Biraz önce Yüce Zerey’in Pazarlama Trendleri adlı bloğunda okuduğum “Neden markaların online topluluklarının çoğu başarısız oluyor?” başlıklı yazı, markalar ve sosyal medya üzerine aklıma şu örneği getirdi;
“Patronu olduğunuz bir şirkete çalışan olarak yeniden başlamak”
Düşünün ki çok büyük bir şirketin patronusunuz. Herkes sizi seviyor. Sayıyor.
Ertesi gün o şirkette işe yeni başladığınızı varsayın.
Patron olmak için, patron olamazsanız dahi başkalarının sevgisini ve saygısını kazanmak için çabalamanız gerekir.
Herhangi bir çalışan olarak başladığınız yeni bir işte patron olarak davranamazsınız..
Geleneksel mecralardan internet’e geçişte yaşanan en büyük sıkıntı da bu.
Markalar geleneksel mecralarda elde ettikleri gücü aynı yöntemlerle internete de taşıyabileceklerini düşünüyorlar.
Evet marka değeri, algısı belki yüksek olmaya devam ediyor.
Ancak kullanıcıların markanızın web sitesinde vakit geçirmesini, başkalarına ürün ve hizmetlerinizi tavsiye etmelerini istiyorsanız internette de bir güç elde etmelisiniz.
Bence buda imkansız değil. Tek sorun yöntemlerinin eski olması.
Yeni bir ortamda, ortama ayak uydurmak gerekir.
Şu an markaların yaşadığı süreç bence bu…



Herkese bunu anlatmaya çalışıyorum ama olmuyor ya da zor oluyor. Nasıl gerçek hayatta yeni bir dükkan açtığınızda tanıtım faaliyetinde bulunmak zorunda oluyorsanız aynen internette de yapmak zorundasınız.
Sosyal Medya olayına gelince.. http://www.istegenc.com.tr adresi harika bir örnek. Oldukça faydalı ve sıkı takipçileri olan bir web sitesi.
Herkeslere tavsiye ederim.
Bunu internetten kısa vadeli beklentilerin çok fazla oluşuna bağlayabilir miyiz? Ve tabiki yine interneti tam olarak anlayamamaya? Çünkü dediğiniz gibi, eski yöntemleri birebir internete de uygulamaya çalışıyoruz günümüzde.. Oysa bu mecra, mecrayı hali hazırda kullanan kitle ve dinamikleri çok farklı…
Marka olabilmiş firmalar öncelikle Sosyal Medya’nın etkisini görüp yerlerini almak isteseler bile içten içe -gereksiz bir şekilde- “markamın adını düşürürmüyüm acaba?” endişesi yaşıyorlar…
Bunun üzerine Kısa vadeli beklentiler ve firması ile sürdüregeldiği marka’nın gücüne web üzerinde de hemen ulaşma çabası eklenince sonuçta bu tarz hüsranlarla karşı karşıya kalıyoruz bence…
http://girisimcilik.blogspot.com