanıcıları tarafından itibar görecek içerikler sunabilmesi gerekli. Şirketler tanınmış ve etkili blog yazarları ile iletişim halinde olmanın ne kadar önemli olduğunu bildiklerinden önemli blog yazarlarını medya ilişkileri süreçlerine katıyor.

MİKRO BLOG
Bloglarla kıyaslarsak, en önemli özelliği anlık ve kısa içerikler ile başkalarıyla içerik paylaşılmasını sağlamak. En popüler mikro blog servislerinden olan Twitter’da girilen her blog yazısı 140 karakterle sınırlıdır. İnsanların anlık olarak ne yaptıklarını başkalarıyla paylaşmalarını sağlayan mikro bloglar, özellikle profesyoneller tarafından bilgi ve haber paylaşımı amaçlı kullanılıyor. Dünyanın herhangi bir yerinde olan bir gelişmeyi en hızlı duyuran platformlar Mikro Bloglardır. Bir iki cümleyle sınırlı içerikle ile güncellenebilmeleri, cep telefonu ve iPhone gibi mobil araçlar ile kolayca kullanılabilmeleri, içeriğin hızlı bir şekilde yayılmasına olanak sağlıyor.

SOSYAL AĞLAR
İnternet kullanıcılarının birbirleriyle tanışması, irtibata geçmesi, içerik paylaşımında bulunması, tartışma ortamı oluşturması ve ortak ilgi alanlarındaki kişilerin bir araya gelebileceği gruplar oluşturulması amacıyla oluşturulan internet siteleri sosyal ağlar olarak tanımlanıyor. Ülkemizde oldukça popüler olan Facebook buna bir örnektir. Sadece iş amaçlı ilişkiler kurabileceğiniz Linkedin önemli sosyal ağlardan biridir.

SOSYAL İMLEME
İnternet kullanıcılarının beğendikleri internet sitelerini ve internet sayfalarını başkalarıyla paylaşmasına olanak sağlar. İnternet kullanıcıları paylaşılan içerikleri oylayarak ve yorumlayarak takip ederler. Bu sayede internette yer alan milyonlarca içerik arasında insanların ilgisini çekebilecek yazılar, resimler ve videolar ön plana çıkabilir.

SOSYAL MEDYA
Bireylerin internette birbirleriyle yaptığı diyaloglar ve paylaşımlar sosyal medyayı oluşturur. Sosyal ağlar, bloglar, mikro bloglar, anlık mesajlaşma programları, sohbet siteleri, forumlar gibi insanların bir biriyle içerik ve bilgi paylaşmasını sağlayan internet siteleri ve uygulamalar sayesinde internet kullanıcıları aradıkları ve ilgilendikleri içeriklere ulaşma fırsatına erişiyor. İlk bakışta bireyler veya küçük gruplar arasında gerçekleşen diyaloglar gibi görünsede, paylaşılan bilgi veya içerikle ilgilenen kişi sayısı oldukça hızlı ve fazla şekilde artıyor. İnternet kullanıcılarının olumlu ve olumsuz deneyimlerini internet ortamında paylaşmaları şirketler için fırsatları ve tehlikeleri beraberinde getirir.

PR 2.0, yani internette yürüteceğiniz halkla ilişkiler faaliyetleri için, bu kavramları bilmenin de ötesinde uygulamaya geçmeniz gerekiyor. Tavsiyemiz, içeriklerinizi sosyal medyada paylaşmaya başlamadan önce, sosyal medyayı takip etmeye başlamalı ve insanların internette nasıl diyaloglar oluşturduğunu anlamaya çalışmalısınız.

Bir sonraki adımda, paylaşılan içeriklere yorumlarla katılmanız ve kendi içeriklerinizi paylaşmaya başlamalısınız.

Bugün “ekonomik kriz” olarak tanımladığımız süreç, önümüzdeki on sene içerisinde şirketlerin iş yapma şekillerini ciddi anlamda değiştirmeleri gerektiğinin bir habercisi. Bu değişim sürecinde interneti ve sosyal medyayı doğru kullanabilen şirketleri önemli fırsatlar bekliyor.

* Bu yazı 19.01.2009 tarihinde Milliyet Kobi’de yayınlanmıştır.

Basın bülteni yazmaya başlayın

İnternet pazarlamanın birçok noktasında kuralları değiştiriyor. PR ( Public Relations ), Türkçe ifadesiyle “Halkla İlişkiler” bu değişimden nasibini doğal olarak alıyor. Daha önceleri kuruluşunuz ile ilgili bir haberi müşterilerinize ve hedef kitlenize etkili bir şekilde duyurmak için tek şansınız bir basın mensubunun dikkatini çekecek bir haber oluşturmak ve onlara göndereceğiniz basın bülteninin gazete veya dergi gibi basılı medyada yer almasını beklemekti.

Küçük ve niş pazarlara hitap eden şirketlerin gazete ve dergi gibi basılı medya organlarında haberlerinin yer alma şansı yok denecek kadar azdı. Doğal olarak medyanın önceliği daha fazla kişinin ilgisini çekecek ürünler, hizmetler ve şirketler.

İnternette ise kurallar değişiyor. İnternet bağlantısı olan ve arama motorlarında bir şeyler arayan herkese ulaşma şansınız var.

İnternet, kuruluşların haberlerini tüketicilere ulaştırma konusunda çok büyük fırsatlar sunmaya başladı. Şirketinizle ile ilgili gelişmeleri duyuran basın bültenlerinizi sosyal medyada paylaşabilir, hatırı sayılır sayıda ziyaretçileri olan bloglar gibi, internetteki birçok kanaldan kuruluşunuzla ilgili gelişmeleri duyurabilirsiniz.

Müşterileriniz haber bültenlerinizi internette erişebildiği her türlü sitede okuyabiliyor. Şirketinizin internet sitesinden başlayarak internet medyasında, bloglarda, sosyal ağlarda, basın bülteni dağıtım servislerinde haberlerinizi hedef kitlenize ulaştırma şansınız var.

İnternette mümkün olduğunca fazla ve doğru kişiye ulaşmanız için hazırlayacağınız basın bültenlerinde bazı konulara dikkat etmeniz gerekiyor;

- Basın bülteni yayınlamak için çok büyük bir gelişme olmasını beklemeyin. Her fırsatı değerlendirin.

- Sadece basın mensuplarının ve yayıncıların dikkatini çekmeye odaklanmayın. Direkt olarak müşterilerinize de hitap edecek şekilde basın bültenleri hazırlayın.

- Kuruluşunuz, markanız, ürününüz ve hizmetleriniz hakkında anahtar kelime olarak zengin bültenler yazın.

- Müşterilerinizin ve okuyucularınızın basın bültenlerinize yorum yazıp size görüşlerini bildirmesine fırsat verin.

- Basın bülteniniz içinde yer alan kelimelerden internet sitenizde ilgili içeriklere ( landing pages ) linkler ( bağlantılar ) verin.

- Arama ve görüntülenme için basın bültenlerinizi optimize edin.

- Basın bültenlerinizin sonunda Technorati, DIGG, delicious gibi sosyal medya siteleri için etiketler kullanın.
BASIN BÜLTENİ DAĞITIM SERVİSLERİNİ KULLANMAK

Basın bültenlerinizi etkili bir şekilde dağıtmanın en doğru yolu basın bülteninizi hazırladıktan sonra kendi internet sitenizde yayınlamak ve internette basın bülteni dağıtım servisi veren bir siteden faydalanmaktır. Bu tip siteler müşterilerinize direkt olarak ulaşabileceğiniz servisler sunmakla birlikte basın mensuplarına, blog yazarlarına, haber ajanslarına ve sosyal medyaya ulaşmanızı da olanak sağlar.

Kendi internet sitenizde basın bülteni yayınlamak, ürün ve hizmetlerinizle ilgili blog yazarlarına basın bültenlerinizi göndermek, sosyal medya sitelerinde ilgili gruplarda haberlerinizi duyurmak ekstra bir bütçe oluşturmadan yapabileceğiniz PR çalışmaları arasında yer alıyor.
Kurumsalhaberler.com gibi ücretli bir basın bülteni servisi kullanarak çok daha fazla kişiye ulaşmanız, Google Haberler’de yer alabilmeniz, Google’da yapılan arama sonuçlarında basın bültenlerinizi çok daha fazla kişiye ulaştırmanız mümkün.

Gazete, dergi ve TV gibi medya organlarında kuruluşunuz ile ilgili bir haberin yer almasını sağlamak hâlâ çok büyük önem taşıyor. Ancak her şirket haberinin büyük medya organlarında yer almasını beklemek yanlış olacaktır. Şirketiniz adına yapmanız gereken, geleneksel medyada yer alma fırsatınız olmasa bile basın bültenleri hazırlamanız ve internetin sunduğu fırsatlarını değerlendirmeniz.

* Bu yazı 18.12.2008 tarihinde Milliyet Kobi’de yayınlanmıştır.

İnternetteki fırsatları görmenin tam zamanı

Tüm dünyayı saran küresel ekonomik krizi yaşadığımız bugünlerde, kobilerin de büyük zorluklar yaşadığına hiç kuşku yok. Bu tip dönemlerin kobilere en tehlikeli yansımalarından biri talep daralması sonucu satışların azalmasıdır. Satışların azalması, zincirleme bir sürecin başlamasına yol açar. Şirketlerin bu durumlarda gösterdikleri ilk refleks ise maliyetleri düşürmek amacıyla giderleri azaltmaktır.

Harcamaların daha kontrollü yapılması her dönemde şirketler adına doğru bir yaklaşım olmakla beraber, pazarlama faaliyetleri için ayrılan bütçelerin bir anda kesilmesi beklenmeyen sonuçlar doğurur.

Özellikle bireysel tüketime yönelik ürünlerde satışın gerçekleşmesindeki en önemli unsurun güçlü pazarlama faaliyetleri ve marka bilinirliği olduğu düşünüldüğünde pazarlama ve halkla ilişkiler faaliyetleri en sıkıntılı dönemlerde bile şirketlerin vazgeçmemesi gereken çalışmalardır.

Bu noktada dikkatinizi çekmek istediğim konu internette pazarlama ve halkla ilişkiler faaliyetlerinin şirketiniz için ne gibi fırsatlar sunduğu. Ülkemizde yirmi milyona yakın kullanıcısıyla oldukça önemli bir mecra haline gelen internet, özellikle düşük bütçeli pazarlama çalışmaları için çok önemli fırsatlar sunuyor. İnternetin her bütçedeki pazarlama çalışması için sunduğu eşit fırsat ise geri dönüşlerin ölçülebilmesi ve bir sonraki çalışma için yol göstermesidir.

Peki, internette pazarlama ve hakla ilişkiler faaliyetleri nasıl yapılır?

Aslına bakarsanız bu sorunun cevabını, her gün televizyon, gazete, dergi gibi mecralarda görmeye alıştığımız, pazarlama ve reklam bütçeleri oldukça yüksek olan büyük markalar bile tam olarak bilemiyor.

İnternet herkes için farklı bir şey ifade edebiliyor. Hiç tanımadığı biriyle internet üzerinden oyun oynamak, fotoğraf meraklılarıyla tanışıp fikir alışverişinde bulunmak, mesajlaşmak, gazete okumak, ürün satın almak, dünyadaki gelişmeleri takip etmek, dünyanın öbür ucundaki arkadaşıyla ücretsiz görüntülü görüşme yapmak… Kısacası internet seçenekler dünyası.
Bu seçeneklerin birçoğu da her geçen gün ücretsiz olarak karşımıza çıkıyor. Bir bilgisayarı ve internet bağlantısı olan herkes hiçbir ücret ödemeden yüzlerce hizmetten faydalanabiliyor. Kendine blog açabiliyor. Yazıyor. Başkalarının bloglarını okuyor. Sosyal medya olarak adlandırdığımız Facebook gibi, Milliyet Blog gibi yüz binlerce insanın her konuda görüşlerini paylaştığı ortamları takip ediyor. E-posta ve internet sayfası sahibi olabiliyor.

Yukarıda sorduğumuz sorunun cevabı internet kullanıcılarının internette davranış şekillerini, neye ilgi duyduklarını, nelerden etkilendiklerini anlamaktan geçiyor.

KOBİLERE BAŞLANGIÇ TAVSİYELERİ

Her boyutta şirket için geçerli ilk ve en doğru adım bir internet sitesi sahibi olmak. Birçok şirketin internet sitesi hazırlarken yaptığı temel hata sadece görselliğe önem vermek, şirketi tanıtan yazılar ve ürün bilgileri ile siteyi tamamlamak. Sitenin Google gibi arama motorlarında bulunabilmesini ve hedeflenen kitle tarafından takip edilmesini sağlamaya yönelik çalışmalar yapan şirket sayısı yok kadar az. Başarılı bir internet sitesi sahibi olmanın sırrı ise, hitap edilen kitlenin ilgilendiği içerikleri sunabilmekten ve güncel bir yapıya sahip olmaktan geçiyor. Her geçen gün okuyucu kitlesi artan blogların başarılı olmasındaki temel sebebin internet kullanıcılarının aradıkları güncel içeriklere ulaşabilmesi olduğunu söyleyebiliriz. Hedef kitleye uygun içerikler hazırlamak ve Google gibi arama motorlarında ön sıralarda çıkabilmek konusunda neler yapılması gerektiğini bundan sonraki yazılarımda sizlerle paylaşacağım.

Tıklama başına ödeme yaptığınız Adnet gibi performans bazlı internet reklamları ve hedef kitlenize uygun içerikler yayınlayan tematik portallarda banner reklamları, internet reklamcılığı için uygun seçenekler sunabiliyor.

Ürünlerinizi, hizmetlerinizi ve şirketinizle ilgili gelişmeleri duyurmaya yönelik hazırlayacağınız basın bültenlerini başta internet siteniz olmak üzere kurumsalhaberler.com gibi bir basın bülteni servisi aracılığıyla basın mensuplarına ve internet kullanıcılarına duyurmak, halkla ilişkiler faaliyetleri adına doğru bir başlangıç olacaktır.

Ürün ve hizmetlerinizi tanıtmaya yönelik reklâm çalışmaları doğru hazırlanmış bir internet sitesi ve ilgili mecraya uygun hazırlanmış bannerlar sayesinde gerçekleştirilebilmekte. Ancak internette pazarlama ve halka ilişkiler faaliyetlerinde bulunmanız için ürünleriniz, hizmetleriniz, sektörünüz, ürünlerinizin nasıl kullanıldığı, nerelerde kullanıldığı, diğer kullanıcıların neler düşündüğü gibi anlatan içeriklere ihtiyaç duyacaksınız.

İnternet kullanıcılarının aktif rol aldığı Web 2.0 sürecinde hem kurumlar hem de bireyler adına unutulmaması gereken en önemli kural;

İçerik kraldır…

* Bu yazı 01.12.2008 tarihinde Milliyet Kobi’de yayınlanmıştır.

BTZ, Time 2008, Pazarlama Zirvesi ve Milliyet Kobi

Bayağı yoğun bir dönemdeyim. Bu dönemden kısa notları sizinle paylaşmak istiyorum.

Geçtiğimiz hafta Cuma günü, Kurumsalhaberler.com olarak sponsoru olduğumuz BTZ etkinliğinde idim. Her yönüyle çok başarılı bir organizasyondu. Emeği geçen herkesi tebrik ediyorum.

Bugün sponsoru olduğumuz diğer bir etkinlik olan Time 2008′de iki farklı panel’e dinleyici olarak katıldım. İnternet Reklamcılığı ve Bloglar konuşuldu bu panellerde. Orkun Tekin Türkiyede internet reklamcılığı ile ilgili oldukça önemli verileri ve bilgileri paylaştı.

Yarın ve bir sonraki gün pazarlama zirvesini takip edeceğim. Oradan izlenimlerimi sizinle paylaşacağım.

Bu arada Milliyet Kobi’de yazılar yazmaya başladım.

İlk yazım “İnternetteki fırsatları görmenin tam zamanı“. Kobilere internetteki pazarlama ve PR fırsatlarını anlatacağız.
Bu çalışmanın başlamasında destek veren Levent Karadağ’a çok teşekkür ediyorum.