'Yorum' Kategorisi Arşivi

Türk Hava Yollarına teşekkür!

08_02_12_thy.jpg
Geçen sene Haziran ayında bir yazı yazmış, Türk Hava Yolları’nın web sitesinde Türkçe sayfalarda “Türkiye” yerine “Turkey” ifadesinin kullanılmasını eleştirmiştim.Aslında bu yazı eleştiriden de ziyade bir üzüntü bildirisi, bir sitemdi..

THY, Türkiye’nin gerek içerde gerekse dışarda itibarı çok yüksek, çok başarılı bir kuruluşu.

Türkiye’de bu kadar büyük ve konusunda lider şirketlerin internet’i kullanma konusunda yeterince çaba göstermediği gerçeğinden yola çıktığınızda, THY’nin internet’i kullanmak konusunda attığı doğru adımlar, benim gibi internet konusunda kurumlara profesyonel hizmetler sunan bir kişiyi oldukça memnun ediyor. Daha da önemli olanı, müşterilerini memnun ediyor olması…

Bu hafta bir THY yetkilisinden aldığım mesaj, konuyla ilgili yazımı fark ettikleri ve durumu inceleyeceklerini belirtiyordu.

Bugün THY web sitesine baktığımızda, Türkçe sayfalarda artık “Türkiye” ifadesinin kullanıldığını görüyoruz.

Bir katkım olduysa ne mutlu bana.

Ancak önemli olan uluslararası arenada ülkemizi temsil eden en önemli kuruluşlardan birinin web sitesinde, Türkçe bölümlerde Turkey ifadesi yerine Türkiye ifadesinin kullanılmasıydı.

Bu da oldu.

Teşekkürler THY.

İnternet’i ne zaman anlarız?

Bu soruma şu gerekçelerle itiraz edip, “Biz zaten internet’i anladık” diyenler olacaktır;

1- Ülkemizde 6 milyonun üzerinde ADSL abonesi var.
2- İnternet kullanıcı sayısı 17 milyona yaklaşmış.
3- Hemen herkesin bir e-posta adresi var.
4- Bir çoğumuz blog sahibi, diğerleri sosyal ağlarda vakit geçiriyor.
5- İstanbulda web kameralarına bakmadan trafiğe çıkmıyoruz.
6- Haberleri artık internetten takip ediyoruz.
7- Konser, sinema, uçak gibi her türlü biletimizi internetten alıyoruz.
8- Fotoğrafımızı internette bastıryoruz.
9- İşimizi internette arıyoruz.
10- Yirmi otuz yıldır görmediğimiz ilk okul arkadaşımızı internette buluyoruz.

Bunlar gerçek. Doğru.
Birde bu gerçekler ışığında şu sorulara cevap arayalım;

1- Yukarıda listelenen internet nimetlerinden faydalananların çoğu çalışan insanlar mı?
2- Bu insanların bazıları şirketlerde yönetici mi?
3- Bazıları reklam ajanslarında, pr ajanslarında, pazarlama iletişim konusunda uzaman şirketlerde çalışıyorlar mı?
4- Bazıları internet’e yatırım yapmak veya interneti pazarlama amaçlı kullanmak adına şirketlerde karar verici pozisyonda mı?

Bu sorularının tümüne verilecek cevap tartışmasız EVET.

Şimdi asıl sorulara geçelim;

1- Birkaç sermaye grubu ve Teknoloji Holding gibi vizyoner bazı şirketler dışında kaç büyük şirket internette iş yapıyor?

2- Büyük reklam bütçeleri olan şirketler, 3000 civarı haneye konan bir takım cihazlarla ölçümleyebildikleri TV mecrasında yayınlayacakları reklamlara, tirajları esas alıp dikkat çekip çekmediğini bilmedikleri dergi ve gazete reklamlarına, sokakta kaç kişinin gördüğü sadece tahminlerle belirlenen outdoor reklamlarına, sadece ünlü oldukları için onbinlerce dolar ödeyerek fuar stantlarına getirdikleri şöhretlere itibar ederken acaba internet reklamcılığına ne kadar bütçe ayırıyorlar?

3- Birkaç bin kişiye ulaşacak, bir çoğu çöpe giden basılı evrak ve kataloglara onbinlerce dolar harcanırken, iş web sitesi yaptırmaya gelince bütçeler neden bir kaç bin dolara iniyor? Sadece müşteri kazanmak adına neredeyse kâr etmeden kendi ajanslarını kurup çalışan genç tasarımcılar neden itibar göremiyor?

4- Reklamcılık konusunda kendini kanıtlamış Reklam ajansları müşterilerine belirli projeleri hatırı sayılır bütçelerle kabul ettirebililirken, ülkemizde herkesçe başarısı kabullenilmiş İnteraktif Ajanslar doğru projeler yapabilmek adına neden istedikleri bütçeleri kullanamıyor?

Bu noktada şu konunun altını önemle çizmek isterim.
Burada karşılaştırma yaptığım mecralara, uygulamalara ve ajanslara kesinlikle itirazım yok.
TV’de reklam yapmayı, katalog basmayı, büyük reklam ajanslarıyla çalışmayı eleştirmiyorum.
Geleneksel Reklam ve iletişim yöntemlerinin varlığına karşı değilim.

Benim dikkat çekmek istediğim, konu internet olunca, tabiri caizse “dananın kuyruğunun koptuğu yer” olan bütçeler hep kesiliyor, kısılıyor…

Neden? 

Çünkü henüz internet’i anlamadık.

Ne zaman anlarız?

Emin olun bende bilmiyorum!

Siz olsanız Türkiye’de hangi internet şirketini satın alırdınız?

Bir önceki yazımda 2008′in Dünya ve Türkiye ekonomisi adına çok da parlak olmayabileceğine dikkat çekmiştim.
Ancak olumsuz ekonomik ortamlar, hele ki kriz ortamları bazıları için büyük zararlar verirken, bazılarına da büyük fırsatlar sunar.

2008 ile ilgili Makro açıdan olumsuz ekonomik görüntü, özellikle internet adına farklılıklar arz ediyor.
Cep telefonu kullanımı, internet kullanıcı sayısındaki artış, MSN kullanıcı sayısı gibi bir çok dikkat çekici istatistik gerçek yabancı yatırımcıyı Türkiyeye çekebilecek seviyede.

Bunun da örneklerini yavaş yavaş görmeye başladık.

Şimdi soru şu;

Bireysel girişimlerle, küçük çaplı şirketlere veya büyük gruplara baktığınızda siz olsanız hangi web sitesini/şirketi satın almak isterdiniz?

Sosyal ağ siteleri, fotoğraf baskı hizmetleri, haber servisleri, oyun siteler, büyük portallar, hosting şirketleri…

Her biri için bir  çok alternatif var.

Ama hangisi?

Bundan sonra adımlarınızı düşünerek atın…

Ülkemizin gelişme sorunu yaşamasının belkide en önemli sebebi sadece günü yaşamamızdan geçiyor.
Bugün otuzlu yaşlarında olan hemen herkes, 1960-1990 yılları arasında Türkiyede siyasal, ekonomik ve ticari anlamda neler olduğunu, nasıl bir süreç yaşandığını çok da iyi bilmiyor.

90′lı yıllarda hiç kimse, 2008 yılında üretimin değil pazarlamanın önemli olacağını ön görmedi.
Önce üretmeye odaklandık, daha sonra Kaliteli üretime.

Kaliteli ürünlerimizi Dünya pazarlarına nasıl satabileceğimizi hiç düşünmedik.
Yeni ürünler geliştirmek, bilişime ve teknolojiye yatırım yapmak aklımıza bile gelmedi.
Dünyanın üretim üssü olacağımız zannettik herhalde.
Çin’i, Hindistan’ı aklımızın ucundan bile geçirmedik.
Dünyada çıkan her yeni ürünün ülkemize anında gelmesini gelişme zannetik.

2001 yılındaki ekonomik krizden sonra, Dünyadaki sıcak para ülkemize geldi.
Onlar için ödedikleri bedeli 4-5 sene içerisinde çıkatabilecekleri kârlı şirketleri satın alabilmeleri, borsa, faz gibi piyasalardan yüksek kâr elde etmeleri yeterliydi. Şimdi gitme zamanı…

Bugün ABD’de yaşanan ekonomik kriz Dünya ekonomisini’de etkiliyor.
Yılmaz Özdil’in Hürriyet’teki yazısında belirttiği gibi 196 yıldır görülmemiş bir şey oldu;

Citigroup, 18 milyar dolar zarar etti.

Merrill Lynch, 14 milyar dolar,

Morgan Stanley, 9 milyar dolar,

Özetle Dünyanın kár rekortmenleri, dünya tarihinde görülmemiş derecede zararlar açıkladılar.

Ülkemizde kendini iyice hissettirmeye başalayan ekonomik daralma 2008′de hiç istemediğimiz yeni bir kriz çıkartır mı?
Bunu bekleyip görmekten başka yapabileceğimiz bir şey yok.

Pazar daralmasın, işler durmasın diye iyi gitmeyen işleri iyi göstermeye çalışmanın, topluma hiç bir zaman yansımayan sözde istikrarı konuşmanın zamanı değil artık..

Artık ülkemizdeki siyasi, ekonomik ve ticari gelişmeleri daha iyi takip etmenin, karar verirken daha akıllı davranmanın, adımları düşünerek atmanın zamanı…

Youtube’a erişimi engellemek başınızı deve kuşu gibi kuma gömmekten başka bir şey değil

Dün youtube’a erişimin engellediğini yazmıştım. Bu gün bir çok blogcu konuyu fark ettikçe yorumlarını yazmaya başladılar

Gelin işi sağlıklı bir şekilde değerlendirelim.

İnternet’in ulaştığı kitle arttıkça internetteki içeriğin T.C. yasalarına aykırı olduğu durumların göz ardı edilmemesi gerektiği gerçeği ortaya çıktı. Bu noktada hükümet doğru bir hareketle internet’i ilgilendiren bir yasa hazırladı.
Yanlış olan ise bu yasanın diğer bir çok yasa gibi aslında işin uzmanlarına danışılmadan hazırlanmış olması. 

Yasada belkide ihmal edilen en önemli konu yabancılara ait siteler ve Türkiyedeki siteler ayrımı. ( Müstehcenlik konusunun ucu ne kadar açık bir konu olduğunu daha önce yazmıştım)

Türkiyede faaliyet gösteren bir kuruluş ve kişisel web sitesine müdahele edip, yasa dışı içeriğini kaldırmasını talep etmek çok da zor değil. Ancak wordpress gibi youtube gibi siteler’den içerik kaldırma konusunda mahkemelerin yapacağı talepler çok hızlı bir şekilde uygulanabilir değil.

Youtube’un son kapatma olayında gerekçenin Atatürk’e hakaret olduğunu bugün gazetelerden öğrendim.

Türkiyede erişimi engellediğinizde çok da büyük bir başarı elde etmiyorsunuz ki.
Türkiye’de Atatürk’e hakaret videolarını keyifle seyredecek, bu videolardan olumsuz etkilenecek birileri varsa “yazık” demekten başka bir şey gelmez elimden.

Ancak Türkiyeden videoları engellediniz, ama tüm dünya seyretmetye devam ediyor.
Kuma gömülmüş bir deve kuşu başından başka bir sonuç elde edemezsiniz.

Atatürk’e hakareti engellemenin yolu youtube’u kapatmaktan geçmiyor.
Son 8 yılda borcuınu neredeyse 4 katına katlayıp 400 milyar dolara çıkartan bir ülke, uluslararası platformda hiç bir güce sahip olamaz.

Ne sözde Ermeni soykırımı iddialarını engeleleyebilirsiniz, ne Atatürk’e hakaretleri, ne de Türkleri, ülkemizi hakir görmelerini.

Youtube’a erişim yine engellendi

Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun Üç Dil şiirinde dediği gibi…

Biz otobüsü kaçırmış bir Milletin çocuklarıyız.

Ne otobüsler, ne trenler kaldı kaçırmadık.
Sıra geldi bilişime, internet’e.

Onu da kaçırmazsak ayıp olurdu herhalde..

2007 yılında internet’i doğru kullanan markalar

2007 yılıyla ilgili tespit ve değerlendirmelerime şirketler ve markalar ile devam etmek istiyorum.
ADSL abone sayısının artması, internet’in hem iş hem de özel hayatımıza iyiden iyiye girmesi, şirketlerin daha fazla beklemeleri için bir sebep kalmadığını gösterdi.
Bazı şirketler halâ bekleme dönemindeler. Onlara iyi beklemeler diliyoruz…

Beklemeyen şirketlerin 2007 yılı öncelikleri internet reklamcılığı oldu.
Bütçelerin büyük bir çoğunluğu reklam mecralarına ayrıldı.
Geri kalanlarla oyunlar, yarışmalar, sosyal ağlar, içerik siteleri, facebook uygulamaları hazırlandı.
Internet kullanıcılarının ilgilendiği hemen her konuda uygulamalar yapıldı.

Bütün bu çalışmalara tek tek değinmeyeceğim.
İlk aklıma gelenler şöyle;

“Cafe Crown Arası”, “Rodeo Mustafalar İçin” gibi ilgi çeken projeleriyle Ülker,
Ta-ze.com.tr web sitesiyle Tariş Zeytin,
Auris kampanyasıyla Toyota,
Turkcell-im web sitesiyle Turkcell,
Patlican web sitesiyle Avea,
PMag içeriğiyle Profilo,
Hobby.com.tr portalı ile Hobby Kozmetik

Yorumlarınızla katkıda bulunursanız memnun olurum.

2007 yılında ülkemizde dikkat çeken internet projeleri

Artık zamanı geldi de geçiyor diyenler, daha önce başka inter projeleri deneyip bir türlü istediğini bulamayanlar, internet ve pazarlamanın içinde olup bir projede biz yapalım diyenler…
Bireysel veya kurumsal olarak, öz sermaye ile veya yatırım sermayesi ile..

2007 yılında bir çok yeni internet projesi hayat geçti. Bir çoğu da kendini yenileyerek yoluna devam etti.
İşte benim dikkatimi çeken 2007 yılının internet projeleri;

Embrio Projeleri
İnternet ve mobil dünyada hizmet vermek üzere 2006 yılı Haziran ayında Teknoloji Holding bünyesinde kurulan şirket sırasıyla Superteklif.com, Kolaytedarik.com ve tio.com.tr projelerini hayata geçirdi.

Kurumsalhaberler.com
2005 yılında kuruluşlara ücretli olarak basın bülteni yayınlama, arşivleme ve dağıtma hizmeti sunmaya başladı. Superonline, Tnn, Bigpara, istanbul.com, ISI Emerging Markets gibi yayıncılarla yaptığı iş ortaklılarıyla dikkat çekti. Google ve arama motorlarında ön planda çıkan sonuçlarıyla markaların online bulunabilirliğini arttırıyor.

Blograzzi.com
Arda Kutsal ve Inveon ortak girişimiyle oluşturuldu. Blog dünyasında oluşan önemli bir ihtiyaca cevap verdi.

Botego
Yapay Zekayı markaların hizmetine sundu. Avea, Türk Telekom, Yemeksepeti gibi şirketlerin dikkatini çekti. Yüzbinlerce kişi merveyitavla.com’da botego’nun yapay zekasıyla sohbet etti.

Altivi
İhale sistemine yeni bir soluk getirdi. “Belki bana çıkar” diyen yüzbinlerce kişiye ulaştı.

Cember.net
Facebook’dan gelen ciddi baskıya rağmen kullanılırlığını yitirmedi. 2008′de yeni gelişmelerle karşımıza çıkacak gibi gözüküyor.

uzmantv.com
Herkesin herşeyi bildiği bir ülkede, işi uzmanına sordu. Video görüntüleriyle binlerce konu hakkında uzmanından bilgiler verdi.

sosyomat.com
Hayatı etiketlemek isteyenler bu siteye akın etti. Web 2.0′ın güzel örneklerinden biri olmayı başardı.

buzla.com
Internet’teki kaliteli içerikleri ve haberleri bulunabilmesini ve paylaşılabilmenizi sağladı.

bisorusor.com
Cevabını aradığınız bir soruyu sormanıza, daha önce sorulmuş soruları okumanıza olanak sağladı.

2007 yılına ait yeni siteler elbette bunlarla sınırlı değil. Bilgisayarımın başına geçip 30 dakikalık bir düşünme ve hatırlama amaçlı araştırma sonucu oluşturduğum bir liste sundum.
Sıralama aklıma gelme önceliğine göre yapıldı. Önem sırası veya kronolojik bir sıra oluşturulmadı.
Benim listemden çok sizlerin ekleyecekleri önemli.
Kendi projelerinizi veya dikkatinizi çeken projeleri yorumlarınızla paylaşmanızı bekliyorum.
 

2007 yılında ülkemizdeki olumlu internet gelişmeleri

2007 yılını geride bırakıyoruz. Bu yıl internet adına dünyada ve ülkemizde olumlu gelişmeler oldu. İnteraktif yaklaşım bloğu olarak bende internet ve pazarlama ile ilgili Türkiye’de 2007 yılına damgasını vuran gelişmeleri sizlerle paylaşmak istiyorum;

  1. Beşincisi gerçekleşen Altınörümcek web ödülleri 25 Ocak 2007 tarihinde sahiplerini buldu.
  2. Beril Teknoloji tarafından 2005 yılında kurulmuş olan blogcu.com Nokta İnternet teknolojileri tarafından satın alındı.
  3. eBay, GittiGidiyor‘a Ortak Oldu. eBay yaptığı yazılı açıklamada, Türkiye’nin en büyük elektronik ticaret platformlarından GittiGidiyor.com’a azınlık hissedarı olarak ortak olduğunu bildirildi.
  4. Türkçe içerikli blogları indeksliyen blograzzi.com web sitesi yayına başladı. Blograzzi kuruluşundan çok kısa bir süre sonra Technorati’nin stratejik iş ortağı olduğunu duyurdu.
  5. Ülkemizde internet ile ilgili gerçekleştirilen etkinliklerin sayısı artmaya başladı. En fazla ilgi gören etkinlikerin başında programcıları, girişimcileri, yatırıcımları, basın mensuplarını, tasarımcıları ve meraklıları bir araya getirmek amacıyla gerçekleşen Barcamp etkinliği,  Microsoft’un ana sponsorluğunda gerçekleşen Türkiye Blog Konferansı ve Webseminerleri‘i yer aldı.
  6. İnteraktif Pazarlama Zirvesinin ikincisi 28 Kasım tarihinden gerçekleşti. Zirveyle paralel bir şekilde düzenlenen İnteraktif Pazarlama Ödülleri GIA Grand Interactive Awards 2007′yi kazananlar açıklandı.
  7. İnternet reklamcılığı konusunda ülkemizde pazar lideri konumunda olan Zapmedya’nın % 70’ni İngiliz reklam ve pazarlama şirketi International Marketing and Sales Group, 13 milyon dolara satın aldı.
  8. Google Türkiye’deki etkinliğini Türkçeleştirdiği siteleri ve uygulamalarıyla arttırdı. istanbul.com ile yaptığı iş birliği ile Türkiyedeki postansiyele olan ilgisini gösterdi.
  9. Ekonomi ve iş dünyası ile ilgili yayın yapan haftalık ve aylık dergilerdeki internet’e ve interaktif pazarlamaya gösterilen ilgili artmaya başladı. Sosyal ağlar, bloglar, interaktif pazarlama ve internet reklamcılığı çok daha fazla gündeme gelmeye başladı. 
  10. Pazarlama konusunda Türkiye’nin en önemli organizasyonlarından Pazarlama Zirvesi‘nin 2007 yılı teması “Hız” oldu. Bu tema kapsamında yapılan konuşmaların ve sunumların büyük bölümünü internet ve dijital teknolojiler oluşturdu.

2007 yılındaki gelişmeler tabiki bunlarla sınırlı değil. Ancak internet’e ayrılan bütçelerin ve internet yatırımlarının artmasını olumlu yönde etkileyecek en önemli gelişmeler bence bu şekilde.

Sizce önemli olan, sizin tarafınızdan veya çalıştığınız şirket tarafından gerçekleştirilen projeleri ve gelişmeleri yorumlarınızla paylaşabilirsiniz.

Not: Sıralama gerçekleşme tarihlerine göre yapılmıştır.

Ali bey’in de dediği gibi, Algı gerçekten de gerçekmiş!

Ali Saydam Akşam gazetesindeki köşesinde bir yazı yazmış. Blogcu arkadaşlarda bu yazıyı yorumlamaya başlamışlar.
Ben dün gece farkettim. Ali bey’in yazısını ve yorum yazan blogcuların yazılarını okudum.
Ve şu sonuçları çıkardım:

1- Evet. Ali bey’in de dediği gibi algı gerçekten de gerçekmiş. Kendi web sitelerini bile güncellemeyen şirketlerin sosyal ağlarda birşeyler yapalım hevesi, facebook, Second Life, youtube’dan başka internette var olan başarılı diğer çalışmaları gündeme getirmeyen, blogları sadece yemek ve moda konulu yazarlardan ibaretmiş gibi gösteren medya’nın ortak çabasıyla Ali bey blogları da güvenirliği olmayan bir platform olarak algılamış.
2- Blogcular Ali bey’in birikimlerine saygılarını yitirmeden “Biz sizinle aynı fikirde değiliz Ali bey” demişler. Ve başlamışlar yazmaya.

Ali bey’in görüşlerine ve şirketlerinin yaptığı işlere saygı duyan ve beğeniyle takip eden birisi olduğumu baştan söyleyeyim. Kendisinin ciddi ve ayağı yere basan internet projelerini beğeniyle takip ettiğine ve önemsediğine www.kurumsalhaberler.com projemizle bizzat şahidim. Blogları da önemsediğini Selim Tuncer’le yazılarında girdiği diyalogdan hatırlıyoruz.

Şu konuda Ali bey’le kesinlikle hem fikirim;
İnternette trend olan sosyal ağlarda rastgele bir şeyler yaparak kurumsal iletişim sağlayamazsınız.

Reklamveren diye adlandırdığımız, pazarlama bütçeleri yüksek şirketler “Bir oyun yapalım insanlar oynasın, facebook’da bizde birşeyler yapalım, bizde Second Life’da ada açalım” gibi, aslında stratejisi ve hedefleri tam olarak belirlenmiş işler yaparak, sadece popüler oldukları için bu ortamlarda yer almak istiyorlar.
Ancak bu çalışmalar kurumsal iletişim anlamına gelmiyor.

Yeri geliyor sonuçları bile ölçülmeyen banner reklamlarına yüzbinlerce dolar harcanıyor…
Ama kurumsal iletişimin başı olan şirketlerin kendi web siteleri doğru dürüst hazırlanmıyor.
Bir çok büyük şirket basın bültenlerini bile web sitesinde yayınlamıyor.

Özetle Ali bey’in gördüğü ve analiz ettiği, aslında medyanın ve markaların sadece popüler olduğu için gündeme getirdiği ve para harcadığı çalışmalar.

Bu arada Ali bey kurunun yanında yaşı’da yakıyor ve blogları da yorumun içine katıyor.

İnternette kurumsal iletişim ve itibar yönetimi, çok kaygan, içi su dolu bir balonu ip üzerinde yürüyerek elinizde taşımak gibi bir şey. Zor. Ama çalışınca, önemsenince başarılabilen bir şey.

Bugün markalar internetten mümkün olduğunca kaçmaya çalışıyor.
Ancak gün gelecek daha fazla kaçamayacaklar.
Ve etrafa bir bakacaklar ki, kaçmayan markalar ipte yürüyüp balonu düşürmüyor.
Başlayacaklar düşünmeye.
Biz şimdi ne yapacağız?

Ali bey’in yazısında belirttiği bazı konular ile ilgili düşüncelerim ise şöyle;

Lafı fazla uzatmadan hemen söyleyelim. Herhangi bir iletişim aracı güvenini yitirdi mi etkisini de yitiriyor… O nedenle ‘trendy’ pek çok iletişim profesyonelinin tersine, Facebook gibi itibarı olmayan internet ortamlarının iletişim açısından bir etkisi olmayacağını; üzerine sayfa sayfa makaleler, kitaplar dahi yazılsa, bu durumun değişmeyeceğini düşünüyorum.

Ali bey ile hem fikirim. Facebook kurumsal iletişim için doğru bir ortam değil. Ancak facebook’da marka sayfası açan, grup açan, etkinliklerini duyuran ve uygulama geliştiren markalar facebook’da kısa sürede çok fazla kişiye ulaşabilmek adına oradalar. Bu ortamdan çok da büyük faydalar çıkartabiliryorlar.

Bugüne kadar çevremde web sitesi ile blog arasındaki ciddi farkları bana bir çırpıda anlatacak çıkmadı. Her ne kadar ‘ölçmüyorsan yapma ya da söyleme’ ilkesini şiar edinsem de ölçmeden bir tespit yapmaktan kendimi alamıyorum: İnternet ortamında pozitif mesajlar ilgi görmüyor ve kulaktan kulağa yayılmıyor. Durum negatif mesajlar için farklı. Benim, zekâmdan çok tombilliğimden söz ediliyor olması bundandır… Yani blogları kullanarak kurumsal ya da bireysel iletişimin yönetilebileceğini iddia eden ‘trendy’ arkadaşlara da inanmıyorum; ürünleri bu yolla pazarlayacağını ileri süren iletişim ‘sihirbazlarına’ da…

Bir web sitesinde yazıyı yazan kişi yazısına yorum yaptırıyor, gelen eleştirileri ve görüşleri sansürlemeden yayınlıyorsa orada blog var demektir. Diğer yandan bugüne kadar örneklerini gördüğümüz yayılma hikayeleri hep bireysel olaylar. Kurumsal anlamda olumlu mesajlarını yaymak için çaba sarfeden bir kuruluşa ben pek rastlamadım.

Kurumsal ve bireysel iletişimi blogları kullanarak kesinlikle yönetebilirsiniz. Bu pazarlama bütünün içinde güçlü bir faaliyet olur. İnternet hizmeti veren trendy arkadaşlar olduğu gibi işin stratejisine yönelen ve buradan yola çıkıp projeler üreten interaktif ajanslar ve danışmanlar olduğunu da unutmamakta fayda var.

Sonuç: Ben internet ortamının, yeri yurdu belli, etkileşimli web siteleri ve ciddi CRM programlarına dayalı yapılar hariç, rüştünü kazanıp haysiyetli ve itibarlı bir iletişim aracı haline gelene kadar etkisinin fazla ciddiye alınmaması gerektiğini düşünüyorum.

Etkide kasıt kurumsal iletişim ve itibar yönetimi ise Ali bey’le %100 aynı fikirdeyim. Facebook’da, Second Life’da kurumsal iletişim yapamazsınız. Ancak etkiyi reklam yapmak, insanları markanızın yer aldığı oyun, içerik sitesi, sosyal ağ gibi platformlara çekip tanıtım yapmak olarak tanımladığınızda facebook, youtube gibi sosyal ağların gücünü yatsımak yanlış olacaktır.

Konuyla ilgili diğer yazılar;

http://flynxs.blogspot.com/2007/12/yoksa-siz-de-bloglarn-iletiimdeki.html
http://osman.borutecene.com/ali-saydamdan-surpriz-bir-internet-yaklasimi